İskeleler
FENER İSKELESİ
Fener, Balat ile Eminönü arasında yer almış tarihi bir semtimizdir. Bizans döneminde adı Phanari imiş. Fener kelimesi Yunanca Fanarion kelimesinden üretilmiş. Burada bir deniz feneri bulunmaktaymış. Rumlar yaşarmış. Osmanlı zamanında onlarla birlikte zengin Yahudiler de yaşamış. 1923 yılından sonra Türkiye Cumhuriyeti döneminde Rumların bir kısmı Yunanistan’a göç etmiş. 1950’lerde Haliç kıyılarında sanayi tesislerinin kurulmaya başlamasıyla Anadolu’dan gelenler yerleşmeye başlamış ve birlikte yaşamışlar. Ancak 6-7 Eylül 1955 olaylarından sonra Rumlar Tükiye’yi terk etmişler.
2003-2010 arasında yapılan
çalışmalarla yıpranan semt ayağa kaldırılmış. Ancak her yerde olduğu gibi
“canlandırılmış”. Yani kendi kimliğinden uzaklaştırılarak yeme-içmecilerle
doldurulmuş. Neyse…
Anlaşıldığı üzere burada
tarihi değeri olan çeşitli yapılar bulunmaktadır. Ben önemli bulduğum üç
tanesinden bahsetmek istiyorum.
Fener Rum Patrikhanesi...
500’lerin başında Hıristiyanlar Katolik ve Ortodoks olarak bölünürler. Buradaki
piskoposun unvanı “Konstantinopolis Başpiskoposu ve Ekümenik Patrik” olmuştur.
Osmanlı’nın kuşatması sırasında zaptedilmeleri riskine çözüm olarak birleşmek
isterler. Yapamazlar. Fetih sonrası Fatih Sultan Mehmed bu durumu anlamış ve
birleşerek güçlenmelerini istememiştir. Patrikliği tanır. Patrikhane binası
daha önce Fatih Camii’nin bulunduğu yerdeymiş. Osmanlı’dan sonra bir kaç yere
taşınarak yer değiştirmiş, 1602 yılında bügünkü yeri olan Fener’deki Aya Yorgi
Manastırı’na taşınmış.
Fener Rum
Erkek Lisesi… 1454 yılında kurulmuş. Önemli din ve devlet görevlileri
yetiştirilirmiş. Fatih Sultan Mehmed fetihten sonra şehri terk edenleri geri
çağırmış ve dinlerinde de eğitimlerinde de serbest olacaklarını ilan etmiş. Günümüzdeki
binanın mimarisi proje yarışmasıyla elde edilmiş. İnşaat 1880 yılında başlamış.
1882 yılında hizmete açılmış. Okul
Marsilyadan özel olarak getirilen kırmızı tuğlalarla inşa edilmiş. Bu sebepten
Kırmızı Mektep olarak anılır. 4 katlı olup 3020m2 alana sahiptir. Gösterişli
bina çoğu zaman çevreyi gezenler tarafndan Patrikhane sanılır. Gözlemevi olan
kulesinde teleskop bulunur. Öğrenci sayısı gitgide azalmaktadır.
Bulgar Kilisesi… Yazının
başında bahsettiğim fenerin civarındadır. Stefan Kilisesi, Demir Kilise, Boru
Kilise gibi adlarla da anılır. 1849 yılında Sveti Stefan’n bağışladığı arsaya
ahşap bir kilise inşa edilir. Bulgarların,
Osmanlı’da ayrı bir dini cemaat olarak tanındığı 28 Şubat 1870 tarihli ferman
burada okunmuştur. 1898 yılında ahşap kilise yanmış, yerine bugün hala ayakta
olan Demir Kilise inşa edilmiştir. Mimarı Hovsep Aznavour’dur. Kilisenin
Viyana’da dökülen demir elemanları gemilerle getirilmiş ve İstanbul’da
birleştirilmiş. Bana göre dünyadaki ilk prefabrik binadır. 2011 yılında bazı
onarımlar yapılmış ve 2018 yılında yeniden açılmıştır.
Bunların dışında Moğol Meryem
Ana Kilisesi, Yoakimion Rum Kız Lisesi, Ayazmalar ilk akla gelen eski
eserlerdir.
Haliç’te vapurlar ile ulaşım
1850’li yıllarda başlamıştır.
Fener İskelesi…
İskele alanı 95m2 olup 81
kazık üzerindedir. Çeşitli tarihlerde onarımlar geçirmiştir.
Günümüzde yolculara ve deniz
ulaşımına hizmet etmektedir.
Fener semti genellikle gelip
geçtiğim bir yerleşim olmuştur. O yıllarda derlenip toparlanmamıştı daha. Ama
her geçtiğimde iki bina beni çok etkilemiştir. Biri Kırmızı renkli Fener Lisesi…
Heybetinden dolayı ben de herkes gibi uzun süre o binayı Patrikhane sanmıştım. Diğeri
ise Demir Kilise yani Bulgar Kilisesi. Hep hayranlıkla seyretmişimdir.
Fener, Haliç içinde
araştırdığım son iskeledir.
ARİF ATILGAN 2026 MAYIS
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/fener-i%CC%87skelesi%CC%87