Kent Mektupları
YEREL YÖNETİM SEÇİMLERİ
Arif Atılgan
30 Mart 2014 tarihinde Yerel Yönetimler için
seçimler yapılacaktır. Bu seçimlerden önce çeşitli kurum ve kişilerin seçilecek
olanlardan beklentilerini belirten önerilerde bulunmaları, kent sözleşmeleri
açıklamaları demokrasinin gereğidir. Ben de bu anlamda bir vatandaş-mimar
olarak daha çok yaşam ile ilgili kendi beklenti ve önerilerimi yazmak
istiyorum.
-Belediye başkanı ve meclis üyelerinin görev
sürelerinin 2+1şeklinde formüle edilmesi gerekmektedir: Bu suretle bu kişilerin
görev süreleri 2 dönem olmalı, ancak çok başarılı iseler 1 dönem daha
seçilebilmeleri sağlanabilmelidir. Ama 3 dönem sonra kesinlikle aday olmamaları
gerekir. Bu suretle 20-30 yıl görev yapanlar sebebiyle halkın saltanat olarak
adlandırdığı durumlara meydan verilmemiş olunacaktır.
-Seçilenler her yıl mal beyanında bulunmalıdır: Bu
durum da seçilenlere, birçok söylentiyi önlemek açısından rahatlık
getirecektir.
-Kent konseyleri yeniden düzenlenmelidir: Kent
Konseylerinin göstermelik olmamaları, gerçekten özgür ve özerk olmaları,
belediyelerine muhalefet yapabilmeleri sağlanmalıdır.
-Her çeşit afete karşı güvenli kentler
oluşturulmalıdır: Deprem başta olmak üzere afetlere karşı, kentsel dönüşüm ile
insanlar kent dışına gönderilerek ve emsal arttırılarak kent rantını kullanarak
önlem alınmamalıdır. Aksine kentlerin güvenli hale getirilmeleri, insanları
yaşadıkları semtlerde koruyarak ve emsal arttırmadan başarılmalıdır.
-Belediyeler yapacakları plan-projeleri halka
danışmalıdır: Yapılması düşünülen plan-projeler öncelikle gerçekleştirilmek
istenen bölgedeki insanlara sorulmalı, onların görüşüne göre yapılmalı veya
yapılmamalıdır.
-Kent içlerinde canlandırma projesi yapılmamalıdır:
Bu projeler batı ülkelerinde kent dışındaki sanayi, liman vs tesislerinin
çalışmalarına son verilmesinden sonra oralardaki yerleşimlerin çöküntü alanları
olması dolayısıyla yapılır. Ülkemizde ise kent içindeki sakin semtler çöküntü
alanı ilan edilerek, onların var olan rantlarından yararlanmak için yapılıyor.
-Kent içinde soylulaşma projesi kesinlikle
yapılmamalıdır: Zira bu projelerin esası insanların dönüştürülmesidir ki bu
durum bence insanlık suçudur.
-Kent içinde sadece koruma ve sağlıklaştırma
projeleri yapılmalıdır: Bu konular yasa ve yönetmeliklerde tarif edilmiş, kentlerin
geçmişine saygılı projelerdir. Bu arada kentlerin içersindeki insanların da
korunmasını içerdikleri için önemli sayılmalıdırlar.
-Otopark sorunu kent içindeki eski çayır, park,
meydan vs alanların yok edilmesi veya parkların altına otopark yapılması
yoluyla çözülmemelidir: Bu sorun insanların olabildiğince toplu ulaşım araçları
ile seyahat etmeleri sağlanarak çözülmelidir. Bu sağlanıncaya kadar gerekirse
parsellere kat otoparkı yapma izni verilerek palyatif çözümler üretilebilinir.
-İstanbullular İstanbul’un minibüslerinden
kurtarılmalıdır: Bu konuyu açıklamaya gerek yok. Zira İstanbul’da yaşayan
herkes minibüs konusunda sıkıntı yaşamıştır. Bu konu ıslah, kısmen veya tamamen
kaldırılma dâhil her anlamda ele alınmalıdır.
-İnsanlara yaşadıkları çevrenin geçmişi unutturulmamalıdır:
Semtlerde kaybolmuş olan tarihi çayırlar, parklar, meydanlar tekrar eski haline
getirilmeli, mahallelerdeki çeşme, bina vs eski eserler ortaya çıkarılarak
restore edilmelidir.
-Mobil semt pazarları kurulmalıdır: Aslında üreticiden
tüketiciye işlevi, toptancıdan tüketiciye işlevine dönmüş olan pazaryerleri
kuruluş amaçlarını kaybetmiştir. Ancak bunları halk istemekte ve sevmektedir.
Mobil olarak kurulduklarında hem halkın isteği gerçekleşmiş olacak hem de
çevreye zarar vermeleri önlenmiş olunacaktır.
-Belediyelerde moloz toplama servisi kurulmalıdır:
Bu suretle binalarında tadilat çalışmaları yapanlar molozlarını sokaklara,
yollara hatta ıssız orman kenarlarına dökmeyeceklerdir.
-Çöp konteynerleri geri dönüşüme uygun 4 bölümlü
olmalıdır: Plastik, cam, kâğıt ve ıslak çöplerin ayrı bölümlere konmaları
sağlanmalıdır. Bu durumda ıslak çöpler enerji üretiminde, diğerleri ise geri
dönüştürmelerde kullanılabileceklerdir.
-Parkların düzenlenmesi yeni baştan
programlanmalıdır: Her mahalleye yetecek park yapılmalıdır. Her parkta küçük
kuşların, kirpi, kaplumbağa, böcek vs hayvanların gizlenebileceği çalılıklar peydahlanmalıdır.
Her parkın içine havuz konmalı, bu havuzların kenarları beton saksı gibi değil
derinliği azalan kıyı şeklinde yapılmalıdır. Bu suretle havuzlarda kurbağa vs
hayvan yaşayabilir. Ayrıca diğer bütün hayvanlar kıyısından su içebilirler. O
zaman hayvanlar için ortalığa konan çirkin su içme kaplarına da ihtiyaç duyulmayacaktır.
Diğer yandan gerek parklarda gerekse refüjlerde bakımı zor ve maliyetli olan
çiçekler ile altı naylon fileli çimler azaltılmalı, başta çınar olmak üzere
geleneksel ağaçlarımız ve doğal çayırlıklar oluşturulmalıdır.
-Binaların altına müstakil arıtma tesisi yapılmalıdır:
Artık her binanın kendi arıtmasını yapması zor değildir. Bu suretle arıtma suyu
bahçede ve temizlikte kullanılabilir, temiz su tüketimi azaltılabilir. Katı
atıklar ise belediyeler tarafından toplanarak enerji üretiminde kullanılabilinir.
-Deniz doldurularak, parkların altı oyularak otopark
yapılmamalıdır.
-Kaldırım ve yol yenileme işlemleri gerçekten
ihtiyaç varsa yapılmalıdır: Bu işlemler onarım şeklinde yapılarak ekonomik israf
önlenmelidir.
-Dereler gerçekten ıslah edilmelidir: Derelerin
altındaki ve yanındaki betonlar kaldırılmalıdır. Dereler doğal ortamında akmalı,
kıyıları derinlik azalarak bitirilmelidir. Bu suretle çeşitli hayvanların dere
kenarlarından su içebilmeleri ve oralarda yaşayabilmeleri sağlanmış olunacaktır.
-Özellikle köprüaltları, dal-çık altları çirkin ve
korkulu görünmektedirler. Buralara reklam panoları konularak bu sorun
giderilebilir.
- Sıvasız, yarım inşaat görüntüsünde bina
kalmamalıdır.
Bunlar benim kendimce düşündüğüm, detaylandırılırsa
her biri satırlar, sayfalar alabilecek başlıklardır. Yazının başında
belirttiğim gibi her vatandaşın ve kurumun bu anlamda düşünceleri vardır. Siyasi
partiler adaylarını belirlerken bu tip başlıklara dikkat etmelidirler. Daha
sonra seçilen belediye yetkilileri, bu önerilerden akla ve bilime yatkın
olanlarından yararlanarak çalışma programlarını oluşturabilirler.
ARİF ATILGAN ARALIK 2013