İskeleler
KARTAL İSKELESİ
Kartal ilçesinin batısında
Maltepe, kuzeyinde Sancaktepe, kuzeydoğusunda Sultanbeyli, doğusunda Pendik
bulunmaktadır. Nüfusu 2025’deki sayıma göre 475630 kişi olup yüzölçümü
48000m2’dir. İstanbul’un en yüksek yeri olan Aydos Tepesi ile balkonu denilen
Yakacık Tepesi Kartal’dadır. Aydos Uludağ’dan sonra çevredeki en yüksek
tepedir. Yakacık’daki Ayazma ise en serin noktadır. Ayazma alttaki LİNK’tedir:
https://atilganblog.blogspot.com/2018/08/yakacik-ayazma-ayazma-cay-bahcesi-ve.html
6.Yüzyılda Kartalimen isimli
bir balıkçı köyüymüş. Diğer yandan Aydos kelimesi Rumcada Kartal anlamına
gelirmiş. Sonunda çevrenin adı Kartal olmuş.
Çevrede bulunan kalıntılar 6.
Yüzyıl başlarındaki Bizans’a kadar dayanmaktadır. 1080 yılında Selçuklu Sultanı
Süleyman Şah Pendik, Kartal ve Maltepeyi ele geçirir. Bizans İmparatoru ile
1081 yılında yapılan Dragos Anlaşmasına göre Süleyman Şah Dragos Çayını sınır
kabül edeceğini taahüt etmiştir. Kartal 1400 yılında Osmanlı topraklarına
katılmış. 1888 yılında İstanbul Şehremaneti sınırları içine alınmış. 1987 yılına
kadar İstanbul’un büyük bir ilçesi olan Kartal bu tarihten sonra komşu ilçelere
alan vermiş 2009 yılında bugünkü sınırlarını oluşturmuştur.
1929 yılında Yunus Çimento
Fabrikası faaliyete başlamıştır.
1947 yılında ilçe Sanayi
Bölgesi olarak ilan edilmiş. Balıkçılık ve tarım ile geçinen ilçe o tarihten
sonra değişmeye başlamıştır.
2000’li yıllarda sanayi
tesislerinin Kartal’dan çıkarılmasına karar verilmiş.
2013 yılında İstanbul’un
Anadolu Yakası Adalet Sarayı, 2019 yılında Kartal Dr. Lütfü Kırdar Şehir
Hastanesi hizmete girmiştir.
Kartal’da çok miktarda sosyal,
kültürel tesis bulunmaktadır.
İskeleye gelirsek…
1857 yılında Kartal’da ilk
vapur iskelesi açılır,
1872 yılında Haydarpaşa-Pendik
demiryolunun açılması ile iskele çevresi hareketlenir,
1950-1970… Kartal-Yalova
arasında Mudanya ve Çardak isimli arabalı vapurlar çalışır,
1980’ler… . Sahil doldurulmaya
başlanmıştır. Arabalı vapur kaldırılır,
1990’ların sonları… Doldurulan
sahilde İdo İskelesi hizmete başlar.
2005 yılında Mimarlar Odası
olarak İstanbul’da UİA (Uluslararası Mimarlar Birliği) toplantısını organize
etmiştik. O yıllarda yöneticiydim. Kongrenin teması benim şiddetle karşı
çıktığım ‘Kentler:Mimarlıkların Pazaryeri’ idi. Kongre Vadisi olarak Lütfü Kırdar Kongre Merkezi, Taşkışla, Taksim, Galatasaray arasındaki alan ilan
edilmişti. Buranın düzenlenmesi için proje yarışması yaptık. Yarışmayı kazanan
proje alana 60 adet kule vinç yerleştiriyordu. Tabii buna da çok karşı
durmuştum. Neyse. O günlere dönmeyelim… Şişman Kediler olarak anılan
dünyanın önemli mimarlarını davet etmiştik. Irak asıllı kadın mimar Zaha Hadid
te konuklar arasındaydı. Onun konferansında salon tıklım tıklım doluydu.
Kürsüye çıktığında genç kadın meslekdaşlarımız pop sanatçılarına yapılan gibi
çığlıklar atıyordu… Ünlü mimar 2006 yılında İBB’nin Kartal için yaptığı proje yarışmasını kazanır. Biz Mimarlar Odası olarak bu projeye
karşı çıkarız. Çünkü Kartal MİA (Merkezi İş Alanı) olarak düşünülüyor, nüfus artışı
vs getiriliyordu. Amorf mimari tarz diyebileceğimiz bir proje yapılmıştı… Belediyenin
uygulamasında yatay mimariler düşey hale getirilmiş, nüfus artışı aynı
tutulmuştu. Sonuçta geniş fabrika arsalarına fazla m2’li imar hakkı verilmişti.
Fikrimi söyleyecek olursam… Madem ki yoğunluk getiren bir proje uygulanacaktı, keşke
Zaha Hadid’in projesi uygulansaydı. Hiç değilse dünyanın en marka mimarlarından
birinin projesiyle oluşan Kartal olurdu.
1950-1980 arası Kartal-Yalova
arabalı vapurlarına binerdim. Önceleri şimdikiler gibi büyük değillerdi.
Yukarıdaki kapalı salon 1.Mevki, aşağıda arabaların ortasındaki uzunca set üstü
2. Mevkiydi. O yıllarda kapalı mekanlarda sigara içmek serbestti. Bu sebepten salon
havasız oluyordu. Hava iyiyse 2.Mevki bilet alır dışarıda zaman geçirirdim. Bir
keresinde denizin ortasına gelmişken günlük güneşlik olan hava bir bozdu.
Yağmur fırtına. Aşağıda 2.Mevkide oturanların hali berbat. Kaptan yukarıdan
seslenmişti ‘Yukarıya gelin’ diye. Günümüzde mevki filan yok. Daha da güzeli
vapurda sigara içmek yasak.
O yılların ünlü köşe yazarı
Refi Cevad Ulunay (1890-1968) Yunus’taki çiftliğinde yaşıyordu. Sabah
çiftlikten istasyona Menekşe isimli eşeğiyle gelir, eşeğini kahyaya bırakıp
trenle Haydarpaşa’ya gider, vapurla Karaköy’e geçer, oradan da dolmuşla
Cağaloğlu’na Milliyet Gazetesi’ne işe giderdi. Akşam da aynı yoldan eve
dönerdi. Üstad hayvanları çok severdi. Gündüz birine kızıp ‘Eşek. Kaz Kafalı.’
filan derse eğer, mutlaka akşam çiftliğe
döndüğünde o hayvanları öpüp özür dilermiş. Yaşım küçüktü ama onunla birlikte
Peyami Safa, Burhan Felek gibi yazarları okumayı severdim.
1970’lerden beri Yakacık’ta
Ayazma Çay Bahçesine giderim. Kartal’a yerleştirilen sanayi tesisleri deniz
manzarasının güzel duygusunu yok ediyordu. Şimdi de yüksek binalar…
1970’ler… Yunus Çimento Fabrikası çalışıyor. E-5 Kartal kavşağına gelmeden yolun alt tarafındaki büyük çukurdan kalker (kireç taşı) çıkarılıyor, kazanlara yüklenip teleferik hattıyla deniz kıyısındaki fabrikaya aktarılıyordu...
Kalker taşları toz haline
getirilip basit eklemelerle ısıtılarak karıştırılıyor, 50kg’lık torbalarla satışa
sunuluyordu. O toz inşaatlarda çakıl-kum ve su ile karıştırıldığında
kristalleşerek sertleşiyor. Yani beton oluyor... Fabrikanın biraz ilerisinde
kamu kurumlarının lojmanları vardı. Hem onların hem de çevredeki evlerin
çatıları çimento fabrikasının tozuyla bembeyaz olmuştu. Daha ileride
demiryolunun üst tarafında futbol sahası bulunuyordu. Yemyeşil doğal çayırdı.
Kadıköy’den bir takımla orada oranın takımıyla maç yapmıştım.
Fabrika 1990’ların başında
kapatılır, 2010’ların başında yıkılır. Keşke Çimento fabrikasından kalan dev
silolar muhafaza edilseydi. Önemli bir endüstriyel miras olurdu.
1970’lerde arkadaşım Kimya
Mühendisi Engin Dinçol bu fabrikada çalışıyordu. Çok sorumluluğu vardı.
Özellikle döner fırının sönmemesi gerekiyor. Acil durumlarda gece bile
fabrikaya çağırılıyordu. Bir süre sonra ayrılmıştı. Erken kaybettiğim
arkadaşlarımdandır. Rahmet dileyelim Engin’e.
Özetlersek… 2006 öncesi
Kartal’da az katlı işçi evleri vardı. Sempatikti. 2006 sonrası gökdelenler
yapıldı. İnsani ölçülerin üzerine çıkıldı. Düşünmeden edemiyorum. Zaha Hadid’in
kazandığı proje yarışmasının amacı yüksek binalarla nüfus arttırmak mıydı?
Hep derim. İskeleler sadece
iskele değildir.
ARİF ATILGAN 2026 AĞUSTOS
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kartal-i%CC%87skelesi%CC%87