21 Mart 2026 Cumartesi

 Kent Hafızası

KIZILTOPRAK SEMTİ

Kalkedon

Atinadan gelen Megaralılar iki koldur. Anadoludan gelenler şimdiki Kadıköy’e yerleşmiş. M.Ö.685 Kalkedon (Körler Şehri). Avrupa yakasından gelenler ise Topkapıya gelmişler.  M.Ö. 667 Bizans. Yani Kalkedon (Kadıköy) Bizanstan 17 yıl eskidir.

Fatih İstanbul’u aldıktan sonra şehrin kadısı olarak Hızır Beyi tayin eder. Kendisine Kalkedonu makam ödeneği olarak verir. Dolayısıyla buraya Kadının Köyü demişler. Sonrada Kadıköy olmuş. https://atilganblog.blogspot.com/2015/06/kadikoy-arif-atlgan-mo-700lu-yllarda.html

Ayrılıkçeşmesi – Bağdat Yolu

Ayrılıkçeşmesi 1600 yılında Kzlarağası Gazanfer Ağa tarafından yapılmış. Ordu sefere çıkarken ve Hacı adayları Kabe’ye yola çıkarken burada buluşulurmuş.  1638 yılında 4. Murad Bağdat Seferine buradan çktığında adı Ayrılıkçeşmesi konmuş. Yolun adına da Bağdat Yolu denmiş. Bağdat Yolu (Caddesi) Ayrılık Çeşmesi’nden başlar Cevizli’ye kadar devam eder. Sadece Acıbadem yoluna kadar olan kısıma Taşköprü Caddesi adı verilmiş. Adı geçen köprü Kurbağalıdere’nin üzerinden geçen köprüdür. 1940’larda köprü beton yapılmış. Şimdi daha genişletilmiştir. https://atilganblog.blogspot.com/2013/08/ayrilik-cesmesi.html

Tren Yolu- Kızıltoprak İstasyonu-FB Stadı-Sahil Yolu

Burada kızıl renkte killi bir toprak varmış. Bu sebeple tuğla imalathaneleri kurulmuş. Çevreye Tuğlacıbaşı Mahallesi denmiş. İstasyon daha sonra yapıldığından ona da Kızıltoprak İstasyonu adı verilmiş. 

Bağdat Caddesi Stadyumun arkasından gelip, devam eder. Recep Peker Caddesi ise önünden gelip Kızıltoprak’ta onunla birleşir. FB Stadı ilk 1909’da küçük bir tribünle açılır. Çeşitli safhalar geçirir. 1949’da 27 bin kişilik halini alır. 2006’da 50 bin kişilik olur. Stadla tren yolu arasında bostanlık vardır. https://atilganblog.blogspot.com/2013/11/fenerbahce-stadi-1-arif-atlgan-1800-lu.html

https://atilganblog.blogspot.com/2013/11/fenerbahce-stadi-2-arif-atlgan.html

Kızıltoprakta Bağdat Caddesinin üst tarafında tren yolu ve Kızıltoprak İstasyonu bulunur. Raylar 1872’de döşenmiştir. Ancak Söğütlüçeşme ile Kızıltoprak İstasyonlarının arasındaki mesafe çok kısadır. Bu sebeple istasyon konmaz. Zamanla buradaki yerleşim yoğunlaşınca 1910 yılında Kızıltoprak İstasyonu konur.

Sahil Yolu henüz yoktur. 1980’lerde yapılmıştır.

Bağdat Yolu ile Recep Peker Caddesi birleştiği burunda oturup meydana bakmayı sevdiğim bir kahvehane vardı.

Kadıköy Ortaokulu

1800’lerin sonlarında Kadıköy Sultanisi olarak kurulmuş. FB Stadı’nın ön tarafında Recep Peker Caddesi’nde karşılıklı iki ikiz binadır. Stadın yanındaki erkek, karşısındaki kız okuludur. Taş Mekteb diye anılırlar. Stad tarafındaki binanın yanında Zehra Hanım Pavyonu isimli tek katlı yapı okula ek sınıf kazanmak için yapılmıştır. Pavyon iki sınıflık küçük ek bina anlamındadır. Zehra, binayı yapan Süreyya İlmen’in halasının adıdır. Okul 1983’te Kenan Evren Lisesi adını almış. 2010 ylında İstanbul Anadolu Lisesi olmuştur.

Zühtü Paşa Konağı- Cami- Zühtü Paşa Sübyan Mektebi (Okulu)

Zühtü Paşa (1834-1902) 1871 den itibaren Osmanlıda çeşitli görevlerde bulunmuş. 3 padişah görmüş. Sultan Mecid, Sultan Abdülaziz ve Sultan Abdülhamid dönemlerinde vezirlik dahil görevler yapmış. Maarif Nazırlığı da yaparak ayrılmış.  Son yıllarında Kzıltoprak’ta yaşamış. Burada bugün olmayan büyük bir konak yaptırmş. O konak yanmış. Daha büyüğünü yaptırmış ve orada yaşamış. Arazi 50 dönümmüş. Köşke soldaki kapıdan girilince mermer havuzu geçip Harem dairesine, sağdaki kapıdan girince selamlık dairesine gidiliyor. Arka taraftaki giriş halayıklara (kadın köle) götürüyor. 3 ayrı merdivenle çıkılıyor 1. katta salonlar, yemek odaları, 2. Katta yatak odaları bulunuyormuş.

Zühtü Paşa Konağı

Sonra orası Kadıköy Kız Ortaokulu olmuş. 1948 yılında yıkılmış. Ayrıca Karakol, cami (1883) ve sıbyan mektebi (1888) yaptırmış. Mezarı caminin bahçesindedir. Sıbyanmektebi ise karakol olarak ta kullanılmış, şimdi Kadıköy İlçe Müftülüğü olarak kullanılmaktadır. İki bina olan Kadıköy Ortaokulunu da o yaptırmıştır. Karakol Yoğurtçupark karşısına taşınmıştır.

Zühtü Paşa Laleli ile Beyazıt arasındaki Koska semtindeki konağında vefat eder. Kızıltoprak’taki caminin bahçesine defnedilir.

Mahallenin adı Tuğlacıbaşı yerine Zühtü Paşa olmuştur.

Mecidiye Dergahı

FB Stadı’nın karşısında 1700’lerden kalmış bir tekkedir. Abdülbaki Efendi isimli bir zat kendi adıyla kurmuş. 1850’lerde sülaleden Ayşe Sıdıka Hanım tamir ettirir. Adını Mecidiye Tekkesi koyar. 1800’ler sonunda Abdülhamid yardım ettiği için Hamidiye Tekkesi de denirmiş. Son postnişin Yusuf Fahri Babadır. Kendisi FB’nin ilk takımı olan Black Stockings (Siyah Çoraplılar) takımında futbol oynamış. Yani FB’li. 1950’lerde yandaki apartmana taşınmış. 1891’de doğmuş ve 1967’de ölmüş. ‘FB li olan şeyh öldükten snra FB nin maçlarında kaleyi kollarmış.’ Denir. FB kalesine giden topa aniden istikamet değiştirtirirmiş. Bahçede sülaleden Ayşe Sıdıka Hanımın mezarı vardır.

https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/2019/09/19/meci%CC%87di%CC%87ye-derg%C3%A2hi-ve-fenerbah%C3%A7e

Mecidiye Dergahı

Zühtü Paşa İlkokulu 1960’lar

Okul 1915 yılında Feneryolu’nda yapılmış. 1949 yılında Kızıltoprak’ta Zühtü Paşa’nın arsasına kendisinin vasiyeti üzerine taşınmış. 1968’de ek bina yapılmıştır.

Kızıltoprak İstasyonu-Fatma Şadiye Toptani Öğretmen Evi

Kızıltoprak İstasyonu 1910 yılında yapılmış. Halbuki diğerleri 1872’de yapılmıştır. Bugün Marmaray sisteminde yine devre dışı bırakılmıştır.

Fatma Şadiye Toptani Öğretmenevi… 1877 de Mebus olan Esat Toptani Paşa Fatma Şadiye Hanımla evlenir ve bu köşke taşınır. 1925 yılında ölür. Çocukları yoktur. Fatma Şadiye Hanım öğretmenleri çok sever. Burayı öğrermenlere öğretmenevi olarak bırakır. Halen kullanılmaktadır ancak restorasyon yapılması gerekmektedir.

Kalamış Sazlığı

Dere kenarı sazlık ve bataklıktı. Buraya Bizans zamanında sazlık anlamında Kalamisia denirmiş. Günümüze Kalamış olarak gelmiş..

İkizler Sineması

1960’lardan 1980’lere kadar açık hava sineması olarak hizmet etmiştir. İstasyona çıkarken sağda idi. Bugün yerinde apartman ve otoprak var.

Fırın

Cadde üzerinde Kızıltoprak’ın önemli esnafı idi… İkizler Sineması’nda film seyrederken saat 24’e doğru fırından nefis ekmek kokusu gelirdi. Sanırım sabah bakallara gönderilecek ekmekleri yapıyorladı. O koku iştahımızı açar, film bitip sinemadan çıkınca aslında kapalı olan fırıncıdan ricayla sıcak ekmekleri alıp bölüşür yavan yiye yiye eve dönerdik. 

işkembeciler

Burada birkaç işkembe salonu vardı. Ama Öz Fenerbahçe İşkembe salonu ünlüydü… Akşamdan kaldığım bir gün sabah işe giderken işkembe çorbası içmeye girmiştim. Baktım dükkan sahibi bana bakıyor. Birden onu tanıdım. Yeldeğirmeni’ndeki simitçi fırıncı. Beyaz Fırın tarzında bir dükkandı. ‘Fırıncılıkla işkembeciliğin ne ilgisi var?’ diye sorduğumda ‘Hayat işte’ demişti.    

Toraman Sineması

Oduncu İbrahim’in yeri. 1980’lere kadar hizmet etti. Günümüzde Florance Nightingale özel hastanesi.

Kent Sineması

1970’lerde ve 1980’ler sonuna kadar vardı. Kadıköyün en güzel ve modern sinemasıydı. Buna benzer bir sinema da Küçükyalı’da 63 Sineması idi.

Bezmigül Dilber Hanım Köşkü

Bu köşkün karşısında yani Bağdat Caddesinin deniz tarafında Kazım Paşanın konağı vardı. Paşa buradan artan malzemeleri de kullanarak kızkardeşi Bezmigül Dilber Hanıma tam karşısında bir köşk yaptırır.

Bezmigül Dilber Hanım, Abdülhamid’in eşi Bedrifelek Kadınefendi'nin ablasıdır. Evlenip saraydan ayrılıyor. 19. Yüzyıl. Bu eve taşınıyor. Dilber hanımdan sonra konak eskiyip çürüyor. Arkasındaki büyük bahçeye apartmanlar yapılıyor. 1939 yılında köşk yıkılır. Daha sonra aynısı beton olarak yapılır. Üzeri ahşap kaplanır. Bu arada bahçe yol koduna indirilir. Alta dükkanlar yapılır.

Bezmigül Dilber Hanım Köşkü

Köhne

1960’ların en ünlü çayhanesi. Kalamış İskele’sine girerken solda idi. Birçok ünlü kişi çıkmıştır buradan. Örneğin Mazhar-Fuat-Özkan burada tanışıp grup kurmuşlar diye anlatılır. İtiraf edeyim. Ben hiç gitmedim. Bu tip yerler beni açmaz.

Birşeyi yazmadan geçmeyeyim. 1960’larda Köhne yokken onun biraz ilerisinde, kıyıdaki pınarı benden başka anımsayan var mıdır merak ederim.

Kalamış Kumsali

Henüz kıyılar doldurulmamışken burası Kumsal ve Plajdı... İlk midyeyi burada yemiştim. İskelenin beton ayaklarından çıkardığımız el büyüklüğündeki midyeleri bu kumsalda ateş yakıp üzerine koyduğumuz tenekede kızartıp yemiştik.

Dere Ağzı-Sazlık

Dereağzı denilen bölüm sazlık ve bataklıktı. Daha önce burada derenin deltası varmış. İlginç kişilikteki Vecihi Hürkuş’un (1896-1969) atölyesi buradaymış.  Vecihi bey kendisine iki kişilik uçak yapıp uçarmış Kadıköy’de. Fikirtepe’de bir depo kiralamış uçak imalatı için. Ama kolaylık olsun diye tahta kısımlarını Kadıköy’de bir kerestecinin deposunda yapmak istemiş. Keresteci arkadaşı izin vermiş. Ama imalat bitince dışarı çıkaramamamışlar. Bunun üzerine Vecihi beyin arkadaşları keresteciyi bir yerde sarhoş edip oyalamışlar Vecihi bey de dükkanın kapısını kırarak büyültüp açtığı açıklıktan imalatı çıkarmış. Sonra Fikirtepe’den Kalamış’taki depoya taşınmış. Başka bir macerasında da Feneryolu’nda düğüne gitmek için önce uçağıyla havadan düğün evini tespit etmiş sonra uçağını Dereağzı’na bırakıp düğün evine yoldan gitmiş.  

Ondan yıllar sonra da 1960’larda Kadıköy’ün ünlü mimarı Melih Koray kendi yaptığı deniz evini kışın buraya bırakırdı. O yıllarda nüfus az olduğu için bazı kişiler dubalar üzerine deniz evi yapar ve yazın onu denize bırakırdı. Melih Beyin deniz evi birgün yanar. İçinde kalanlardan Kurtçu Mahir yanarak ölür.                  https://atilganblog.blogspot.com/2017/09/kentoykuleri-kurtcu-mahir-arifatlgan.html

Kalamış İskelesi- Şirketi Hayriyenin ilk iskelelerinden

İskele 1800’li yılların sonlarından itibaren haritalarda gözüküyor. Kesinlikle tarihi eser olarak Tescil edilmelidir. Kadıköylülerin çoğu bu iskelnin merdivenlerinden denize girerek yüzme öğrenmişlerdir.

https://atilganblog.blogspot.com/2025/04/kalamis-ve-kalamis-iskelesinin-oykusu.html

Sahil Sineması

1960’ların ve 1970’lerin en ünlü yazlık sinemalarından biri. Film öncesi bir grup müzik yapardı. Akla gelen birçok ünlü müzisyen burada amatörlük günlerini geçirmiştir. 1980lerde kapandı. Günümüzde aynı yerde Kalamış wyndham Otel bulunmaktadır. 

Soley Pastanesi

1967’den beri yerinde duruyor. İnsana OH Be dedirtiyor.  Nazar değmesin.

Todori Meyhanesi

Cumhuriyetin ilk yıllarından beri var olan ama özellikle 1950’lerden sonra ün yapmış meyhanedir.

1920’li yıllarda Todori Usta’nın (Todori Çarkas) kilise ile okul arasındaki çınar altına açtığı meyhane, dönemin sanatçılarının ve edebiyatçıların uğrak yeri olmuştur. Vefatından sonra oğlu Stavro ile damadı Filip mekanı işletmeye devam etmiştir. Daha sonra Sabri Efendi’ye devretmişler. Eski Kalamış Rum İlkokulu’nun bir bölümü de işletme tarafından kullanılmaktadır. Ünlü bestekâr Selahattin Pınar, 6 Şubat 1960 yılında geçirdiği kalp krizi sonucu burada vefat etmiştir. Adına dikilen büst mekânın ön kısmında yola yakın bir yerde bulunmaktadır.

1970’li yıllarda buraya arkadaşlarımla çok sık giderdik. 68 kuşağı gençleri olduğumuzdan ülke ve dünya sorunlarını çokça tartışırdık. Bir akşam yan masadaki yaşça bizden büyük kişiler farkettirmeden bizi dinliyorlarmış. Bir ara yanımıza gelerek olgun halimizi takdir ettiklerini söylemişlerdi.

Ayıos Ioannis Hrisostamos Rum Ortodoks Kilisesi ile Rum İlkokulu

Tarihi bilinmiyor.

Züheyrzade (Zehirzade) Ahmet Paşa ikiz köşkü

Söylenenlere göre Paşa ikiz köşkü ikiz kızları için yaptırmış. Yıkılan köşk bugün bir apartmanın cephesindedir.

Züheyrzade Ahmet Paşa Köşkü bunun yanındaydı ve yanmıştı. Yerine apartman yapılmıştı. Yani bu iki köşk karıştırılır.

Günümüzde…

2026 yılında yukarıda yazdıklarımdan neredeyse hiçbiri yoktur. Kızıltoprak İstasyonu iptal edilmiştir. Sahilde deniz doldurulmuş, plaj-kumsalın yeri sahil yolu olup önlerinde marina yapılmıştır. Derağzındaki sazlık alanda FB tesisleri vardır.

Anadolu Lisesi olan Kadıköy Ortaokulu’nun tarihi binaları akibet beklemektedir. Mecidiye Dergahı önünde oto yıkamacılar bulunmakta oranın ne olduğunu kimse anlayamamaktadır. Bağdat Caddesi’nin üst tarafında olduğu belli olan Zühtü Paşa Konağı’ndan iz bile yoktur. Cami var ancak bahçesinin bir kısmı yol yapılmış. Sibyan Mektebi Kadıköy İlçe Müftülüğü olmuş. Karakol yoktur. Zühtü Paşa İlkokulu büyültülmüş. Fatma Şadiye Öğretmenevi restorasyon beklemektedir. Dere kenarındaki Kalamış Sazlığında Fenerbahçe tesisleri bulunmaktadır. İkizler Sineması, Fırın, İşkembeciler, Toraman Sineması, Kent Sineması, Sahil Sineması, Züheyrzade (Zehirzade) Ahmet Paşa ikiz köşkü yoktur. Yerlerinde başka yapılar vardır. Kalamış İskelesi unutturularak yok edilmek istenmektedir.

Todori Meyhanesi, Ayıos Ioannis Hrisostamos Rum Ortodoks Kilisesi ile Rum İlkokulu yerlerindedir. Eskisi gibi olan tek mekan Soley Pastanesidir.

Bu semtte büyümüş benim tanıdığım sporculardan Turgut, Erdinç, Ersoy FB genç takımından A takımına geçerek tanınmışlardır. Cihat ise FB basketbol takımnda genç takımdan A takıma geçerek oynamıştır. Zühtü Paşa (1834-1902), ünlü tiyatrocu-tüluat sanatçısı İsmail Dümbüllü (1897-1973), Todori (1920’ler), Yusuf Fahri Ataer (Baba) (1891-1967), Vecihi Hürkuş (1896-1969)  tarihi kimlikteki kişilerdir. Bir de eczane vardı ki Kadıköy’ün en eskilerindendi. Artık yok. Ancak ben çocukluğumda Kızıltoprak’tan Fenerbahçe istikametine çıkarken sağda bir eczaneyi anımsarım. Babamın tanıdığıydı sanırım. Uğradığında sohbet ederlerdi çünkü.

Kızıltoprak Kadıköy’ün hafızasında yer etmiş eski semtlerindendir.

ARİF ATILGAN 2026 MART

  

 


15 Mart 2026 Pazar

KADIKÖY MEYDANI KENTSEL TASARIM YARIŞMASI UYGULAMASI

Yazıya başlamadan önce bu konuda daha önce yazdıklarımın LİNKlerini koyuyorum. Önce her birini tıklayarak okumanızı sonra alttaki bugünün yazısını okumanızı öneririm.

1-2020 ağustos
KADIKÖY MEYDANI KENTSEL TASARIM YARIŞMASI
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kadik%C3%B6y-meydani-kentsel-tasarim-yari%C5%9Fmasi
2-2020 Kasım
 KADIKÖY MEYDANI KENTSEL TASARIM YARIŞMASINI KAZANANLARDAN ‘İN SİTU’ İSİMLİ PROJE
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kadik%C3%B6y-meydani-kentsel-tasarim-yari%C5%9Fmasini-kazananlardan-i%CC%87n-si%CC%87tu-i%CC%87si%CC%87mli%CC%87-proje
3-2020 Kasım
KADIKÖY MEYDANI KENTSEL TASARIM YARIŞMASINDA 26 Nolu İN SİTU İSİMLİ PROJE
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kadik%C3%B6y-meydani-kentsel-tasarim-yari%C5%9Fmasinda-26-nolu-i%CC%87n-si%CC%87tu-i%CC%87si%CC%87mli%CC%87-proje
4-2020 Aralık
‘KADIKÖY MEYDANI KENTSEL TASARIM YARIŞMASI’ HALK OYLAMASINI 26 Nolu ‘İN SİTU’ İSİMLİ PROJE Kazandı
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kadik%C3%B6y-meydani-kentsel-tasarim-yari%C5%9Fmasi-halk-oylamasini-26-no-lu-i-n-si-tu-i-si-mli-proje-kazandi
5- 2022 Ekim
 ‘KADIKÖY MEYDANI KENTSEL TASARIM YARIŞMASI’ GELİŞMESİ
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kadik%C3%B6y-meydani-kentsel-tasarim-yari%C5%9Fmasi-geli-%C5%9Fmesi    

KADIKÖY MEYDANI KENTSEL TASARIM YARIŞMASI UYGULAMASI

2020 yılında İBB tarafından Kadıköy Meydanı Kentsel Tasarım Yarışması yapılmıştı. Amaç Haydarpaşa sınırından Mühürdar sahiline kadarki kıyı bölgesinin planlanması idi. Şehir Tiyatrosu, Konservatuar, Et-Balık Kurumu, Kıyı Emniyeti Kılavuz İstasyonu şartnamede yer almışlar. Tarihi Hal Binası, Kayık İskelesi, Başöğretmen Atatürk Heykeli ve Meydan’a ise değinilmemişti.   

Yarışmayı benim de favorim olan İn situ isimli proje kazanmıştı. Latince kelimenin anlamı ‘Orada bulunan, Yerinde Olan’dır. Bu projedeki belirgin özellikleri sıralayalım.

1-Haydarpaşa’yı da alan içine almışlar. Adeta ‘Bunsuz olmaz’ demişler.

2- Yeldeğirmeni sahilindeki otobüs duraklarını kaldırmışlar.. Alana tek hat sokup, çıkarmışlar. Sefer sayısını zamanla azaltıp, sonunda tamamen bitirmeyi önermişler.

3-Hal Binasını olduğu haliyle korumuşlar.. Ortasına yapılmış olan Tiyatro Binasını yer altına koymuşlar. Tescilli tarihi eser olan Hal Binasını korumaya alarak içine halkın kullanacağı fonksiyonlar önermişler.

4-Otopark yapmamışlar.. Özel araçla gelişlere zorluk çıkarmışlar. Alanın iki ucunda sadece özürlüler için.otopark düşünmüşler.  

5-Mühürdar tarafındaki İSKİ alanını spor faaliyetlerine açmışlar.. Burası planda cami yeri olarak görünüyor. Projede bunu kabul etmemişler.

6-Kadıköydeki ilk yerleşim olan Kalkedon’un sınırlarını hissettirecek öneride bulunmuşlar.

7-Kadıköy’e müdahele etmek yerine uyum sağlayarak çözüm aramışlar. Eskiyi arayıp ona uyulduğunda sistemin kendiliğinden oluşacağını düşünmüşler.

 Kazanan Proje. Otobüs-Minübüs Durakları Kaldırılmış.

2026 yılında yani bugünlerde kazanan projenin uygulanması safhasına geçiliyor. Ancak uygulanacak projeyi incelediğimizde kazanan projeyle arasında farklar olduğunu görüyoruz. İnceleyelim.

1. Ve 5. Maddelerdeki Haydarpaşa ve Mühürdar tarafları pan dışına çıkarılmış. Bu alanların tartışmalı durumundan kaçınılmış.

2. Maddenin değiştirilmesi çok önemlidir. Zira bu madde, projenin kimliği, kişiliği, karakteridir. Kazanan projede Belediye otobüsleri ile minübüsler alana sokulmuyor.

Günümüzde uygulanan planda ise Alan yine eskisi gibi düzenlenmiş. Yeldeğirmeni sahilindeki otobüs ve minübüs durakları korunmuş. Yani Kazanan Projenin en önemli özelliği ortadan kaldırılmış.

3. Maddedeki Hal Binası da projedeki gibi değil maalesef. Kazanan projede Tiyatro yer altına alınıp tarihi eser olan Hal Binası öne çıkarılmıştır.

Yapılan ise tamamen tersidir. Sonradan yapılan yer üstündeki tiyatro esas alınıp tescilli tarihi eser olan Hal Binası ona katılmış.

4. Maddedeki özürlü otoparkları duruyor. 6. Maddedeki Kalkedon sınırlarına pek dokunulmamış.   

Sonuç olarak yarışma projesinin en önemli önerisi olan 2. Maddede yazılanlar dikkate alınmamıştır. Otobüs ve minübüsler meydan dışına çıkarılmamışlar.

 Uygulanacak Plan. Otobüs-Minübüs Durakları Tekrar Yerine Getirilmiş.

Açıkçası heyecanlanmıştım. Kazanan projeye uygun gerçekleştirilecek olan Meydan, Kadıköy’ü ferahlatacaktı. Sonra da çevre, önce Söğütlüçeşme’ye sonra E5’e kadar yeni yapılacak Meydana uyularak düzenlenir sanmıştım.

Şu anda yapılanlar için Proje Yarışmasına  gerek yoktu. Zira yapılan sadece alanda park düzenlemesidir. 

Aslında yarışmayı yapan kurumun uygulamada bu tip değişiklik yapmaya yetkisi vardır. Ancak buradaki değişiklik projenin ana fikridir.

Ben bunun böyle olacağını tahmin etmiştim. Yukarıdaki LİNKlerin sonuncusuna (Ekim 2022) tıklarsanız o tarihte bunları yazmıştım.

ARİF ATILGAN 2026 MART

Not: Şartnamede adı geçmeyen Tarihi İskele aslına uygun restore edilmeli, yanındaki Kayık İskelesi ortaya çıkarılmalıdır. Yıkılmış olan Et-Balık Kurumu tekrar yerine konmalıdır.

 

 

 

 

 


8 Mart 2026 Pazar

 İskeleler

SÜTLÜCE İSKELESİ

Sütlüce Beyoğlu ilçesi’nin 12669 nüfuslu mahallesidir. İskelesi dolayısıyla denizden de ulaşılır. Bizans zamanında ‘süt’ anlamında Galatyani denirmiş.   Evliya Çelebi’ye göre oradaki ineklerin bol ve halis süt vermesinden dolayı Sütlüce adı konmuş. Osmanlı döneminde mesire ve sayfiye yeriymiş.

 Sütlüce İskelesi

1923 yılında burada mezbaha açılmış. Mimarı Vedat Tek’tir. Özellikle 1950’lerden itibaren Haliç kıyılarına getirilen sanayi tesisleri mezbaha ile birlikte denize ve çevreye çok zarar vermişler.

1985 yılında mezbahada kesim durdurulmuş sadece et dağıtımı yapılmaya başlanmış. O yıllarda İBB Başkanı Bedrettin Dalan (1984-1989) ile ondan sonraki İBB Başkanı Nurettin Sözen (1989-1994) burayı Kültür Merkezi yapmak istemişler ancak bir şey yapılamamış. Daha sonraki İBB Başkanı R.Tayyip Erdoğan (1994-1998) Kültür Merkezinin temelini atmış ve 2009 yılında 5. Dünya Su Konseyi etkinliği ile açılışı yapılmış. Mimarı Cengiz Eruzun’dur. Cengiz bey, Ağbi dediğim meslektaş büyüğümdür. Kendisi 2000-2010 yılları arasında Mimarlar Odası’nı temsilen katıldığım 5 Nolu Koruma Kurulunda başkanlık yapıyordu.

Haliç Kongre Merkezi (Sütlüce Mezbahası)

Mimar Sinan’ın eseri Sütlüce Hamamı, Mihrişah Valide Sultan Camii (1792), tekkeler görülecek eski eserlerdir. Kağıthane’de 1970 yılında İstihkam Okulu vardı. Orada Yedek Subay sınavına girmiştim. Cenetten bir köşe gibiydi. Yeşillik içinde akan Kağıthane Deresi, köşkler vs.

Silahtarağa Elektrik Santralı 1914-1983 yılları arasında Avrupa yakasındaki bazı bölgelere 110 Voltluk elektrik sağlamıştır. Bölge, adını 4. Murad’ın silahdarı Yusuf Paşa’dan alır. Kömür Belgrad Ormanı’ndan çıkarılır, raylı sistemle Kağıthane’ye ve Santrala ulaştırılırmış… Elektrikli alet kullanırken 110’u 220, 220’yi 110 yapan transformatör (regülatör) kullanılırdı. Ben üniversitedeyken arkadaşımdan ödünç aldığım elektrogitarı yakmıştım. 110 Voltlukmuş. Kadıköy’de 220 Volta sokmuşum.

Sütlüce, Haliç’e Marmara’dan girildiğinde sağdaki son iskeledir. Aslında o kıyıda Halıcıoğlu ve Kağıthane İskeleleri de varmış ama onlar suyun sığlaşması dolayısıyla kullanılamaz olmuş.

İskele…

1913 yılında inşa edilir.

1967’de kapatılır.

1989’de tekrar açılır. Ancak derinlik 2m civarına geldiği için gemiler yanaşamaz.

1991 yılında yine kapatılır.

1993 yılında iskele yanar ve kullanılamaz hale gelir.

2 Kasım 1993 tarihinde tekrar açılır. Yanaşma yerinde deniz derinliği 2.1m’dir. Yani derin değildir. Bu sebepten Haliç’te vapur yerine büyük motorlar çalıştırılmaktadır.  

Çevredeki Miniatürk 2003 yılında açılmış. 139 önemli binanın 1/25 ölçeğinde küçültülmüş modelleri sergilenir

2004 yılında Alibeyköy’de sel afeti olmuştu. Mimarlar Odası Afet Komitesi Başkanı olarak orada çalışmalar yapıyordum. Bir seferinde dönerken Silahtarağa Elektrik Fabrikasını keşfetmiştim. Terkedilmiş haldeydi… 2007 yılında buraya Bilgi Üniversitesi yerleşti… 2023 yılında orada öğrencilere Kadıköy sunumu yaptım...

1920’lerde Silahtar Elektrik Fabrikası

1976 yılı... Serbest çalışıyorum. Birgün, daha önce çalıştığım işyerindeki şoförlerden biri ziyaretime geldi. Recep Efendi. Emekli olmuş ve semti olan Alibeyköy’de meyhane açmış. Israrla davet ediyor. Ben Anadolu Yakasında Küçükyalı’dayım. Orası Avrupa Yakasında Alibeyköy. Uzak. İşlerim de sıkı o sıralar. Ne kadar “hık mık” ettimse dinletemedim. Sonunda ikna oldum. Gün belirledik. Aslında bir yakınım işyeri açtıysa ziyaret ederim. Alış veriş yapar, ücreti de biraz fazla öderim. Ödediğim paranın uğur getireceğine inanırım... Sözleştiğimiz akşam iki arkadaşımla gittik. Hoş Geldin. Hoş Bulduk. Masaya oturduk. Recep Efendi ‘Uykulukları fırına vermiştim. Birazdan gelir.’ Dedi. ‘Uykuluk nedir?’ diye sordum. Dana ve kuzunun boğaz kısmındaki yağlı salgı bezleriymiş. Hayvan yaşlandıkça küçülürmüş. Hem yağ hem salgı bezi. Yiyemem. Aldı mı beni bir sıkıntı. Yüzüm düştü. Tat kaçırmak ta istemiyorum. Neyse... Uykuluk tepsisi geldi. Patates, soğan, domates ve sivri biberlerle birlikte iri kemik iliğine benzeyen uykuluklar…  Kokusu nefis. Ama… Çatalın ucuyla bir parça alıp ağzıma attım, tattım. Sonra bir tane daha attım ve tattım. Sonra… Yumuldum. Böyle lezzetli bir şey olamazdı. Keyifli bir gece geçirdik.

Ummadığım yerlerde ummadığım lezzetleri tatmışımdır. Van Gölü kenarında İnci Kefali, Uluabat Gölü kenarında Turna Balığı... Sütlüce’nin Uykuluk’u da onlara eklenmişti o gün.

Uykuluk mezbaha olan yerlerde olurmuş. O sebepten biz bilmiyormuşuz. Alibeyköy’de küçük, Sütlüce’de büyük bir mezbaha vardı. Günümüzde ikisi de yok. Uykulukçular duruyordur herhalde.

Hep derim. Ben İstanbul’a aşığımdır. Havasına, suyuna, semtlerine, lezzetlerine…

İskeleleri yazarken çevresine ve anılara dalıyorum. Keyif alıyorum bu durumdan. Otoburların geviş getirmesi gibi.

ARİF ATILGAN 2026 MART

 

  https://atilganblog.blogspot.com/2026/03/sutluce-iskelesi-sutluce-beyoglu.html

 

 

 

 

 

 

 


15 Şubat 2026 Pazar

 İskeleler

HASKÖY İSKELESİ

Hasköy, Haliç kıyısında Beyoğlu ilçesine bağlı bir semttir. Bizans döneminde adı Pikridion’muş. İstanbul kuşatması sırasında Fatih Sultan Mehmed otağını buraya kurduğu için ‘Padişaha özgü köy’ anlamında Hasköy adı verilmiş. Bizans döneminde Karai Musevi’leri bulunmaktaymış. Karaim olarak bilinen bu insanlar Orta Asya’dan gelmiş Musevi Türk’türler. Burada kendi inançlarına göre yer altında Kal Ha Kadoş Be Kuşta Bene Mikra Sinagogu adıyla inşa ettikleri sinagog halen ibadete açıktır. 1492 yılında İspanya’dan kovulan Sefarad Yahudileri de önce Eminönü’ne sur diplerine yerleştirilirer. Burada Yeni Valide Camii inşaatı başlayınca Haliç’e gönderilirler. Onların bazıları da Hasköy’e yerleşmişler.

Bizans döneminden beri burada Rumlar da yaşıyormuş. Onların da Ayia Paraskevi kilisesi vardır. Evliya Çelebi’ye göre 18. Yüzyılda Ermeni ve Türkler de yaşamaya başlamışlar. Ancak Yahudi nüfusu ağırlıktadır.     

Hasköy 17. Yüzyıl sonlarından itibaren küçük çaplı tersanelerin bölgesi olmuştur. 1852 yılında Hasköy-Balat arasında yapılan köprü Yahudi Köprüsü olarak bilinir. Ömrü kısa olmuştur. Haliç 1950’lerden sonra sanayi bölgesine dönüşür. 

Fatih döneminden kalan Aynalıkavak Kasrı günümüzde deniz kıyısında değildir. Hasköy’ün üst tarafında bulunan büyük alanda Osmanlı’nın okçuları atış talimi yaparmış. Bu sebeple buraya Okmeydanı denmiştir.

Yeni Hasköy İskelesi

İskeleye gelirsek…

1857 yılında Yusuf Ağa isimli kişiye 20 yıllığına Haliç’te vapur çalıştırma imtiyazı verilir. Seferler Hasköy İskelesinden başlayacaktır. Ancak sonraki yıllarda başlangıç noktası Köprü İskelesi olmuştur. Hasköy İskelesine ahşap bir köprüden geçiliyormuş. 

Haliç’teki İskeleler

1994 yılında Hasköy Tersanesi’nin yanında ahşap küçük bir iskeledir. Zamanla denizin dolması ve yapının eskimesi dolayısıyla seferlere kapatılır.

Eski İskele

2006 yılında geçmişteki mimarisine uygun olarak yenilenmiş ve hizmete açılmıştır. Yeni adı Hasköy Piri Mehmet Paşa İskelesidir. 90m2’lik alanı olup Yolcu Salonu ve görevliler için mekanlar bulunmaktadır. Yeni iskele eski un fabrikasının yerindedir.

Buradaki eski eserlerden bazıları Fatih döneminden kalan Handan Ağa Camii, 1455-1456 yıllarında yapılmış olan Kiremitçi Ahmet Çelebi Camii, Banker Camondo’nun mezarı, Rum Mezarlığı, Ermeni Mezarlığı, Yahudi Mezarlığı, Müslüman Mezarlığıdır.

Osmanlı zamanında gemi çıpası dökülen Lengerhane 1994 yılından itibaren Rahmi Koç Müzesi olarak kullanılmaktadır. 1997 yılında Haliç Çevre Projesi başlatılmış ve bu havalideki sanayi tesisleri kaldırılmıştır.

1962-1965... Beyoğlu Atatürk Erkek Lisesi’nde okurken sıra arkadaşım Hasköy’lüydü. Hasköy’den çok geçmişimdir de anı oluşturacak kadar durmamışımdır. Ama üst tarafındaki Okmeydanı’ndan vardır.

Lisede her sınıfın futbol takımı olurdu. Sınıf maçlarımızı Okmeydanı sahasında yapardık. Cumartesi günleri öğleye kadar okul olurdu o zamanlar. Öğleden sonra Taksim’den otobüsle gider-gelirdik. Bir keresinde maçımızı oynamış geriye dönüyorduk. Otobüsün arka boşluğunda  laflıyoruz. Yanımda rakip takımdan bir arkadaş vardı. Birden ‘Çok iyiydin bugün’ dedi. Halbuki kendisi sahanin en iyisiydi. Hele kale direğinin doksan dediğimiz köşesinde patlayan bir şutu vardı ki… ‘Esas sendin sahanın en iyisi’ diye cevap verdim. Taksim’e kadar muhabbet ettik. Uzatmayayım…  Arkadaşımız yllar sonra Galatasaray’ın milli sağaçığı Metin Kurt olarak herkese adını ezberletmişti. Bu anımı ayrıca bir öykü olarak yazacağım.  

2002 sonrası… İskelenin yanındaki Rahmi Koç Müzesi’ne gitmiştim. Her tarafını çok beğenmiştim. Ama çocukluğumdan beri merak ettiğim gerçek bir denizaltının içinde gezmek unutamayacağım bir duyguydu. Biliyorsunuzdur.  Denize aşık bir insanımdır. .

Bence Boğaz’daki Boğaz vapurları örnek alınmalı. Haliç’teki Haliç vapurlarıyla da Haliç önemli bir turistik gezi alanı yapılmalıdır.     

ARİF ATILGAN 2026 ŞUBAT

 https://atilganblog.blogspot.com/2026/02/haskoy-iskelesi-haskoy-halic-kysnda.html

https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/hask%C3%B6y-i%CC%87skelesi%CC%87

 

 


5 Şubat 2026 Perşembe

 Köşe Yazısı

KADIKÖY’E CAMİ

Kadıköy ilçesi, Caferağa Mahallesi, Rıhtım Mevkiindeki, kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan, yaklaşık “30.000m²”lik tescil dışı “Cami Alanı”; “Kentsel ve Tarihi Sit Alanı” sınırları dışında, “Etkilenme Geçiş Sahası Sınırı” içerisinde, çoğunlukla “İSKİ Hizmet Alanı”, kısmen “Ağaçlandırılacak Alan”, kısmen de “Aktif Yeşil Alan” lejantında, 23.10.2008 onanlı 1/1000 ölçekli “Kadıköy İlçesi Dolgu Alanı Uygulama İmar Planı” kapsamında kalmakta iken, İBB Planlama Müdürlüğünce hazırlanarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 02.11.2015 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli ve 1/1000 ölçekli “Caferağa Mah İDO İskelesinin Güneyinde Cami Alanı'na ilişkin Nazım ve Uygulama İmar Planı değişiklikleri kapsamında “İbadet Alanı”/“Cami” fonksiyonuna alınarak yeniden planlanmıştır.

Kıyı Dolgu Alanında Cami. Arkada Haydarpaşa Garı.

Söz konusu alan, Kadıköy Meydan ve Çevresi Kentsel Sit Alanı komşuluğundaki, “Etkilenme Geçiş Sahası” sınırları içerisinde kaldığından Koruma Amaçlı İmar Planı yapılması gerekirken, İstanbul V Numaralı Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulunun 28.01.2016 günlü 3356 sayılı Kararı ile “Etkilenme Geçiş Sahası” sınırları dışına çıkarılmıştır. Yani bu alana cami yapılmasının önünde engel kalmamıştır.

Cami Alanı. Arkada Mühürdar’daki Otel.  

Bundan sonraki gelişmeleri kısaltılmış olarak adım adım yazalım…

1-İstanbul 3. İdare Mahkemesi 2016/285 E sayılı dosyasında Kadıköy Belediyesi’nin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na açtığı dava kazanılıyor ancak İstinafta kaybediliyor.

2-İstanbul 3. İdare Mahkemesi 2016/1157 E sayılı dosyasında Cami Alanının Etkileme Geçiş Sahasından çıkarılması iptal ediliyor.

3-İstanbul 3. İdare Mahkemesi 2018/89 E sayılı dosyasında Kadıköy Belediyesiyle Mimarlar Odası İstanbul Şubesi’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı aleyhine açtığı dava sonucu buradaki Proje iptal oluyur.

4-İstanbul 7. İdare Mahkemesi 2018/616 E sayılı dosyasında Mimarlar Odası İstanbul Şubesi ve Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi’nin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aleyhine açtığı 1/5000 Nazım ve 1/1000 Uygulama İmar Planlarının iptali talepi sonucu planlar onanıyor.

5-İstanbul 6. İdare Mahkemesi 2019/2505 E sayılı dosya ile Mimarlar Odasınca Başkanlık aleyhine açtığı Rıhtımdaki Cami için verilen ruhsatların iptali davası henüz sonuçlanmamış.

6-İstanbul 3. İdare Mahkemesi 2024/2386 Esas sayılı dosya ile Kadıköy Belediye Başkanlığı tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı ve İBB aleyhine açılan İstanbul 5 Nolu Koruma Kurulu Kararının ve projenin iptali talepli davası İşlemlerin İptali kararı ile sonuçlanmıştır. Yani cami yapılamayacaktır.

7-İstanbul 3. İdare Mahkemesinde 17/07/2025 tarihli  2025/420 Dosya ile İBB dosyayı İstinafa görürmüştür. İptal kararı kaldırılıyor. Yani cami yapılabilecektir.

8-Kadıköy Belediyesi 20 Ocak 2026 tarihinde bu kararı Danıştay'a taşıyarak Temyiz başvurusunda bulunmuş.

6., 7., 8. Maddelere dikkat çekelim... İBB 2019 yılında el değiştirmiş ve bu projeye karşı olan ana muhalefet partisinin idaresine geçmiştir. Dolayısıyla 6. Maddede onların istediği karar çıkmıştır. Ancak 7. Maddede belirtildiği üzere Dosyayı İstinafa götürmüşler ve Projenin İptali kararını kaldırtmışlar. Buna karşın durumu düzeltmek isteyen yine aynı ana muhalefet partili Kadıköy Belediyesi 8. Maddede belirtildiği üzere son Kararı Temyize götürmüş.

Cami Alanı.

Buraya kadar olan bölümü sürecin doğru anlaşılması için yazmak gereği duydum. Artık mahkemeler çok ta ilgimi çekmiyor. Ben olaylara daha tepeden, daha mesleki açıdan bakmak istiyorum.

1965-1970 arasında benim kuşağım Mimarlık ve Şehirciliği birlikte okudu. Anımsayan var mıdır bilemem ama hocalarımız Şehir Tacı diye bir kavram öğretmişlerdi. Bugün tam aynı anlamı karşılamasa da Silüet deniliyor. Bir şehre girerken, içinde gezerken, sonra da çıkarken gözünüze ilişen ve aklınızda yer eden en belirgin şey (bina, heykel, doğa vs) oranın Şehir Tacı olmaktadır. Örneğin Paris’te Eyfel Kulesi, Atina’da Akropol gibi. Ülkemizde de çeşitli şehirleri bu anlamda inceleyebilirsiniz. Bu arada güzel olması gerekmez Şehir Tacının. Akılda kalır olması yeterlidir.

İstanbul’u ele alalım. Bizans döneminde Surlar… Osmanlı zamanında Topkapı Sarayı… Cumhuriyet döneminde Boğaz Köprüsü… Sonra Çamlıca Camii…

Kadıköy’e gelirsek… Yüz yıldır Haydarpaşa Gar binası… Ancak 2000’li yıllardan itibaren Mühürdar sahilindeki Otel binası Kadıköy’ün Şehir Tacı olmuştur artık.

 

2000 Yılı Öncesi Haydarpaşa Garı.

Mühürdardaki Otel yapılırken Mimarlar Odası Başkanıydım. ‘Burada sadece otel değil Kadıköy’ün yeni silueti oluşturuluyor’ anlamında konuşmalar yapıyordum. Zira 6 Kat imar hakkı 12 kata çıkarılmıştı. Özetle 50 metre civarı yükseklikte bir bina yapıldı. Bu arada Haydarpaşa Garı’nın arkasında yüksek binalar oluşturuluyordu. Üşenmiyordum. Bakırköy’den Sirkeci’ye sahilden gelirken Kadıköy’e bakıyordum. Haydarpaşa ‘yok’ mertebesine gelmişti. Otel ise siyah rengi ve iri kitlesiyle kendini belli ediyordu. Kadıköy’ün yeni Şehir Tacı artık bu otel olmuştu. Konuyu dağıtmayayım ama amaç sadece rant değildi bana göre. Neyse…

Mühürdardaki Otel Görünüyor. Haydarpaşa Hissedilmiyor.

Camiye gelirsek…

En öndeki kıyı dolgu alanına yapılacak caminin yüksekliği 46,5 mt, minarelerin yüksekliği 70 mt olacakmış. Yani binanın kitlesi arkadaki oteli kapatacaktır. Sosyal medyada temsili resimlerini görüyorum. Konuyu bilmeyenler sadece camiyi resmetmişler. Ben arkadaki Otelin de görüldüğü-görülmediği temsili resimleri merak ediyorum. Hatta mümkünse Avrupa yakasından görünüşün canlandırılmasını isterim.

Kadim şehirler spontane oluşurmuş. Dolayısıyla Şehir Tacı da… Bugün planlı kentler yapılıyor. Plan daha masadayken delinmeye başlıyor. Sonra da sahada oluşurken… Lehte değişiklik yapılan parsellerin kazancına ‘rant’ diyoruz. Özellikle 1970’lerden sonra tanışıyoruz bu kelimeyle. Dolayısıyla kentlerin Şehir Tacı da planlı programlı bile isteye yapılıyor artık. O sebeple de ‘Artık Şehir yok, Kent var’ diyorum.

Ben iyidir, kötüdür, olsun, olmasın tartışmasına girmiyorum. Sadece tartışanların doğru yerden tartışmalarını arzu ediyorum.

ARİF ATILGAN 2026 ŞUBAT

 https://atilganblog.blogspot.com/2026/02/yazs-kadikoye-cami-kadkoy-ilcesi.html

https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kadik%C3%B6y-e-cami%CC%87