15 Mart 2026 Pazar

KADIKÖY MEYDANI KENTSEL TASARIM YARIŞMASI UYGULAMASI

Yazıya başlamadan önce bu konuda daha önce yazdıklarımın LİNKlerini koyuyorum. Önce her birini tıklayarak okumanızı sonra alttaki bugünün yazısını okumanızı öneririm.

1-2020 ağustos
KADIKÖY MEYDANI KENTSEL TASARIM YARIŞMASI
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kadik%C3%B6y-meydani-kentsel-tasarim-yari%C5%9Fmasi
2-2020 Kasım
 KADIKÖY MEYDANI KENTSEL TASARIM YARIŞMASINI KAZANANLARDAN ‘İN SİTU’ İSİMLİ PROJE
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kadik%C3%B6y-meydani-kentsel-tasarim-yari%C5%9Fmasini-kazananlardan-i%CC%87n-si%CC%87tu-i%CC%87si%CC%87mli%CC%87-proje
3-2020 Kasım
KADIKÖY MEYDANI KENTSEL TASARIM YARIŞMASINDA 26 Nolu İN SİTU İSİMLİ PROJE
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kadik%C3%B6y-meydani-kentsel-tasarim-yari%C5%9Fmasinda-26-nolu-i%CC%87n-si%CC%87tu-i%CC%87si%CC%87mli%CC%87-proje
4-2020 Aralık
‘KADIKÖY MEYDANI KENTSEL TASARIM YARIŞMASI’ HALK OYLAMASINI 26 Nolu ‘İN SİTU’ İSİMLİ PROJE Kazandı
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kadik%C3%B6y-meydani-kentsel-tasarim-yari%C5%9Fmasi-halk-oylamasini-26-no-lu-i-n-si-tu-i-si-mli-proje-kazandi
5- 2022 Ekim
 ‘KADIKÖY MEYDANI KENTSEL TASARIM YARIŞMASI’ GELİŞMESİ
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kadik%C3%B6y-meydani-kentsel-tasarim-yari%C5%9Fmasi-geli-%C5%9Fmesi    

KADIKÖY MEYDANI KENTSEL TASARIM YARIŞMASI UYGULAMASI

2020 yılında İBB tarafından Kadıköy Meydanı Kentsel Tasarım Yarışması yapılmıştı. Amaç Haydarpaşa sınırından Mühürdar sahiline kadarki kıyı bölgesinin planlanması idi. Şehir Tiyatrosu, Konservatuar, Et-Balık Kurumu, Kıyı Emniyeti Kılavuz İstasyonu şartnamede yer almışlar. Tarihi Hal Binası, Kayık İskelesi, Başöğretmen Atatürk Heykeli ve Meydan’a ise değinilmemişti.   

Yarışmayı benim de favorim olan İn situ isimli proje kazanmıştı. Latince kelimenin anlamı ‘Orada bulunan, Yerinde Olan’dır. Bu projedeki belirgin özellikleri sıralayalım.

1-Haydarpaşa’yı da alan içine almışlar. Adeta ‘Bunsuz olmaz’ demişler.

2- Yeldeğirmeni sahilindeki otobüs duraklarını kaldırmışlar.. Alana tek hat sokup, çıkarmışlar. Sefer sayısını zamanla azaltıp, sonunda tamamen bitirmeyi önermişler.

3-Hal Binasını olduğu haliyle korumuşlar.. Ortasına yapılmış olan Tiyatro Binasını yer altına koymuşlar. Tescilli tarihi eser olan Hal Binasını korumaya alarak içine halkın kullanacağı fonksiyonlar önermişler.

4-Otopark yapmamışlar.. Özel araçla gelişlere zorluk çıkarmışlar. Alanın iki ucunda sadece özürlüler için.otopark düşünmüşler.  

5-Mühürdar tarafındaki İSKİ alanını spor faaliyetlerine açmışlar.. Burası planda cami yeri olarak görünüyor. Projede bunu kabul etmemişler.

6-Kadıköydeki ilk yerleşim olan Kalkedon’un sınırlarını hissettirecek öneride bulunmuşlar.

7-Kadıköy’e müdahele etmek yerine uyum sağlayarak çözüm aramışlar. Eskiyi arayıp ona uyulduğunda sistemin kendiliğinden oluşacağını düşünmüşler.

 Kazanan Proje. Otobüs-Minübüs Durakları Kaldırılmış.

2026 yılında yani bugünlerde kazanan projenin uygulanması safhasına geçiliyor. Ancak uygulanacak projeyi incelediğimizde kazanan projeyle arasında farklar olduğunu görüyoruz. İnceleyelim.

1. Ve 5. Maddelerdeki Haydarpaşa ve Mühürdar tarafları pan dışına çıkarılmış. Bu alanların tartışmalı durumundan kaçınılmış.

2. Maddenin değiştirilmesi çok önemlidir. Zira bu madde, projenin kimliği, kişiliği, karakteridir. Kazanan projede Belediye otobüsleri ile minübüsler alana sokulmuyor.

Günümüzde uygulanan planda ise Alan yine eskisi gibi düzenlenmiş. Yeldeğirmeni sahilindeki otobüs ve minübüs durakları korunmuş. Yani Kazanan Projenin en önemli özelliği ortadan kaldırılmış.

3. Maddedeki Hal Binası da projedeki gibi değil maalesef. Kazanan projede Tiyatro yer altına alınıp tarihi eser olan Hal Binası öne çıkarılmıştır.

Yapılan ise tamamen tersidir. Sonradan yapılan yer üstündeki tiyatro esas alınıp tescilli tarihi eser olan Hal Binası ona katılmış.

4. Maddedeki özürlü otoparkları duruyor. 6. Maddedeki Kalkedon sınırlarına pek dokunulmamış.   

Sonuç olarak yarışma projesinin en önemli önerisi olan 2. Maddede yazılanlar dikkate alınmamıştır. Otobüs ve minübüsler meydan dışına çıkarılmamışlar.

 Uygulanacak Plan. Otobüs-Minübüs Durakları Tekrar Yerine Getirilmiş.

Açıkçası heyecanlanmıştım. Kazanan projeye uygun gerçekleştirilecek olan Meydan, Kadıköy’ü ferahlatacaktı. Sonra da çevre, önce Söğütlüçeşme’ye sonra E5’e kadar yeni yapılacak Meydana uyularak düzenlenir sanmıştım.

Şu anda yapılanlar için Proje Yarışmasına  gerek yoktu. Zira yapılan sadece alanda park düzenlemesidir. 

Aslında yarışmayı yapan kurumun uygulamada bu tip değişiklik yapmaya yetkisi vardır. Ancak buradaki değişiklik projenin ana fikridir.

Ben bunun böyle olacağını tahmin etmiştim. Yukarıdaki LİNKlerin sonuncusuna (Ekim 2022) tıklarsanız o tarihte bunları yazmıştım.

ARİF ATILGAN 2026 MART

Not: Şartnamede adı geçmeyen Tarihi İskele aslına uygun restore edilmeli, yanındaki Kayık İskelesi ortaya çıkarılmalıdır. Yıkılmış olan Et-Balık Kurumu tekrar yerine konmalıdır.

 

 

 

 

 


8 Mart 2026 Pazar

 İskeleler

SÜTLÜCE İSKELESİ

Sütlüce Beyoğlu ilçesi’nin 12669 nüfuslu mahallesidir. İskelesi dolayısıyla denizden de ulaşılır. Bizans zamanında ‘süt’ anlamında Galatyani denirmiş.   Evliya Çelebi’ye göre oradaki ineklerin bol ve halis süt vermesinden dolayı Sütlüce adı konmuş. Osmanlı döneminde mesire ve sayfiye yeriymiş.

 Sütlüce İskelesi

1923 yılında burada mezbaha açılmış. Mimarı Vedat Tek’tir. Özellikle 1950’lerden itibaren Haliç kıyılarına getirilen sanayi tesisleri mezbaha ile birlikte denize ve çevreye çok zarar vermişler.

1985 yılında mezbahada kesim durdurulmuş sadece et dağıtımı yapılmaya başlanmış. O yıllarda İBB Başkanı Bedrettin Dalan (1984-1989) ile ondan sonraki İBB Başkanı Nurettin Sözen (1989-1994) burayı Kültür Merkezi yapmak istemişler ancak bir şey yapılamamış. Daha sonraki İBB Başkanı R.Tayyip Erdoğan (1994-1998) Kültür Merkezinin temelini atmış ve 2009 yılında 5. Dünya Su Konseyi etkinliği ile açılışı yapılmış. Mimarı Cengiz Eruzun’dur. Cengiz bey, Ağbi dediğim meslektaş büyüğümdür. Kendisi 2000-2010 yılları arasında Mimarlar Odası’nı temsilen katıldığım 5 Nolu Koruma Kurulunda başkanlık yapıyordu.

Haliç Kongre Merkezi (Sütlüce Mezbahası)

Mimar Sinan’ın eseri Sütlüce Hamamı, Mihrişah Valide Sultan Camii (1792), tekkeler görülecek eski eserlerdir. Kağıthane’de 1970 yılında İstihkam Okulu vardı. Orada Yedek Subay sınavına girmiştim. Cenetten bir köşe gibiydi. Yeşillik içinde akan Kağıthane Deresi, köşkler vs.

Silahtarağa Elektrik Santralı 1914-1983 yılları arasında Avrupa yakasındaki bazı bölgelere 110 Voltluk elektrik sağlamıştır. Bölge, adını 4. Murad’ın silahdarı Yusuf Paşa’dan alır. Kömür Belgrad Ormanı’ndan çıkarılır, raylı sistemle Kağıthane’ye ve Santrala ulaştırılırmış… Elektrikli alet kullanırken 110’u 220, 220’yi 110 yapan transformatör (regülatör) kullanılırdı. Ben üniversitedeyken arkadaşımdan ödünç aldığım elektrogitarı yakmıştım. 110 Voltlukmuş. Kadıköy’de 220 Volta sokmuşum.

Sütlüce, Haliç’e Marmara’dan girildiğinde sağdaki son iskeledir. Aslında o kıyıda Halıcıoğlu ve Kağıthane İskeleleri de varmış ama onlar suyun sığlaşması dolayısıyla kullanılamaz olmuş.

İskele…

1913 yılında inşa edilir.

1967’de kapatılır.

1989’de tekrar açılır. Ancak derinlik 2m civarına geldiği için gemiler yanaşamaz.

1991 yılında yine kapatılır.

1993 yılında iskele yanar ve kullanılamaz hale gelir.

2 Kasım 1993 tarihinde tekrar açılır. Yanaşma yerinde deniz derinliği 2.1m’dir. Yani derin değildir. Bu sebepten Haliç’te vapur yerine büyük motorlar çalıştırılmaktadır.  

Çevredeki Miniatürk 2003 yılında açılmış. 139 önemli binanın 1/25 ölçeğinde küçültülmüş modelleri sergilenir

2004 yılında Alibeyköy’de sel afeti olmuştu. Mimarlar Odası Afet Komitesi Başkanı olarak orada çalışmalar yapıyordum. Bir seferinde dönerken Silahtarağa Elektrik Fabrikasını keşfetmiştim. Terkedilmiş haldeydi… 2007 yılında buraya Bilgi Üniversitesi yerleşti… 2023 yılında orada öğrencilere Kadıköy sunumu yaptım...

1920’lerde Silahtar Elektrik Fabrikası

1976 yılı... Serbest çalışıyorum. Birgün, daha önce çalıştığım işyerindeki şoförlerden biri ziyaretime geldi. Recep Efendi. Emekli olmuş ve semti olan Alibeyköy’de meyhane açmış. Israrla davet ediyor. Ben Anadolu Yakasında Küçükyalı’dayım. Orası Avrupa Yakasında Alibeyköy. Uzak. İşlerim de sıkı o sıralar. Ne kadar “hık mık” ettimse dinletemedim. Sonunda ikna oldum. Gün belirledik. Aslında bir yakınım işyeri açtıysa ziyaret ederim. Alış veriş yapar, ücreti de biraz fazla öderim. Ödediğim paranın uğur getireceğine inanırım... Sözleştiğimiz akşam iki arkadaşımla gittik. Hoş Geldin. Hoş Bulduk. Masaya oturduk. Recep Efendi ‘Uykulukları fırına vermiştim. Birazdan gelir.’ Dedi. ‘Uykuluk nedir?’ diye sordum. Dana ve kuzunun boğaz kısmındaki yağlı salgı bezleriymiş. Hayvan yaşlandıkça küçülürmüş. Hem yağ hem salgı bezi. Yiyemem. Aldı mı beni bir sıkıntı. Yüzüm düştü. Tat kaçırmak ta istemiyorum. Neyse... Uykuluk tepsisi geldi. Patates, soğan, domates ve sivri biberlerle birlikte iri kemik iliğine benzeyen uykuluklar…  Kokusu nefis. Ama… Çatalın ucuyla bir parça alıp ağzıma attım, tattım. Sonra bir tane daha attım ve tattım. Sonra… Yumuldum. Böyle lezzetli bir şey olamazdı. Keyifli bir gece geçirdik.

Ummadığım yerlerde ummadığım lezzetleri tatmışımdır. Van Gölü kenarında İnci Kefali, Uluabat Gölü kenarında Turna Balığı... Sütlüce’nin Uykuluk’u da onlara eklenmişti o gün.

Uykuluk mezbaha olan yerlerde olurmuş. O sebepten biz bilmiyormuşuz. Alibeyköy’de küçük, Sütlüce’de büyük bir mezbaha vardı. Günümüzde ikisi de yok. Uykulukçular duruyordur herhalde.

Hep derim. Ben İstanbul’a aşığımdır. Havasına, suyuna, semtlerine, lezzetlerine…

İskeleleri yazarken çevresine ve anılara dalıyorum. Keyif alıyorum bu durumdan. Otoburların geviş getirmesi gibi.

ARİF ATILGAN 2026 MART

 

  https://atilganblog.blogspot.com/2026/03/sutluce-iskelesi-sutluce-beyoglu.html

 

 

 

 

 

 

 


15 Şubat 2026 Pazar

 İskeleler

HASKÖY İSKELESİ

Hasköy, Haliç kıyısında Beyoğlu ilçesine bağlı bir semttir. Bizans döneminde adı Pikridion’muş. İstanbul kuşatması sırasında Fatih Sultan Mehmed otağını buraya kurduğu için ‘Padişaha özgü köy’ anlamında Hasköy adı verilmiş. Bizans döneminde Karai Musevi’leri bulunmaktaymış. Karaim olarak bilinen bu insanlar Orta Asya’dan gelmiş Musevi Türk’türler. Burada kendi inançlarına göre yer altında Kal Ha Kadoş Be Kuşta Bene Mikra Sinagogu adıyla inşa ettikleri sinagog halen ibadete açıktır. 1492 yılında İspanya’dan kovulan Sefarad Yahudileri de önce Eminönü’ne sur diplerine yerleştirilirer. Burada Yeni Valide Camii inşaatı başlayınca Haliç’e gönderilirler. Onların bazıları da Hasköy’e yerleşmişler.

Bizans döneminden beri burada Rumlar da yaşıyormuş. Onların da Ayia Paraskevi kilisesi vardır. Evliya Çelebi’ye göre 18. Yüzyılda Ermeni ve Türkler de yaşamaya başlamışlar. Ancak Yahudi nüfusu ağırlıktadır.     

Hasköy 17. Yüzyıl sonlarından itibaren küçük çaplı tersanelerin bölgesi olmuştur. 1852 yılında Hasköy-Balat arasında yapılan köprü Yahudi Köprüsü olarak bilinir. Ömrü kısa olmuştur. Haliç 1950’lerden sonra sanayi bölgesine dönüşür. 

Fatih döneminden kalan Aynalıkavak Kasrı günümüzde deniz kıyısında değildir. Hasköy’ün üst tarafında bulunan büyük alanda Osmanlı’nın okçuları atış talimi yaparmış. Bu sebeple buraya Okmeydanı denmiştir.

Yeni Hasköy İskelesi

İskeleye gelirsek…

1857 yılında Yusuf Ağa isimli kişiye 20 yıllığına Haliç’te vapur çalıştırma imtiyazı verilir. Seferler Hasköy İskelesinden başlayacaktır. Ancak sonraki yıllarda başlangıç noktası Köprü İskelesi olmuştur. Hasköy İskelesine ahşap bir köprüden geçiliyormuş. 

Haliç’teki İskeleler

1994 yılında Hasköy Tersanesi’nin yanında ahşap küçük bir iskeledir. Zamanla denizin dolması ve yapının eskimesi dolayısıyla seferlere kapatılır.

Eski İskele

2006 yılında geçmişteki mimarisine uygun olarak yenilenmiş ve hizmete açılmıştır. Yeni adı Hasköy Piri Mehmet Paşa İskelesidir. 90m2’lik alanı olup Yolcu Salonu ve görevliler için mekanlar bulunmaktadır. Yeni iskele eski un fabrikasının yerindedir.

Buradaki eski eserlerden bazıları Fatih döneminden kalan Handan Ağa Camii, 1455-1456 yıllarında yapılmış olan Kiremitçi Ahmet Çelebi Camii, Banker Camondo’nun mezarı, Rum Mezarlığı, Ermeni Mezarlığı, Yahudi Mezarlığı, Müslüman Mezarlığıdır.

Osmanlı zamanında gemi çıpası dökülen Lengerhane 1994 yılından itibaren Rahmi Koç Müzesi olarak kullanılmaktadır. 1997 yılında Haliç Çevre Projesi başlatılmış ve bu havalideki sanayi tesisleri kaldırılmıştır.

1962-1965... Beyoğlu Atatürk Erkek Lisesi’nde okurken sıra arkadaşım Hasköy’lüydü. Hasköy’den çok geçmişimdir de anı oluşturacak kadar durmamışımdır. Ama üst tarafındaki Okmeydanı’ndan vardır.

Lisede her sınıfın futbol takımı olurdu. Sınıf maçlarımızı Okmeydanı sahasında yapardık. Cumartesi günleri öğleye kadar okul olurdu o zamanlar. Öğleden sonra Taksim’den otobüsle gider-gelirdik. Bir keresinde maçımızı oynamış geriye dönüyorduk. Otobüsün arka boşluğunda  laflıyoruz. Yanımda rakip takımdan bir arkadaş vardı. Birden ‘Çok iyiydin bugün’ dedi. Halbuki kendisi sahanin en iyisiydi. Hele kale direğinin doksan dediğimiz köşesinde patlayan bir şutu vardı ki… ‘Esas sendin sahanın en iyisi’ diye cevap verdim. Taksim’e kadar muhabbet ettik. Uzatmayayım…  Arkadaşımız yllar sonra Galatasaray’ın milli sağaçığı Metin Kurt olarak herkese adını ezberletmişti. Bu anımı ayrıca bir öykü olarak yazacağım.  

2002 sonrası… İskelenin yanındaki Rahmi Koç Müzesi’ne gitmiştim. Her tarafını çok beğenmiştim. Ama çocukluğumdan beri merak ettiğim gerçek bir denizaltının içinde gezmek unutamayacağım bir duyguydu. Biliyorsunuzdur.  Denize aşık bir insanımdır. .

Bence Boğaz’daki Boğaz vapurları örnek alınmalı. Haliç’teki Haliç vapurlarıyla da Haliç önemli bir turistik gezi alanı yapılmalıdır.     

ARİF ATILGAN 2026 ŞUBAT

 https://atilganblog.blogspot.com/2026/02/haskoy-iskelesi-haskoy-halic-kysnda.html

https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/hask%C3%B6y-i%CC%87skelesi%CC%87

 

 


5 Şubat 2026 Perşembe

 Köşe Yazısı

KADIKÖY’E CAMİ

Kadıköy ilçesi, Caferağa Mahallesi, Rıhtım Mevkiindeki, kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan, yaklaşık “30.000m²”lik tescil dışı “Cami Alanı”; “Kentsel ve Tarihi Sit Alanı” sınırları dışında, “Etkilenme Geçiş Sahası Sınırı” içerisinde, çoğunlukla “İSKİ Hizmet Alanı”, kısmen “Ağaçlandırılacak Alan”, kısmen de “Aktif Yeşil Alan” lejantında, 23.10.2008 onanlı 1/1000 ölçekli “Kadıköy İlçesi Dolgu Alanı Uygulama İmar Planı” kapsamında kalmakta iken, İBB Planlama Müdürlüğünce hazırlanarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 02.11.2015 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli ve 1/1000 ölçekli “Caferağa Mah İDO İskelesinin Güneyinde Cami Alanı'na ilişkin Nazım ve Uygulama İmar Planı değişiklikleri kapsamında “İbadet Alanı”/“Cami” fonksiyonuna alınarak yeniden planlanmıştır.

Kıyı Dolgu Alanında Cami. Arkada Haydarpaşa Garı.

Söz konusu alan, Kadıköy Meydan ve Çevresi Kentsel Sit Alanı komşuluğundaki, “Etkilenme Geçiş Sahası” sınırları içerisinde kaldığından Koruma Amaçlı İmar Planı yapılması gerekirken, İstanbul V Numaralı Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulunun 28.01.2016 günlü 3356 sayılı Kararı ile “Etkilenme Geçiş Sahası” sınırları dışına çıkarılmıştır. Yani bu alana cami yapılmasının önünde engel kalmamıştır.

Cami Alanı. Arkada Mühürdar’daki Otel.  

Bundan sonraki gelişmeleri kısaltılmış olarak adım adım yazalım…

1-İstanbul 3. İdare Mahkemesi 2016/285 E sayılı dosyasında Kadıköy Belediyesi’nin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na açtığı dava kazanılıyor ancak İstinafta kaybediliyor.

2-İstanbul 3. İdare Mahkemesi 2016/1157 E sayılı dosyasında Cami Alanının Etkileme Geçiş Sahasından çıkarılması iptal ediliyor.

3-İstanbul 3. İdare Mahkemesi 2018/89 E sayılı dosyasında Kadıköy Belediyesiyle Mimarlar Odası İstanbul Şubesi’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı aleyhine açtığı dava sonucu buradaki Proje iptal oluyur.

4-İstanbul 7. İdare Mahkemesi 2018/616 E sayılı dosyasında Mimarlar Odası İstanbul Şubesi ve Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi’nin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aleyhine açtığı 1/5000 Nazım ve 1/1000 Uygulama İmar Planlarının iptali talepi sonucu planlar onanıyor.

5-İstanbul 6. İdare Mahkemesi 2019/2505 E sayılı dosya ile Mimarlar Odasınca Başkanlık aleyhine açtığı Rıhtımdaki Cami için verilen ruhsatların iptali davası henüz sonuçlanmamış.

6-İstanbul 3. İdare Mahkemesi 2024/2386 Esas sayılı dosya ile Kadıköy Belediye Başkanlığı tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı ve İBB aleyhine açılan İstanbul 5 Nolu Koruma Kurulu Kararının ve projenin iptali talepli davası İşlemlerin İptali kararı ile sonuçlanmıştır. Yani cami yapılamayacaktır.

7-İstanbul 3. İdare Mahkemesinde 17/07/2025 tarihli  2025/420 Dosya ile İBB dosyayı İstinafa görürmüştür. İptal kararı kaldırılıyor. Yani cami yapılabilecektir.

8-Kadıköy Belediyesi 20 Ocak 2026 tarihinde bu kararı Danıştay'a taşıyarak Temyiz başvurusunda bulunmuş.

6., 7., 8. Maddelere dikkat çekelim... İBB 2019 yılında el değiştirmiş ve bu projeye karşı olan ana muhalefet partisinin idaresine geçmiştir. Dolayısıyla 6. Maddede onların istediği karar çıkmıştır. Ancak 7. Maddede belirtildiği üzere Dosyayı İstinafa götürmüşler ve Projenin İptali kararını kaldırtmışlar. Buna karşın durumu düzeltmek isteyen yine aynı ana muhalefet partili Kadıköy Belediyesi 8. Maddede belirtildiği üzere son Kararı Temyize götürmüş.

Cami Alanı.

Buraya kadar olan bölümü sürecin doğru anlaşılması için yazmak gereği duydum. Artık mahkemeler çok ta ilgimi çekmiyor. Ben olaylara daha tepeden, daha mesleki açıdan bakmak istiyorum.

1965-1970 arasında benim kuşağım Mimarlık ve Şehirciliği birlikte okudu. Anımsayan var mıdır bilemem ama hocalarımız Şehir Tacı diye bir kavram öğretmişlerdi. Bugün tam aynı anlamı karşılamasa da Silüet deniliyor. Bir şehre girerken, içinde gezerken, sonra da çıkarken gözünüze ilişen ve aklınızda yer eden en belirgin şey (bina, heykel, doğa vs) oranın Şehir Tacı olmaktadır. Örneğin Paris’te Eyfel Kulesi, Atina’da Akropol gibi. Ülkemizde de çeşitli şehirleri bu anlamda inceleyebilirsiniz. Bu arada güzel olması gerekmez Şehir Tacının. Akılda kalır olması yeterlidir.

İstanbul’u ele alalım. Bizans döneminde Surlar… Osmanlı zamanında Topkapı Sarayı… Cumhuriyet döneminde Boğaz Köprüsü… Sonra Çamlıca Camii…

Kadıköy’e gelirsek… Yüz yıldır Haydarpaşa Gar binası… Ancak 2000’li yıllardan itibaren Mühürdar sahilindeki Otel binası Kadıköy’ün Şehir Tacı olmuştur artık.

 

2000 Yılı Öncesi Haydarpaşa Garı.

Mühürdardaki Otel yapılırken Mimarlar Odası Başkanıydım. ‘Burada sadece otel değil Kadıköy’ün yeni silueti oluşturuluyor’ anlamında konuşmalar yapıyordum. Zira 6 Kat imar hakkı 12 kata çıkarılmıştı. Özetle 50 metre civarı yükseklikte bir bina yapıldı. Bu arada Haydarpaşa Garı’nın arkasında yüksek binalar oluşturuluyordu. Üşenmiyordum. Bakırköy’den Sirkeci’ye sahilden gelirken Kadıköy’e bakıyordum. Haydarpaşa ‘yok’ mertebesine gelmişti. Otel ise siyah rengi ve iri kitlesiyle kendini belli ediyordu. Kadıköy’ün yeni Şehir Tacı artık bu otel olmuştu. Konuyu dağıtmayayım ama amaç sadece rant değildi bana göre. Neyse…

Mühürdardaki Otel Görünüyor. Haydarpaşa Hissedilmiyor.

Camiye gelirsek…

En öndeki kıyı dolgu alanına yapılacak caminin yüksekliği 46,5 mt, minarelerin yüksekliği 70 mt olacakmış. Yani binanın kitlesi arkadaki oteli kapatacaktır. Sosyal medyada temsili resimlerini görüyorum. Konuyu bilmeyenler sadece camiyi resmetmişler. Ben arkadaki Otelin de görüldüğü-görülmediği temsili resimleri merak ediyorum. Hatta mümkünse Avrupa yakasından görünüşün canlandırılmasını isterim.

Kadim şehirler spontane oluşurmuş. Dolayısıyla Şehir Tacı da… Bugün planlı kentler yapılıyor. Plan daha masadayken delinmeye başlıyor. Sonra da sahada oluşurken… Lehte değişiklik yapılan parsellerin kazancına ‘rant’ diyoruz. Özellikle 1970’lerden sonra tanışıyoruz bu kelimeyle. Dolayısıyla kentlerin Şehir Tacı da planlı programlı bile isteye yapılıyor artık. O sebeple de ‘Artık Şehir yok, Kent var’ diyorum.

Ben iyidir, kötüdür, olsun, olmasın tartışmasına girmiyorum. Sadece tartışanların doğru yerden tartışmalarını arzu ediyorum.

ARİF ATILGAN 2026 ŞUBAT

 https://atilganblog.blogspot.com/2026/02/yazs-kadikoye-cami-kadkoy-ilcesi.html

https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kadik%C3%B6y-e-cami%CC%87

 


26 Ocak 2026 Pazartesi

 İskeleler

KASIMPAŞA İSKELESİ

1851 yılında İstanbul Boğazı’nda ve daha sonra Anadolu Yakası’nda insanların denizden ulaşımını sağlamak için Şirket- Hayriye kurulmuş.1856 yılında da Haliç içinde denizden ulaşım için Haliç-i Dersaadet Şirket-i Hayriyesi kurulmuş. 1945 yılında tamamı Şehir Hatları çatısı altında toplanmış.

Haliç içinde Eminönü ile birlikte 14 iskele varmış. Bunlardan 6 tanesi suyun sığlaşması, bulunduğu yerde başka bir yapı yapılması gibi çeşitli sebeplerden günümüze ulaşamamıştır. Yemiş, Cibali, Camialtı, Halıcıoğlu, Defterdar, Kağıthane İskeleleri... Günümüzde çalışır halde olanlar Kasımpaşa, Hasköy, Sütlüce, Eyüp, Ayvansaray, Balat ve Fener iskeleleridir. Kasımpaşa İskelesinden başlayalım.

                                                        Kasımpaşa İskelesi

Kasımpaşa, Beyoğlu ilçesinin Bedrettin Mahallesi içinde bir semttir.

Bizans zamanında burada Cenevizliler varmış. Bölgedeki su kaynakları sebebiyle adı Kaynaklar anlamında Pegai imiş. Fatih Sultan Mehmed'in (1451-1481) fetih sırasında Haliç’in ağzına gerilen zinciri, Tophane’den Beyoğlu tepesine çıkardığı gemileri Kasımpaşa’dan denize indirerek aştığı yazılır. Sonraki yıllarda Kanuni Sultan Süleyman, (1520-1566) vezirlerinden Güzelce Kasım Paşa’ya başarıları sebebiyle bu havaliyi vermiş. O dönemden itibaren de buraya Kasımpaşa denmiş. 

Kasımpaşa tersaneler bölgesi olarak bilinir. İlk olarak Fatih zamanında 1455 yılında Tersane-i Amire kurulmuş. Daha sonra Sultan I. Selim (1512–1520) döneminde büyük ölçüde genişleyen tersane, Kanuni Sultan Süleyman’ın (1520–1566) tahtta olduğu yıllarda, dünyanın en büyük tersanelerinden biri haline gelmiş. Haliç, Camialtı ve Taşkızak tersaneleri günümüze gelmiştir. Ancak buralarda bazı projeler düzenlenmiş. Bildiğim kadarıyla günümüzde Haliç Tersanesi çalışmaktadır… Kalyoncu Kışlası 1785 yılında Cezayirli Gazi Hasan Paşa tarafından yapılmış. Paşa evcilleştirdiği aslanla dolaşırmış. Nitekim orada aslanıyla birlikte heykeli vardır… Piyale Paşa Camii 1573 yılında Mimar Sinan tarafından yapılmış… Ayrıca Deniz Hastanesi (1785), Bahriye Nezareti (19.Yüzyıl), Mimar Sinan’ın eseri Büyük Hamam (1533),  yine Mimar Sinan’ın eseri olarak yapılmış geçirdiği yangınlar sonrası bugün yeni haliyle var olan Güzelce Kasımpaşa Camii (Camii Kebir-1534), Aynalıkavak Kasrı (18.Yüzyıl), Tarihi Kasımpaşa fırını…

Turabi Baba Kütüphanesinden bahsedeyim. 18.Yüzyıl son çeyreğinde tekke olarak kurulmuş. İstanbul’un işgali döneminde Milli Mücadele (1918-1923) için asker ve cephane toplanan bir mekanmış, Tekke ve Zaviyelerin kapatılması (1925) sonrası Kasımpaşa Spor Kulübü olmuş, 1927 yılında sporcu gençlerin başarıları sonrası Atatürk buraya Gençliğe Hitabesini gönderir. Okunan hitabet duvara asılır. Dolayısıyla burası Gençliğe Hitabe’nin ilk okunduğu yerlerden biri olur. 1975 yılında yangın geçirir, 2007 yılında restorasyonuna başlanır ve 2008 yılında kütüphane olarak açılır.

                                                     Turabi Baba Kütüphanesi

Kasımpaşa İskelesine gelirsek…

Haliç’in en eski ve en büyük iskelesidir. Osmanlı zamanından beri vardır.  Ahşap olarak yapılmıştır. Ancak hemen yanındaki Kasımpaşa Deresi’nin getirdiği alüvyonlar dolayısıyla derinlik azalır. Vapurlar yanaşmakta zorlanır.

                                        1910’lu Yıllardaki Ahşap Kasımpaşa İskelesi

1934 yılında Kasımpaşa Deresi’nin üzeri kapatılmış, burası Bahriye Caddesi olmuştur.

2004 Yılında eski iskelenin yerine aynı yerde beton ayaklar üstünde beton zeminli yeni iskele yapılır. Üst kısmı ahşap olup üzeri kiremit çatılıdır. Buradaki deniz derinliği 4.5 metredir.

Semtin takımı olan Kasımpaşa Spor Kulübü futbol ve güreş dallarında etkilidir. Tepebaşı’ndaki stadyumunun adı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Çünkü 12. Cumhurbaşkanı bu semtte yaşamış.

Çevrenin en bilinen mahallesi Hacı Hüsrev’dir. Bu kişi Fatih Sultan Mehmed Haliç’e gemileri indirirken yağlama yöntemini bulan kişidir. Yani mahallenin geçmişi 1453’e dayanıyor denebilir. Çingene Mahallesidir. Renklidir, olaylıdır. Geçmişini yenilemek için 1991 yılında İstiklal Mahallesi olmuştur. Anılarım çoktur da yazamam.

Gece hayatını yaşayanlar bilir. Eve gitmeden önce son gidilen mekan işkembecidir. Her iki yakadaki işkembecileri bilirim. En bilineni Pangaltıdan Kasımpaşa’ya inerken Dolapdere’deki Apik İşkembe Salonu idi. Hatta anımsadığım kadarıyla en pahalısıydı da galiba.  Sahibi Apik Hayrabetyan bu salonu 1942-2014 yılları arasında çalıştırdı. Ünlüler giderdi. Hatta 1980’lerde darbe yaparak Devlet Başkanı olan Kenan Evren’in de gittiğini duymuştum.

Apik İşkembe Salonu

1972-1975 yılları arasında ÇBS’de çalışmıştım. Büro Karaköy’de fabrika Alibeyköy’deydi. Sık sık gider gelirdim. Dolayısıyla Haliç’i yaşardım. Kasımpaşa’yı da…

ARİF ATILGAN 2026 OCAK

 https://atilganblog.blogspot.com/2026/01/kasimpasa-iskelesi-1851-ylnda-istanbul.html

https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kasimpa%C5%9Fa-i%CC%87skelesi%CC%87

 

 


15 Ocak 2026 Perşembe

 Kent Hafızası

KADIKÖYÜ

2018 yılında kaybettiğimiz ünlü sanat tarihçi Prof. Semavi Eyice ile sohbetlerimiz olurdu. Kendisi özellikle Bizans ve Osmanlı konularında herkesin akıl danıştığı bir üstattı. Kadıköy Yeldeğirmeni’nde yaşadığı için semtin geçmişini iyi bilirdi. Belli ki yokuş olan İskele Sokak’a önce Düz Sokak denmiş. Düz Sokak denince güler, ‘Yahu neresi düz bu sokağın?’ derdi. ‘Hocam orası İskele Sokak oldu artık, Düz Sokak bir altta’ dediğimde ise ‘Neyse. Doğru yapmışlar.’ Cevabını alırdım. Onun bu tip düzeltmeleri eğlenceli olduğu kadar bilgilendiriciydi de. Ama bir konuda çok ciddi olurdu sayın hocamız.

Anlatayım.

Semavi Bey en çok Kadıköy kelimesine takılırdı. Her defasında ‘Hayır. Kadıköy değil. Kadıköyü.’ Diyerek kelimenin düzeltilmesini isterdi. Fatih Sultan Mehmed Bizans’ı yani İstanbul’u fethettikten sonra şehrin ilk kadısı olarak Hızır beyi görevlendirir. Kadılar bulunduğu yerleşimde padişahı temsil edermiş. Ama bilindiğ gibi esas görevi bugünkü tanımla hakimliktir. Bu sıfatı dolayısıyla Hızır Beye, bir nevi ek gelir anlamında ‘arpalık’ olarak Bizans dönemindeki Kalkedon tahsis edilir. İşte bu bölgeye o tarihten sonra Kadı’nın Köyü anlamında Kadıköyü denmiştir. Yani güzel ilçemizin adı aslında Kadıköyü’dür. Tam olarak ne zaman ismi kısaltılmıştır bilinmiyor. Ama biz tahmin etmeye çalışalım. 

                                                      Kadıköyü Zamanında Kumluk                       

1938 yılında Safiye Erol Kadıköyü’nün Romanı isimli eserini yazmıştır. Demek ki 1930’lu yıllarda bu kelime kullanılıyordu. 1997 yılında da Çelik Gülersoy bir yazısında ‘Kadıköyü’ kelimesini savunmuş. Hatta iskelenin tabelasında da öyle yazıldığını iddia etmiş. Kendimden de örnek vereyim. 1950’li yıllarda büyüklerimin ‘Kadıköyü’ne gidiyorum’ veya ‘Kadıköyü’nden geldim’ gibi cümlelerini duyardım. Çocuk kafamla onların yanlış cümle kurduklarını düşünürdüm.

                                         

                                                 Çelik Gülersoy’un 1997 Yılındaki Yazısı (Sosyal Medya)

Özetlersek…

Burası M.Ö.685 yılında Kalkedon, 1453 yılında Kadıköyü olmuş. 1950’lerden sonra da Kadıköy denmiş.

Kalkedon bize ait kelime değil. Ama Kadıköyü bize ait. Üstelik aklımızı zorluyor. Kadıya ait bir köy yani Kadı’nın Köyü olduğunu düşündürüyor.

Gelelim Kadıköy’e… 1950’lere kadar Kadıköyü denmiş. Sonra yavaş yavaş Kadıköy olmuş. Yeldeğirmeni, Çarşı, Moda tarihi değeri olan eski Kadıköy olarak kalmış. 1970’lere kadar Bağdat Caddesi, Acıbadem tarafları bahçeli evler halini korumuş. Ama sonra apartmanlaşma başlamış. 2000’lere gelindiğinde Kadıköy Kadıköyü halinden pek bir şey kaybetmemiş.

Ancak…

2005 yılında Tarihi Çarşı ve 2010 yılında Yeldeğirmeni Canlandırma Projeleri soylulaşmayı başlatmıştır. Dolayısıyla evler de dükkanlar da insanlar da değişmişlerdir. Kadıköy’ün diğer bölgeleri de bu iki projenin etkisiyle aynı değişimi yaşamışlar. Yakında Yeni Kadıköy adı konursa şaşmamalıyız. Neyse… Yazının yönünü değiştirmeyeyim.

Bu arada…

Fenerbahçe’nin de adı Fenerbahçesi’dir. Osmanlı  zamanında yapılmış olan deniz feneri dolayısıyla buraya Bağçe-i Fener, daha sonra da Fenerbahçesi denmiş. O kelime de sonraları Fenerbahçe olarak kısaltılmış.

Araştırılırsa bu anlamda kısaltılmış çok kelime bulabiliriz. Halbuki o kelimeler sayfalarca yazının özeti oluvermektedir bizlere. 

Amacım Kent Hafızasını canlı tutmaktır. Bu işi üstüme vazife edinmişim. Huyumu değiştiremem ki…

ARİF ATILGAN 2025 ARALIK

 https://atilganblog.blogspot.com/2026/01/hafzas-kadikoyu-2018-ylnda.html

 https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kadik%C3%B6y%C3%BC

 

 

 

 

 


13 Ocak 2026 Salı

 2026 YAZILARI

1-KARAKÖY İSKELESİ
https://atilganblog.blogspot.com/2026/01/karakoy-iskelesi-galata-beyoglu.html
 
Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/karak%C3%B6y-i%CC%87skelesi%CC%87

2-KADIKÖYÜ
https://atilganblog.blogspot.com/2026/01/hafzas-kadikoyu-2018-ylnda.html
 
Yedek LİNK:
 https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kadik%C3%B6y%C3%BC
 

3-KASIMPAŞA İSKELESİ
https://atilganblog.blogspot.com/2026/01/kasimpasa-iskelesi-1851-ylnda-istanbul.html

Yedek LİNK
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kasimpa%C5%9Fa-i%CC%87skelesi%CC%87
 

4-KADIKÖY’E CAMİ
https://atilganblog.blogspot.com/2026/02/yazs-kadikoye-cami-kadkoy-ilcesi.html
 
Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kadik%C3%B6y-e-cami%CC%87