16 Aralık 2014 Salı


YALOVA’DA AĞAÇ KESİLMESİ
Arif Atılgan
Atatürk Yalova’ya ilk defa 1929 yılında gelmiş, burayı çok beğenmiştir. Önce Termaldeki Baltacı Çiftliğine daha sonra Çiftlik Köy tarafındaki Millet Çiftliğine birer köşk yaptırmıştır. 1930 yılında Millet Çiftliğindeki köşkün yanındaki çınar ağacının dalları binanın üzerine doğru zarar verecek şekilde büyümüştür. Bu durumda dalların kesilmesi yerine Atatürk’ün isteğiyle köşk yürütülerek 5mt doğuya kaydırılmış, bu sebepten de adına Yürüyen Köşk denmiştir.
 
Atatürk 1930 yılında Gazipaşa Caddesini takiben İskeleden Termale kadar 12.350MT uzunluğundaki yolun iki yanına çınar ağaçları diktirmişti. 10 mt arayla dikilen ağaçlar şaşırtılarak karşı sıradakilerin ortasına denk getirilmişlerdi. Bu suretle ağaçlar karşı sıraya doğru dallarını uzatarak yolun üzerini örtmüşler ve sanki 5MT arayla dikilmişler duygusu vermişlerdi. Yola, iki yanı ağaçlı yol anlamında ‘Çınarlı Hıyaban’ denmiştir. Ağaçlar İstanbul II No’lu Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’nun 14.5.1997 tarih ve 4491 sayılı kararı ile ‘Korunması Gereken Anıt Ağaçlar’ olarak tescil edilmişlerdir.
 
Bugünlerde kesilmeleri dolayısıyla haber konusu olan, İskeleden Millet Çiftliğinin bulunduğu Çiftlik Köy yakınına kadar olan yolun kenarlarında bulunan, çınar ağaçları daha sonra dikilmişlerdir.
 
                                Çiftlik Köy Tarafında Kesilen Ağaçlar Sonrası Yolun Durumu.
 
Yalova 1989 yılında Japonya’nın Tonami kenti ile kardeş şehir olmuştu. Tonami Belediyesinin armağanı olan ‘Dostluk Çanı’ ve ‘Bahçe Feneri’ bu meydana konduğu için meydana Tonami Meydanı adı verilmiş. Ancak bugün fener de çan da burada bulunmamaktadır.
 
    Tonami Meydanı Ve Ağaçların Kesildiği Cadde.
 
Karamürsel’den gelen yolun Bursa’ya gidişini ve Yalova’ya girişini sağlayan Tonami Meydanındaki kavşak son zamanlarda tıkanmakta, araç trafiğine yetmemektedir. Bu sebepten buraya çözüm getirme ihtiyacı doğmuştur. Belli ki uzun süredir yaşanan sıkıntının çözümü için buraya Kavşak yapılması kararı önceki belediye döneminde alınmıştır.
 
Karayolları Genel Müdürlüğü bugünkü Yalova Belediyesine kavşak inşaatını yapabileceklerini ancak yol üzerindeki alanın inşaata elverişli hale getirilmesini istemiş. Yalova Belediyesi de Karamürsel Yolu tarafındaki 176 ağacı, çoğunluğunu keserek bazılarını sökerek, ortadan kaldırmıştır.
 
Bu olay bahanesiyle İskele ile Termal arasındaki tescilli ağaçların da yer yer kesildiğine, dikkatli bakıldığında bunların daha çok yeni inşa edilen binaların önlerine gelen bölümlerde gerçekleştiğine de işaret etmeliyiz.
 
       İskeledenTermal Tarafına Giden Yoldaki Tescilli Ağaçlar.
 
Gerek İskele-Termal gerekse İskele-Çiftlik Köy arasındaki ağaçların Yalova’ya ayrı bir değer kattıkları kesindir. Hem güzellik açısından hem de tarihi açıdan değerlerini fark etmek, bilincine varabilmek gerekir. Bu anlamda İskele-Çiftlik Köy arasındaki ağaçların da ilgili koruma kurulu tarafından tescil edilmeleri sağlanmalıdır. Bu olay en azından geriye kalanların korunması için bahane olmalıdır.
 
Yapılan iş doğru değildir. Eski eser sayılması gereken ağaçlar ortadan kaldırılmış, doğa yok edilmiştir. Bunun haklılık açıklaması olamaz. Hem ağaç kesimi hem de kavşak inşaatı için halka danışılsa daha doğru olur idi. Ayrıca Karayolları Genel Müdürlüğü ‘Yaşanan olayların üzerine artık bu kavşağı yapamam’ derse ne olacaktır?
 
Hâlbuki Körfez Köprüsü ve çevre yolları açıldığında trafiğin o tarafa kayacağı ve Yalova’daki trafiğin rahatlayacağı bellidir. Bu da en fazla 1-2 yıl içersinde gerçekleşecektir. Yalova’da esas sorun Yaşar Okuyan Bulvarı üzerindeki her aracın her tarafa sapabildiği iki noktada bulunmakta, getirilecekse buraya çözüm getirilmesi gerekmektedir.
 
1972 yılında yedek subaylığımı Birliğimin inşaat şube müdürlüğünde mimar olarak yapmıştım. Bir gün büroya geç geldiğim için 3 gün göz hapsi cezasına çarptırılmıştım. Terhis olduktan sonra bana ceza veren şube müdürüm binbaşıya rast gelmiş ve kendisine bu olayı sormuştum. Bana ‘Hareketli yaşamından dolayı daha ağır bir cezaya çarptırılacaktın Ben bunu önledim’ demişti... 1975 yılında serbest hayata atılmış mimarlığın yanında müteahhitlik de yapıyordum. Bir gün inşaata gelen arsa sahibi binada bazı tadilatlar istemişti. Kendisinin isteğine göre yaptığımız işleri neden tekrar değiştirmemizi istiyor diye şaşırmıştım. Sonradan anlamıştım ki aslında kira ücretine zam istiyormuş.
 
Yaşamımın yoluna başlarken daha ilk metrelerde öğrenmiştim ki her şey göründüğü gibi değildir. Görünen her şeyin arka planı vardır ve gerçek arka plandadır.
 
Sanırım yakın gelecekte Yalova’da yaşanacak olanlar yaşanmış olanların arka planını gösterecektir.
ARİF ATILGAN MİMDAP ARALIK 2014
 

10 Aralık 2014 Çarşamba


Yeldeğirmeni


AZİZİYE HAMAMI
Arif Atılgan

Aziziye Hamamı 1861-1876 yılları arasında Sultan Abdülaziz zamanında inşa edilmiştir.1868 yılında onarılan bu hamam Arabesk, Hint Mimarisi tarzını taşımaktadır. İçi eski tarz, sadece kireçle yapılmış sıva ile kaplıdır. Bu tip sıvalar kirecin higroskopik (su tutucu) bir madde olması sebebiyle eski hamamlarda çok tercih edilirmiş. Kireç sıva gündüz hamam kullanılırken rutubeti emer, gece kullanılmadığı zamanda ise emdiği rutubeti tekrar geriye kusar.

Kadın, erkek bölümleri simetriktir. Soyunma bölümü kare, ılıklık bölümleri ise dikdörtgen şeklindedir. Göbek taşlarının üzerinde büyük kubbeler, soğuk ve sıcak halvetliklerin üzerinde ise küçük kubbeler bulunmaktadır.

Yeldeğirmeni’ndeki Yahudi kadınları, cuma gününün akşamları, Tevilla denilen dini gelenekleri için Aziziye Hamamı’nı kapatırlarmış. Tevilla, Yahudilerin dini geleneğine göre kutsal cumartesi gününden önce cuma gecesi kadınların yıkanıp temizlenmesi anlayışıdır.

Birkaç arkadaşımla 1990 lı yılların sonlarına kadar zaman zaman bu hamamı kullanırdık. Hepsi mermer olan göbek taşıyla, kurnalarıyla, halvetlikleriyle tam bir Türk hamamıdır. Banyo sonrası girişin üst katında bulunan dinlenme odacıklarında önce o yıllardaki Çamlıca Gazozu, biraz istirahattan sonra da çay içmek oldukça keyifli olurdu doğrusu.
ARİF ATILGAN YELDEĞİRMENİ KİTABI

                                              Aziziye Hamamı 1937 Pervititvh Planında.

                                                              Aziziye Hamamı (2007)

                                                               Aziziye Hamamı (2014)

                                                             Aziziye Hamamı Kubbeleri


Yeldeğirmeni

 

KADIKÖYÜN İLK PTT BİNASI
Arif Atılgan

Anadolu Yakası’nda, Kadıköy’ün ilk postanesi 1845 yılında Padişah Abdülmecid’in emriyle eski adıyla Aziziye yeni adıyla İzzettin Sokakta kurulmuş.

Bazı yayınlarda Postane Binası’nın No:126 da olduğu yazılıdır. Ancak bu sokağın eskilerinin bina içindeki tefrişleri anlatmalarına göre, No:26 daki bina gerçek tarihi PTT binası olabilir diye düşünüyorum.

Osmanlıda Postane Teşkilatı olarak menzilhaneler kullanılıyormuş. Yeldeğirmeni’nde de Kırkahvesi sokakta bir menzilhane bulunuyormuş. Bu anlamda Kadıköy’ün ilk PTT binasının burada olması doğaldır sanırım.    
ARİF ATILGAN YELDĞİRMENİ KİTABI



                               Kadıköy’ün İlk PTT Binası Olduğunu Sandığım Bina. (2007)

                                Kadıköy’ün İlk PTT Binası Olduğunu Sandığım Bina. (2014)

 

 

 

                                                                        

 

 

5 Aralık 2014 Cuma


Yeldeğirmeni

 

RASİM PAŞA CAMİSİ
Arif Atılgan

1837 yılında Osmanlı Bahriye Mektebi’ni bitiren Ahmet Rasim Paşa 1877-1881 yılları arasında Bahriye Nazırlığı yapmıştır. Ancak II.Abdülhamit’in Donanma ile ilgili taleplerini  hiçbir zaman doğru bulmamış ve yerine getirmemiştir. Bu davranışı Saray tarafından affedilmeyen Rasim Paşa 12 Ocak 1881 de görevinden azledilmiş, yerine tayin edilen Hasan Hüsnü Paşa padişahın donanma ile ilgili isteklerini yerine getirmiş ve güçlü Osmanlı Donanması adeta Haliç’e hapsedilerek çürümeye terk edilmiştir.

Bahriye Nazırlığı’ndan azledilen Rasim Paşa hacca da gitmiş ve Hacı Rasim Paşa olarak anılmaya başlanmıştır. 13 Kasım 1892 yılında ölen Rasim Paşa’nın mezarı Tophane Kılıç Ali Paşa Camisinin bahçesindedir.

Rasim Paşa’nın ölümünden sonra karısı İkbal Hanım’a devletten maaş bağlanmıştır.

İkbal Hanım bugünkü Acıbadem semtinde bulunan arazisinin içindeki evinde yaşamaktaydı. Daha sonraları adına istinaden İkbaliye adı verilen bu bölgede kişisel gelirleri ile hayır işleri yapmaya başlamıştı.
 
                                                 Pervititch Planında Rasim Paşa Camisi.

İkbal Hanım, 1835-1836 yıllarında II.Mahmut zamanında Yeldeğirmeni’nde yapılmış ama harap durumda olan mescidi yenilemeye karar verir. 1905 yılında adeta yeniden inşa ettirdiği bu camiye kocası Rasim Paşa’nın ismini vererek onu Dünya durdukça yaşatmayı arzu eder. Kiremitli çatısı, esas bina ile oranlı minaresi, idare odası ve bahçesi ile küçük ama şirin bir cami olan bina 1990 lı ve 2000 li yıllarda hor kullanılmış, kaçak ilaveler yapılmış, hatta taşıyıcı sistemi tehlikeye sokulmuştur.
                                                                                                         
                                     2007 Yılında Rasim Paşa Camisi.(Restorasyon Öncesi.)

                                   2014 Yılında Rasim Paşa Camisi. (Restorasyon Sonrası.)

Emine İkbal Hanım öldüğü tarih olan 1929 yılına kadar bulunduğu semtte hayırlar yapmıştır. İkbaliye İlköğretim Okulu, İkbaliye Camisi gibi. Bu sebepten adı verilen semtte kocasının adını taşıyan Rasim Paşa Sokak ile oğlunun adını taşıyan Nahit Bey Sokak bugün hala onların anısını yaşatmaktadır.

Rasim Paşa Camisi’nin yapıldığı Yeldeğirmeni o yıllarda gayrimüslimlerin de çokça yaşadığı bir semtti. 1927 yılında Kadıköy mahallelere ayrıldığında bu mahallelere daha çok yer ve kişi isimleri verilmesi tercih edilmişti. İşte bu anlayışla bu bölgeye de camiinden dolayı Rasim Paşa Mahallesi adı verildi.

Yaşamın hoş tesadüfü şudur ki, Osmanlı Bahriye Nazırı Rasim Paşa adının verildiği camiyi de semti de yaşarken hiç görmemiş ve bilmemiştir.
 
                                     2007 Yılında Rasim Paşa Camisi.(Restorasyon Öncesi.)

                                   2014 Yılında Rasim Paşa Camisi. (Restorasyon Sonrası.)

Bu yazıyı yazdığım 2007 yılında Camiye yapısal anlamda çok kötü müdahaleler yapılmıştı. Gerek taşıyıcı sistemi gerekse mimari görünüşü oldukça hırpalanmıştı.

Rasim Paşa Camisi 2012 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir.
ARİF ATILGAN YELDEĞİRMENİ KİTABI

4 Aralık 2014 Perşembe


Yeldeğirmeni

 

AYRILIK ÇEŞMESİ MEZARLIĞI
Arif Atılgan

Ayrılık Çeşmesi’nin hemen arkasında yer alan bu mezarlık adını çeşmeden ve yanındaki namazgâhından almıştır. Buraya 18.yüzyıl (1700 lü yıllar ) sonlarından, 20.yüzyıl ( 1900 lü yıllar ) başlarına kadar defin yapılmıştır.

Bu mezarlık aslında Kızıltoprak’a kadar uzanan Karacaahmet Mezarlığı’nın bugünlere kalan son ucudur. Kızıltoprak tarafında sadece Kuşdili Çayırı’ndaki (eski Salı Pazarı ) Mahmut Baba Türbesi’nin bulunduğu küçük bölüm kalmıştır. Ayrılık Çeşmesi Mezarlığı’nın bu türbe ile bağlantısı da bugün artık yok olmuştur.



                                                            Ayrılık Çeşmesi Mezarlığı.

Ayrılık Çeşmesi Mezarlığı yıllardır bu havalide yaşayan herkes tarafından Acem Mezarlığı, Mısır Mezarlığı diye bilinirse de aslında Müslüman Türk Mezarlığıdır. Üstelik burası saray ileri gelenlerinin gömüldüğü bir haziredir. Örneğin: Yeldeğirmeni Rıhtımında kendi adına çeşme yaptırmış olan III.Selim’in Çuhadarağası Ladikli Ahmet Ağa burada gömülü olan saray ileri gelenlerinden biridir.

Tarihi mezar taşları ile de tanınan bu mezarlıkta gösterişli taşlar erkeklerin, sade görünümlü taşlar ise kadınların mezarlarında bulunmaktadır. Ayrıca her kişinin yaşarken sahip olduğu konumunu da mezar taşından anlayabilmek mümkündür. Zira mezar taşları bu konumları ifade edecek şekilde yapılmıştır.
ARİF ATILGAN YELDEĞİRMENİ KİTABI

 

Yeldeğirmeni
 
LÂDİKLİ AHMET AĞA ÇEŞMESİ (SERVİLİ ÇEŞME)
Arif Atılgan
Bu çeşme III.Selim’in Çuhadarağası Ladikli Ahmet Ağa tarafından 1793 yılında yaptırılmıştır.
Lâdikli Ahmet Ağa Enderun’da yetişmiş bir saray ileri gelenidir. Çeşmeyi yaptırdıktan 3 yıl sonra 1796 yılında ölmüştür ve Ayrılık Çeşmesi Mezarlığı’na defnedilmiştir.
Lâdikli Ahmet Ağa Çeşmesi üzerindeki kitabede ‘servi’ kelimesi geçtiği için ‘Servili Çeşme’ olarak ta anılmaktadır. Etrafında namazgâhı olan bir çeşmedir. Ancak günümüzde bu namazgâh alanının büyük bir kısmı önde genişletilen yola gitmiş ve ortadan kaybolmuştur.
 


                                    Lâdikli Ahmet Ağa Çeşmesi 1936 Pervititch Planlarında.
 
Çeşmenin namazgâhının üst köşesinde bugün sadece kovuğu kalmış tarihi ağacın varlığı 1800 lü yıllarda da bilinmektedir.
 
                                                          Lâdikli Ahmet Ağa Çeşmesi.
 
Lâdikli Ahmet Ağa Çeşmesinin kitabesinde şunlar yazmaktadır.
‘Geldi ‘bir’ mısra ile pertev cevherin tarih-i sal
Servili bu çeşmenin havzı bu derya guyiya’ 1793
 
                                                                    Kıblegah Taşı.
 
Çeşme Kadıköy ve Havalisi Camii Yaptırma ve Onarım Derneği tarafından 715/93 tarihli karara göre 1996 yılında restore edilmiştir.
ARİF ATILGAN YELDEĞİRMENİ KİTABI
 
 
 

Yeldeğirmeni


HALİD AĞA ÇEŞMESİ
Arif Atılgan

Halid Ağa 1791 yılında III.Selim’in Darüssaade Ağası olmuştur. Siyahî bir haremağası olan Halid Ağa 1794 yılında bu çeşmeyi yaptırmış ve 1798 yılında ölmüştür. Eyüp’te Valide Sultan Türbesi bahçesine defnedilen Halid Ağa bu çeşme ile birlikte Haydarpaşa’da başka bir çeşme daha yaptırmıştır. Ayrıca Kadıköy ve Haydarpaşa’da çeşitli çeşmelerin su yollarını tamir ettirmiştir.

Bugün Altıyol’dan Kadıköy’e inen Söğütlüçeşme Caddesi’nin sağ tarafında Halid Ağa Caddesi'nin köşesinde üçgen şeklindeki imar adasında Osmanlı’nın İtfaiye Kumandanlığı bulunmaktaydı. Ön cephesinde Osmanlı arması bulunan bu binadaki İtfaiye Kumandanlığı 1900 lü yıllarda dahi Nizamiye Birliği’ne bağlı bir askeri birlik olarak görülmektedir. Çift merdivenle çıkılan bu binada o yıllarda ‘tulumbacılar’ olarak bilinen itfaiyeciler bulunmaktaydı. İtfaiye erleri (tulumbacılar) karşı sıradaki evlerin ikinci katında yatarlar, üzerinde yangın tulumbaları olan arabalar ise alt katta bulundurulurdu.

Bu binanın ön cephesinde yani Söğütlüçeşme Caddesi tarafında giriş merdivenleri yanında Halid Ağa Çeşmesi bulunmaktaydı. Halid Ağa Çeşmesi üç yalaklı ve hazneli (depolu) bir çeşmedir.

Çeşme 1838 yılında II.Mahmut zamanında onarılmıştır. Ancak daha sonra 1868 yılında Sultan Aziz’in annesi Pertevniyal Valide Sultan tarafından ikinci defa onarılmıştır. Gerek ilk yapılışında gerekse onarımları sonrası üzerine kitabeler yazılmıştır.

Ortadaki kitabe 1794 yılında ilk yapılışında yazılmıştır:
Misal-i Kevser aktı arife tarih-i Hamemdan
‘Bu ziba çeşmeden iç zemzemi olsun hayat-ı efza 1794’

Sağdaki ikinci kitabe ilk onarımdan sonra yazılmıştır:
Çün abu Kevser aktı ‘bir’ tarih ziver hamedan
Bu çeşmenin kıldı suyun cudi şehinşah-i zaman 1838

Soldaki üçüncü kitabe ise ikinci onarımdan sonra yazılmıştır:
Gerek ‘bir’ taş neler tarihin agâh cüsten etsin
‘Suyun buldu bu çeşme himmet ile mehd-i ulyanın 1868’

                                          Pervititch Planında Çeşmenin Eski Ve Yeni Yeri.

Daha sonra İtfaiye Teşkilatı motorize olduğunda bu bina İnzibat Karakolu olarak kullanılmaya başlandı. Cumhuriyet devrinde ise Söğütlüçeşme Caddesi genişletildi, Karakol Binası yıkıldı, yerine portikli (direkli) Emniyet Sandığı binası yapıldı. Halid Ağa Çeşmesi ise Söğütlüçeşme Caddesi’nden kaldırılarak Halid Ağa Caddesi içine, bu üçgen şeklindeki imar adasının arka köşesine taşındı.

Tüm diğer çeşmeler gibi uzun yıllar insanların ve hayvanların önünde serinlediği Halid Ağa Çeşmesi bugün ilgi ve bakım beklemektedir.

Yukarıdaki yazıyı 2007 yılında yazmıştım. Bu tarihten sonra Kadıköy Belediyesi çeşmeyi restore etti. Ancak çeşme bugün yine ilgi ve bakım bekler durumdadır. Kamu mallarını özenli kullanma konusunda özürlü bir toplum olmalıyız herhalde.
ARİF ATILGAN YELDEĞİRMENİ KİTABI

                                          Halid Ağa Çeşmesinin 2007 Yılındaki Görüntüsü.

                           Restore Edilmiş Halid Ağa Çeşmesinin 2014 Yılındaki Görüntüsü.