23 Şubat 2025 Pazar

 İstanbul İskeleleri

ÇENGELKÖY İSKELESİ

Çengelköy, Üsküdar ilçesine bağlı 13500 nüfuslu bir mahalledir. Beylerbeyi ile Vaniköy arasındadır. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’un fethi için çevrede hazırlıklar yaparken burada gemi çengelleri (çıpaları) yapıldığı görülmüş. Dolayısıyla önce Gemi Çengeli, daha sonra Çengelköy adıyla anılmış.

Bizans döneminde dini merkez, Osmanlı döneminde sayfiye ve av merkezi olarak kullanılmış. Uzun süre gayrimüslimler yaşamış. 19. Yüzyılın ortalarında Şirket-i Hayriye vapurları çalışmaya başladıktan sonra Müslüman kesimin de burada yaşadığı görülür.

Yolun üst tarafındaki Aya Yorgi Kilisesi ile Kerime Hatun Camii 17. Yüzyılda yapılmış.  Yolun alt tarafında ise Karakol ve önündeki çeşmeler, bin yıllık olduğu tahmin edilen Çınar ağacı, Hamdullah Paşa Camii bulunmaktadır. Vaniköy tarafınadoğru gidildiğinde 1720 tarihli Kaymak Mustafa Paşa Camii, çeşmesi ve bahçesi vardır. Daha sonra da 1843 yılında yapılan Kuleli Askeri Lisesi olarak bildiğimiz Kuleli Kışla bulunur.  

Çengelköy İskelesine gelirsek…

1851 yılında eski kayık iskelesinin yerine ahşap olarak inşa edilir.

1894 yılında iskele binasının bulunduğu arsa atın alınır. İskele denize iki sıra kazık çakılarak uzatılır.

1910 yılında bu bina yıkılır. Yerine Kirkor Usta tarafından yeni bir bina yapılır.

                                                         Çengelköy İskelesi.

Çengelköy İskelesinin tüm alanı 260.40 m2’dir. Açık alan 125.64 m2, kapalı alan 109 m2’dir. İskelenin yanaşma yeri uzunluğu 14.70 metre, su derinliği 6.90 metre, denizden yüksekliği ise 1.20 metredir. Galata Köprüsü'nden uzaklığı 4.02 mil (6.46 kilometre) olup vapurla bu mesafe 22 dakikada alınır.                         

İskeleye caddeden dar bir yol ile gidiliyor. Bu yol üzerinde Şirket-i Hayriye’nin malı olan arsaya yedi dükkan inşa edilir.

                                                               İskele Yolu. 

Diğerlerinden değişik inşa edilen binanın projesini bulamadım. 

İskelenin Girişi.

Çevreye bakarsak...

İskele Meydanındaki yaklaşık 200 yıllık dev Çınar Ağacı 2017 yılında fırtına dolayısıyla devrilmişti. Ağaç bugün dev halinden uzak ama o halini anımsatan şekilde yaşamaktadır. Meydanın sol tarafındaki Tüfekçi Alaattin Bey Yalısı restoran olmuştu. 1970’li yıllarda zaman zaman gittiğim yerlerdendir. Kıyının küçük bir koy şeklinde olması dolayısıyla burada oturduğunuzda karşınızda boğazın karşı kıyısını değil 1. Boğaz Köprüsü’nü görürsünüz. Bir de meydana caddeden girildiğinde anımsadığım kadarıyla ortada Necati’nin Yeri isimli küçük bir mekan vardı. Şimdi var mı bilmiyorum ama daha hesaplıydı o yıllar. Hatta bir keresinde Bostancı açıklarında tuttuğumuz balıkları vermiş, karşılığında bedava yemiş ve de içmiştik.

Gelelim 1000 yıllık çınar ağacı ile Karakol ve Camii’nin bulunduğu meydana… Buraya da dar bir aralıktan girilir. Eskiden Pazar İskelesi varmış. Zerzevat buradan başka yerlere gönderilirmiş. Çınar ağacı deniz tarafındadır ama dalları yukarı doğru olduğu kadar yatay olarak kara tarafına doğru da uzamıştır. Dal dediğime bakmayın. Kalın bir ağaç ebadındadır yatay dallar. Özellikle kara tarafına uzanan dal... Zaten hepsinin altında destekler vardır.

Çengelköy’ün badem adıyla bilinen salatalıkları küçüktür, lezzetlidir, ünlüdür.

1990’lı yıllarda  mahalle hayatını işleyen Süper Baba isimli TV dizisi vardı. Süper Baba olan Fiko (Fikret) ile arkadaşı Nihat’ın yaşadıkları işlenirdi genellikle bu dizide. Sık sık Nihat’ın kahvehanesinde geçerdi öyküleri. O kahve bu meydanın deniz kıyısındadır. İşin güzel tarafı normal yaşamda da bildiğimiz sakin bir semt kahvehanesiydi burası. Günümüzde kafe olmuş. Üstelik meydanı da kaplamış. İçi de dışı da tıklım tıklım… Unutamadığım bir sahneyi aktarayım… Fiko’nun Deniz isminde bir sevgilisi olmuştur. Deniz, evlenip başka yere taşınmak istemektedir. Fiko buna rıza göstermez. Deniz ‘Buradan ayrılamazsın değil mi?’ diyerek sitem eder... Mahallede büyümüş mahalleliler böyledir. Ayrılamazlar doğup büyüdükleri sokaklardan. Ayrılanlar ise sık sık giderler oralara. Tanıdık kimse kalmasa da... Uzun süre gelmediklerinde bilin ki göçmüşlerdir bu dünyadan.

Suma Han’dan da bahsedeyim. 2000-2010 yılları arasında Mimarlar Odası Başkanı iken Oda’da etkinlikler düzenliyorduk. Bunların birinde bir kadın üyemiz ‘Çengelköy’de 1820’li yıllardan kalma aile yadigarı suma fabrikasını restore ederek otele dönüştürdüklerini, yolumuz düşerse sevineceklerini’ söyledi. Eşimle Boğaz’a gittiğimiz bir akşam dönüşte uğradık. Anımsadığım kadarıyla ‘burada incirden suma yapıldığını ve otelin rıhtımına incir dolu teknelerin yanaştığını’ anlatmıştı. O kıyıda bir kahve içmiş ve meslektaşımızı başarılı restorasyondan dolayı kutlamıştık.  

Çengelköy İskelesi derken Çengelköy anılarım depreşti... Boğazın sevdiğim noktalarındandır. Mahalleyi, esnafı, komşuyu bugün bile hissedebileceğiniz bir yerdir.

ARİF ATILGAN 2025 ŞUBAT

Not: Süper Baba dizisinde bahsettiğim kişileri oynayanlar:

Fiko (Fikret): Şevket Altuğ

Nihat: Sümer Tilmaç (D:1948-Ö:2015)

Deniz: Şevval Sam

https://atilganblog.blogspot.com/2025/02/iskeleleri-cengelkoy-iskelesi-cengelkoy.html

https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/%C3%A7engelk%C3%B6y-i%CC%87skelesi%CC%87

 

9 Şubat 2025 Pazar

 Köşe Yazısı

DERTLEŞME SOHBETLERİ

Küçük bir çocukkenki halimizi anımsayalım. Sıkıntımızı bir arkadaşımızla paylaşırdık. O yılların boş sokaklarında bir kapının merdiven basamaklarına oturur konuşurduk. Okullarda okumaya başlayıp büyüdükçe daha değişik sohbetlerimiz oluştu yaşıtlarımızla. Ama yine iki kişi bir yerde oturarak veya sokakta yürüyerek anlatırdık sorun kabul ettiğimiz şeyleri. Delikanlı ve sonrası yaşlarda daha değişik ortamlarda olduk bu anlamda… Kahvehanenin bir köşesinde çaylarımızı içerek… Sokağın köşesinde ayakta konuşarak… Parktaki bankta… Çayırda ağaç altında… Daha sonraları meyhanede iki yudum alkol alırken yaptığımız derin sohbetlerde… Ertesi gün hiçbirini anımsamayacağımızı bildiğimiz halde… Veya yürüyerek… Kafa dengi arkadaşımla Kadıköy-Mühürdar-Moda-Bahariye-Kadıköy turunu birkaç defa tekrarladığımızı bilirim dertleşirken.  Sınıfta ders sırasında arkadaşımızla konuştuğumuz için öğretmen tarafından azarlanırmışızdır. Emin olun konu çoğunlukla bir sıkıntının paylaşılmasıdır.

Kadınlara gelirsek… Anaokulu seviyesinde başladıklarını torunumdan biliyorum. Erkekler itişirken onlar konuşurlarmış. Sonraki yaşlarda kendi aralarında dertleşirler. Kızlar kahvehane, meyhaneye gitmezlerdi. Kendi ortamlarını yaratırlardı. Kadınlar ise misafirlikte, kapı önü sohbetlerinde…

Özetle bizim nesil konuşurdu birbiriyle. Kendi anlatır arkadaşı dinler… Arkadaşı anlatır kendi dinler... Sonuçta sıkıntımızı atardık içimizden. Birbirimize derman olacak şeyleri de önerirdik ama işin o tarafı çok ta önemli değildir. Önemli olan içimizdekini anlatarak, ferahlamamızdır.

Yani bizler anlatmasını da bilirdik dinlemesini de … Anlattık… Dinledik… Çünkü dostluklarımız vardı. Anlatmak ve dinlemek için dost gerek insana. Şükür ki bizim de boldu dostlarımız. 

Bugünkülere bakıyorum… Örneğin bir restoranda 5-10 kişi ailecek oturmuş. Masanın ucunda küçük bir çocuk. Eline telefon verilmiş, onu izleyerek büyüklerin sorumluluğunun dışına çıkarılmış. Çocuk çorbasını masaya da üzerine de döke saça içiyor. Abartmıyorum. O kadar yetişkinden kimse ona bakmıyor ve durumunu görmüyor. Sanmayın ki büyükler sohbet ediyor. Telefonlarına bakıyorlar. Arada orada gördüklerini diğerlerine söylemek için iki laf ediyorlar… Bir sürü kafe açılıyor. Sanmayın ki oralarda derin sohbetler oluyor. Oturuyorlar ve telefonlarına bakıp oradan bir konu için iki laf edip tekrar bakmaya devam ediyorlar. Yolda yürürken bile telefonlarına bakıyorlar. Veya parkta koşarken kulaklıktan müzik dinliyorlar.  “Yahu rüzgarı, kuşları filan dinlesene” diyorsunuz içinizden... Üstelik artık kadın-erkek aynı…Farklı yerlerde farklı şeyler yapılmıyor yani.

Görünürde kimsenin vakti yok birbiriyle sohbet etmeye. “İçlerindeki birikmiş dertler patlatır bunları bir gün” diyorsunuz içinizden. Sıkıntılar boşalmalı… Boşaltılmalı halbuki. Ama dert anlatmak için dost gerekli.

İşin sırrını çözüyorum sonunda. Kimsenin sır anlatacağı dostu yok. Pekiyi ne yapılıyor? Psikologlara gidiliyor. Tuhaf karşılıyorum. Hatta “yazık bu insanlara” filan diyorum ama iyi ki psikologlar var diye düşünüyorum sonra da. Onlar da olmasa ne olacak bu insanların hali?

Tuhaf bir dönem yaşıyoruz. İnsanlar doğallığından uzaklaşıyor. En basit şeyler için doktora gidiliyor. Reçeteler yazılıyor. Haplar yutuluyor. Rahatlık hissediliyor. “Oh” deniyor. Sonra… Periyod tekrarlanıyor. Doktorlar haklı. Gereğini yapıyorlar. Bence insanlarda yanlışlık var. Hep mutluluk istiyorlar çünkü.

Bakıyorum. Herkes meşgul. Ne işleri var diye merak ettiğinizde görüyorsunuz ki eften püften şeyler. İş değil yani.

Sevgili dostlar… Doğallığınıza dönün. Üzülün, sevinin, konuşun, bağırın. Doğal olun. Tabiiki telefonu da kullanın. Ama onun kulu olmayın. Lütfen… 

ARİF ATILGAN 2025 ŞUBAT

https://atilganblog.blogspot.com/2025/02/yazs-dertlesme-sohbetleri-kucuk-bir.html

https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/dertle%C5%9Fme-sohbetleri

 

 

4 Şubat 2025 Salı

 İstanbul İskeleleri

BÜYÜKDERE İSKELESİ

Büyükdere, İstanbul Boğazı’nda Sarıyer ilçesine bağlı bir mahalledir. Aynı zamanda kıyıdaki iskelenin de adıdır. Bölgeye Belgrad Ormanı’ndan doğan ve buradan denize akan Büyük Dere (Bakla Deresi) dolayısıyla Büyükdere denmiş.

Bizans zamanında küçük bir kilise bulunmaktaymış. Saray erkanı paskalyanın ilk haftası burada toplanırmış.

Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethinden önce balıkçıların yeriymiş. Fetih sonrası Osmanlı pek ilgi göstermemiş. Ancak Avrupa’dan gelen sefirler burada sayfiyeler inşa etmeye başlayınca ilgi çekmeye başlamış. Mesire yerleri ile de ün kazanmış.

1851 yılında ilk iskele Büyükdere Camii önündeki kayık iskelesine eklemelerle yapıldı.

1908 yılında bu iskele yıkılarak yenisi inşa edildi. İskele direkleri değiştirildi. Kadınlar için 1. Mevki bekleme yeri oluşturuldu.

1911 yılında bölgenin ileri gelenlerinden İbrahim Paşa’nın deniz kıyısındaki 940m2 lik arsası satın alındı.

1912 yılında iskele ile on dükkan ve büyük bir gazino inşa edildi. İstanbul’un en geniş iskele binası olduğu söylenir.  

                                                          Eski İskele

1971 yılında iskele Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Kurulu tarafından tescil edilir.

1988 yılında Boğaza Kazıklı Yol inşaası sonrası iskele karada kalmış ve hizmet dışı olmuştur.

              
                    
Eski İskele Karada Kalmış. Önde Yeni İskele.

1989 yılında İBB tarafından yeni iskele inşa edilerek hizmete sokulur. Yapılan iskelenin tüm alanı  535.08 m2, yolcuların bölümü 369.592 m2, büro kısmı 110.09 m2, gemi yanaşma yeri uzunluğu 15.60 metre, su derinliği 3.80 metre olup denizden ortalama yüksekliği 1.00 metre civarındadır.

Yeni İskele

2013 yılında Eski İskele ihaleyle kiralanır. Yeme-içme, pasaj, toplantı gibi amaçlara göre düzenlenir.

Büyükdere’nin Galata Köprüsü’nden uzaklığı 11.10 mildir. (17.86 km). Vapurla bu mesafe 55 dakika sürer.

Bu havali kazıklı yoldan önce ve sonra şeklinde hafızamda yer edinmiştir. Öncesinde… Sarıyer tarafına gidip gelirken Boğazdan kopup binaların arasından geçmek tuhaf geliyordu. Aniden deniz yok oluyordu çünkü. Ama sonrasında… Yalıların önünden geçmek daha da tuhaf geliyordu bana. Gizemleri kayboluyordu sanki. 

Bir iskelemizi daha anımsadık böylece. Tabii ki devam edeceğiz…

ARİF ATILGAN 2025 ŞUBAT

https://atilganblog.blogspot.com/2025/02/iskeleleri-buyukdere-iskelesi-buyukdere.html

https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/b%C3%BCy%C3%BCkdere-i-skelesi 

 

 


27 Ocak 2025 Pazartesi

 Köşe Yazısı

BEHÇET ÜNER’İ KAYBETTİK

1966… Bir yıl önce girdiğim İ.T.Ü. Mimarlık bölümünde sınıfta kalmış ve ertesi yıl yeni arkadaşlarla tanışmıştım. İlk defa başıma gelen bu duruma alışmak durumundaydım.

Behçet (Üner) yeni arkadaşlardandı. Mimarlığı sevmişti belli ki. Zamanla tashih yapan hocalara benzemeye başlamıştı. Hepimiz gibi… Kalemi alıp önündeki kağıda eskiz yaparken başını sağa sola eğer, bazen elinin tersini kağıda tutup parmaklarının ucunu çizgilere sürterek tarifler yapardı. Mimarlık böyle bir şeydi. Mimar olmak isteyeni kendine bağlar ve mimar gibi olmalara başlatırdı. Bu görüntüler hepimizde bir başka şekilde olmuş ve görülmüştür.

Bölümler arası futbol turnuvası olurdu her yıl Gümüşsuyu’ndaki 7 kişilik sahada… Bizim takımın sağaçığı olmuştu kısa boyu ile. Ben sanrhafıydım. Ona uzun top attığımda çizgiden koşar topu yakalar ve bir şekilde ortasını yapardı.

Mimarlık okuyanların sigara anısı çoktur. Çizimleri belli safhaya getirip nasıl olduğuna bakarken bir “düşünce sigarası” yakmayanımız yoktur. Okulda sabahlarken uykusuzluktan sigarayı proje paftasının üzerine düşürüp kağıdı yakmalar vs. Onun değişik bir anısını anlatmıştı bir arkadaşımız. Tavla oynarken Behçet’in sigarası tavlanın içine düşermiş sık sık.

Okulu bitirdik. Herbirimiz dağıldık. Hayat gailesi denen şeyi tadıyorduk. 18 yıl sonra bir gece Maçka’da İ.T.Ü. tesislerinde buluştuk tüm sınıf. Herkes evlenmiş, kimi çocuk sahibi olmuştu. Behçet’te eşi ve küçük oğluyla gelmişti. Güzel bir yemek yemiş, okul günlerimizi sohbet etmiştik hep birlikte.

Tanıdığımda Kartal’da oturuyordu. Bürosunu Kartal’da açmıştı. Bügün de Kartal’da oturuyordu. Has Kartallıydı yani.

Behçet’in Facebook Sayfası Fotoğrafı.

Bugün Yalova’daki eve geldim. İnternete hiç bakamadım. Şöyle bir oturup ta telefonuma baktığımda ilk gözüme çarpan haberdi. Behçet’i kaybetmişiz. Telefonuna telefon ettim. Bir hanım çıktı, kendini tanıttı. Başsağlığı dileklerimi ilettim ailesine.  

O küçük çocuğu doktor olmuştu. Son günlerinde babasıyla çok ilgilenmiş.

Yaşamın ilk günlerini yaşadık. Delikanlılığı da yaşadık. Sanırım şimdi son günlerini böyle yaşıyoruz. Kaybettiğimiz arkadaşlarımızın haberini alarak…

Güle güle Behçet… Allah Rahmet Eylesin.

ARİF ATILGAN 2025 OCAK

Not: Sınıf fotoğraflarımı bilgisayara yüklememiştim. Behçet'in Facebook sayfası fotoğrafını koydum.    

 https://atilganblog.blogspot.com/2025/01/yazs-behcet-uneri-kaybettik-1966-bir-yl.html

https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/beh%C3%A7et-%C3%BCner-i%CC%87-kaybetti%CC%87k

 


15 Ocak 2025 Çarşamba

 Köşe Yazısı

TÜKENEN ŞEHİR İSTANBUL

1900’lü yıllardan 1950’li yıllara kadar İstanbul’un nüfusu bir milyon civarındadır. Yani Osmanlı’nın son, Cumhuriyetin başlangıç ve gelişme yılları…

1950’li yıllarda ilk kıpırdanmalar başlar. Özel sektörün sanayi tesisi kurması desteklenmiştir. Onlar da İstanbul’u tercih etmişler, çalıştıracakları işçileri Anadolu köylerinden yapılan göçle sağlamışlardı. Gelenlerin oluşturdukları gecekondu mahalleleri İstanbul nüfusunun ilk yukarı doğru kıpırdanışları olmuştur.

Köyden kente göç devam ederken 1970’li yıllardan itibaren de İstanbul’a gelen üniversite gençlerinin, okulu bitirdikten sonra neredeyse tamamının geriye dönmediğini görüyoruz.

İstanbul’a taşradan gelenlerin dernekleri kuruluyor, hem o derneklerde hem kahvehanelerde siyaset yapılıyor. Sonuçta siyasete giriyorlar ve İstanbul için karar mekanizmalarında yer alıyorlar.

Kabaca bakılırsa… 1970’lerden sonra İstanbul’daki belediye başkanlarının, meclis üyelerinin, milletvekillerinin çoğunluğu İstanbullu değildir. Hatta bazılarının taşradaki kendi memleketlerine de yarar sağladıkları görülür. Bu da doğaldır. Eşyanın tabiatı gereği…   

Bana göre bir insanın ‘Oralı’ olması için hiç değilse iki kuşak orada olması gerekir. Yani ana-baba gelip yerleşmişse orada doğan çocukları oralı sayılmalıdır. Bu kişiler yönetici olabilmelidir. Hiç değilse yarıdan fazlası...

Oranın insanı herhangi bir konuda karar verirken geçmişini, anılarını vs düşünür. Duyguyla karar verir. Daha korumacı olur.

İstanbul’da eğer böyle olsaydı…

Öncelikle nüfus bu derece arttırılmazdı. 1950’lerde Türkiye'nin nüfusu 24 milyonken İstanbul 1 milyonmuş. Bugün Türkiye’nin nüfusu 85 milyon, İstanbul 16 Milyon. Kabaca Türkiye 3 misli artarken İstanbul 16 misli artmış. Aslında İstanbul’da gelip geçici yaşayan bir 5 milyon daha vardır İstanbullu olmayan. Onları hesap edersek 20 misli artış var diyebiliriz. Normal mi?

Buradaki nüfus 6-7 milyonlarda tutulmalıydı. Böyle olunca da asla sahillerdeki yalı önleri doldurulmaz, Sulukule, Galataport, Fikirtepe, Haydarpaşa gibi projeler yapılmazdı. Bir örnek vereyim… Kadıköy’de Natiliüs AVM’nin bulunduğu geniş çayırlığın büyük kısmı korunur, 85 dönümün sahibi olan Şehzade Ziyaeddin Köşkü eskisi gibi görünürdü.

 1960-Şehzade Ziyaeddin Köşkü Çayır Ortasında. 2022- Binaların Arasında Kaybolmuş

İstanbul’un planı 6-7 milyon nüfusa göre yapılsa fabrikalar olması gereken kentlere taşınacaktı. Dolayısıyla oralarda çalışmak için İstanbul’a gelenler gelmeyecekti. Üniversiteler ise diğer kentlere yayılırdı. Hatta bazı kentler üniversite kenti olurdu.

Ulaşım?... Peşin söyleyeyim. Ben metroya karşıyım. Yok medeni ülkelerde varmış ta…

Yer altına iniliyor, metroya biniliyor, inilen durakta yeryüzüne çıkılıyor. İnsana insan olduğu unutturuluyor. Üstelik bu âdet genelleşti. Yer üstündeki araçlarda da siyah cam kullanılıyor artık. İnsanlar çevreyi görmeden seyahat ediyor. Köstebekler gibi... Şehrin içinde veya dışında seyahat ederken etraf seyredilmeli. İnsan yeryüzünde olmalı.

İstanbul’da bir de deniz var. Müthiş bir şans. 1851 yılında kurulan Şirket-i Hayriye ile ulaşımda yararlanılmış. Bu uygulama yıllarca devam etmiş. 2000’lerde deniz ulaşımı terk edilmeye başlanmış. Çözüm metro. Denizden de yararlanılıyor ama laf ola beri gele misali. 2000 kişilik vapurlar yerine 300 kişilik motorlar… Onlar da, onları sürenler de, onlara binenler de deniz üzerinde olduklarını hissetmiyorlar. İstanbulluya deniz unutturuldu.

Şirket-i Hayriye ile başlayıp Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş. ile devam eden denizde yolcu taşımacılığı niye bırakılır ki? İstanbul’un her tarafı deniz kıyısındadır. Boğazın iki yakasında, Anadolu ve Avrupa yakasında onlarca iskele vardır. İyi bir karlılık hesabıyla seferler düzenlenebilir, insanların keyifli yolculuk yapması sağlanabilir.

Özet olarak İstanbul’un en önemli planlama yanlışı hedefsizlik olmuştur. Dikkat edin. Binalar yapılıyor, insanlar geliyor, nüfus artıyor, yol, alt yapı vs yetmiyor, yenileri yapılıyor, sonra yeniden binalar yapılıyor... Biter mi?.. Halbuki nüfusun sınırı konsa bir süre sonra yapılan binalar da alt yapı da yeterli olacaktır. İstanbul’un şantiye görünümünde olmasının sebebi de budur. Artan nüfusa inşaatlar yetişememektedir… 

Örnek alınan İstanbul Türkçesi vardı. Şimdi yok. Sinema, tiyatroda bile kullanılmıyor. İstanbul’da İstanbullu eser miktarda artık.  

Küçükyalı’dan Kadıköy’e arabamla en kısa sürede gidişim bir saat. Altı üstü 5-6 km. Yürüyerek gitsem yarım saat sürer. Vitrinlere bile bakarım arada bir.

Taşradan gelip yüksek tahsil yapmış bir arkadaşımla sohbet ediyorum. Diyor ki ‘İstanbul’a gelmeseydim çoban olurdum.’ Çok haklı… Benim de demek istediğim bu… Oralarda da gençler eğitim yapabilmeli ve eğitimine göre iş bulabilmelidir. İstanbul’a gelmek veya gitmek istekle olmalı. Zorda kalarak değil. Yakın zamanda İstanbul’a araba veya insan sokulmayacak belki de. Daha mı iyi?..

Ben, sevgili hocam Aydın Boysan’dan Samatya kıyısındaki surların üzerine çıkıp dibi gözüken denize atladığını dinliyordum hayran hayran. Yani kıyıdaki yol yapılmamış henüz. Ben de genç arkadaşlarımıza Kalamış sahilindeki kumsaldan nasıl denize girdiğimizi anlatıyorum. Yani kıyı doldurulmamış henüz. Pekiyi de beni dinleyenler kendilerinden sonrakilere ne anlatacaklar?

ARİF ATILGAN 2025 OCAK

Not:

-Yazıdaki düşüncelerim 1970’li yılların sonlarında oluşmuştu. Bugün haklı olduğumu gördüğüm için bu yazıyı yazdım.   

-Sadece İstanbul’da değil her bölgede ‘Oralı’ olanlara öncelik tanınmalıdır.  

https://atilganblog.blogspot.com/2025/01/yazs-tukenen-sehir-istanbul-1900lu.html

https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/t%C3%BCkenen-%C5%9Fehi%CC%87r-i%CC%87stanbul

 

9 Ocak 2025 Perşembe

 2025 YAZILARI

1-BEYLERBEYİ İSKELESİ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/01/iskeleleri-beylerbeyi-iskelesi.html
 
Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/beylerbeyi%CC%87-i%CC%87skelesi%CC%87
 

2-TÜKENEN ŞEHİR İSTANBUL
https://atilganblog.blogspot.com/2025/01/yazs-tukenen-sehir-istanbul-1900lu.html
 
Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/t%C3%BCkenen-%C5%9Fehi%CC%87r-i%CC%87stanbul

3-BEHÇET ÜNER'İ KAYBETTİK
 https://atilganblog.blogspot.com/2025/01/yazs-behcet-uneri-kaybettik-1966-bir-yl.html

YEDEK LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/beh%C3%A7et-%C3%BCner-i%CC%87-kaybetti%CC%87k

4-BÜYÜKDERE İSKELESİ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/02/iskeleleri-buyukdere-iskelesi-buyukdere.html

YEDEK LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/b%C3%BCy%C3%BCkdere-i-skelesi
 

5- DERTLEŞME SOHBETLERİ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/02/yazs-dertlesme-sohbetleri-kucuk-bir.html
 
YEDEK LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/dertle%C5%9Fme-sohbetleri
 

6-   ÇENGELKÖY İSKELESİ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/02/iskeleleri-cengelkoy-iskelesi-cengelkoy.html
 
YEDEK LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/%C3%A7engelk%C3%B6y-i%CC%87skelesi%CC%87

7-FAL, MEDYUM, ASTROLOJİ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/03/yazs-fal-medyum-ve-astroloji-sanrm-ilk.html
 
Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/fal-medyum-ve-astroloji%CC%87
 

8-KUŞDİLİ ÇAYIRI NE OLACAK?
 https://atilganblog.blogspot.com/2025/03/kose-yazs-kusdili-cayiri-ne-olacak.html
 
Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/ku%C5%9Fdi%CC%87li%CC%87-%C3%A7ayiri-ne-olacak

9-EMİRGAN İSKELESİ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/03/kent-hafzas-emirgan-iskelesi-emirgan.html
 
Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/emi-rgan-i-skelesi

10- HAYDARPAŞA VAPUR İSKELESİ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/03/istanbul-iskeleleri-haydarpasa-vapur.html
 
Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/haydarpa%C5%9Fa-vapur-i%CC%87skelesi%CC%87

11-KADIKÖY İSKELESİ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/03/iskeleler-kadikoy-iskelesi-kadkoy.html
 
YEDEK LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kadik%C3%B6y-i-skelesi
 

12- İSTİNYE İSKELESİ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/04/iskeleleri-istinye-iskelesi-istinye.html
 
Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/i%CC%87sti%CC%87nye-i%CC%87skelesi%CC%87
 

13- 4+4+4 EĞİTİM SİSTEMİ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/04/kose-yazs-444-egitim-sistemi-2014-ylyd.html
 
Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/4-4-4-e%C4%9Fi%CC%87ti%CC%87m-si%CC%87stemi%CC%87
   

14- KANDİLLİ İSKELESİ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/04/kandilli-iskelesi-kandilli-istanbul.html


Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kandi%CC%87lli%CC%87-i%CC%87skelesi%CC%87

15-KALAMIŞ VE KALAMIŞ İSKELESİ’NİN ÖYKÜSÜ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/04/kalamis-ve-kalamis-iskelesinin-oykusu.html
 
Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kalami%C5%9F-ve-kalami%C5%9F-i%CC%87skelesi%CC%87-ni%CC%87n-%C3%B6yk%C3%BCs%C3%BC-1

16-KALAMIŞ YAT LİMANI PANELİ sunumu 27/04/2025
https://atilganblog.blogspot.com/2025/05/hafzas-kalamis-yat-limani-paneli-sunumu.html
 
Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kalami%C5%9F-yat-li%CC%87mani-paneli%CC%87-sunumu-27-04-2025

17-MİMARLAR ODASI VE BEN

https://atilganblog.blogspot.com/2025/05/kose-yazs-mimarlar-odasi-ve-ben.html

18- KANLICA İSKELESİ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/05/kanlica-iskelesi-kanlca-beykoz-ilcesine.html
 
Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kanlica-i%CC%87skelesi%CC%87
 
  
19-ANNELER GÜNÜ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/05/yazs-anneler-gunu-annemi-dusunuyorum.html
 
YEDEK LİNK:
https://atilganblog.blogspot.com/2025/05/yazs-anneler-gunu-annemi-dusunuyorum.html
 

 20-HİJYEN KONUSU
http://atilganblog.blogspot.com/
 
Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/hi%CC%87jyen-konusu

21- KUZGUNCUK İSKELESİ

https://atilganblog.blogspot.com/2025/05/iskeleler-kuzguncuk-iskelesi-kuzguncuk.html

Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kuzguncuk-i%CC%87skelesi%CC%87

22-MODA İSKELESİ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/05/moda-iskelesi-1900-oncesi-moda-deniz.html
 
YEDEK LİNK:
www.arifatilgan.com
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan
 

23-ESKİ VE YENİ TATİLLER
 https://atilganblog.blogspot.com/2025/06/yazs-eski-ve-yeni-tatiller-1950li-ve.html
 
Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/eski%CC%87-ve-yeni%CC%87-tati%CC%87ller

24-ORTAKÖY İSKELESİ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/06/ortakoy-iskelesi-ortakoy-besiktas.html
 
Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/ortak%C3%B6y-i-skelesi

25- BABALAR
https://atilganblog.blogspot.com/2025/06/yazs-babalar-yazar-annelerin.html

YEDEK LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/babalar

26-BOSTANCI İSKELESİ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/06/bostanci-iskelesi-bostanc-kadkoy.html

YEDEK LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/bostanci-i%CC%87skelesi%CC%87

27-DONDURMACILARIM
https://atilganblog.blogspot.com/2025/07/hafzas-dondurmacilarim-1960-ylnn.html

Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/dondurmacilarim
 

28- SUADİYE İSKELESİ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/07/suadiye-iskelesi-suadiye-kadkoy.html
 
Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/suadi-ye-i-skelesi

29- KAYBOLAN ESKİ ARKADAŞLAR
https://atilganblog.blogspot.com/2025/07/kaybolan-eski-arkadaslar-1965-yl.html
 
Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kaybolan-eski%CC%87-arkada%C5%9Flar

30-CADDEBOSTAN İSKELESİ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/08/caddebostan-iskelesi-caddebostan-kadkoy.html

Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/caddebostan-i%CC%87skelesi%CC%87
 

31-YALOVA ERDİNÇ ERKORKMAZ’I KAYBETTİ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/08/yalova-erdinc-erkorkmazi-kaybetti.html

Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/yalova-erdi%CC%87n%C3%A7-erkorkmaz-i-kaybetti%CC%87
 

32-RUMELİ HİSARI İSKELESİ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/09/rumeli-hisari-iskelesi-rumelihisar.html
 
Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/rumeli%CC%87-hi%CC%87sari-i%CC%87skelesi%CC%87

33-KAMU KURUMLARI VE HALK
https://atilganblog.blogspot.com/2025/09/kose-yazs-kamu-kurumlari-ve-halk-31.html
 
Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kamu-kurumlari-ve-halk

34-SARIYER İSKELESİ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/09/sariyer-iskelesi-yazlarmda-iskelenin.html
 
Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/sariyer-i%CC%87skelesi%CC%87
 
35-YAŞLILAR
https://atilganblog.blogspot.com/2025/09/yazs-yaslilar-yanls-bir-baslk-aslnda.html
Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/ya%C5%9Flilar

36- TARABYA İSKELESİ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/10/tarabya-iskelesi-tarabya-istanbul.html
 
Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/tarabya-i-skelesi

37-TATVAN’DA İŞLETME OTELİ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/10/tatvanda-isletme-oteli-okuyucularmn.html

Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/tatvan-da-i%CC%87%C5%9Fletme-oteli%CC%87
 

38- YENİKÖY İSKELESİ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/11/iskeleler-yenikoy-iskelesi-yenikoy.html
 
YEDEK LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/yeni-k%C3%B6y-i-skelesi

39-(KARDEŞİM) M.NİHAT ATILGAN’I KAYBETTİM
https://atilganblog.blogspot.com/2025/11/kardesim-m.html
 
Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/karde%C5%9Fi%CC%87m-m-ni%CC%87hat-atilgan-i-kaybetti%CC%87m

40-RUMELİKAVAĞI VE ALTINKUM İSKELELERİ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/12/rumelikavagi-ve-altinkum-iskeleleri.html
 
Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/rumeli%CC%87kava%C4%9Fi-ve-altinkum-i%CC%87skeleleri%CC%87
 

 41-VANİKÖY İSKELESİ
https://atilganblog.blogspot.com/2025/12/vanikoy-iskelesi-vanikoy-kandilli.html
 
Yedek LİNK:
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/vani%CC%87k%C3%B6y-i%CC%87skelesi%CC%87

 İstanbul İskeleleri

BEYLERBEYİ İSKELESİ

Üsküdar’dan sonra Anadolu yakasındaki ikinci iskeledir. Eski bir boğaz köyü olan Beylerbeyi bugün Üsküdar ilçesinin mahallesidir. 1. Boğaz Köprüsü yapılmadan önce Kuzguncuk’u geçince Astsubay Okulunun ortasından devam ediliyor, Beylerbeyi Sarayı’nın bahçesinin altındaki tünelden geçilerek Beylerbeyi’ne ulaşılıyordu. Köprü yapıldıktan sonra yol yukarıdan verildi. Tünele kadarki bölümde eskiden üzerinde ıstavroz resmi olan bir duvar varmış. Bu sebepten o bölgeye Istavroz denirmiş. Sonraki kısmın hikayesi ise daha başka. 2. Selim (1566-1574) Amasya’da şehzade iken tanıştığı Mehmed isimli kişiyi padişah olunca İstanbul’a getirir. Yeniçeri ağası yapar. Mehmed 1584 yılında 3. Murad (1574-1595) zamanında Beylerbeyi olur. Daha sonra vezir olan Mehmed bu havaliden araziler alır ve bölge onun sıfatıyla anılır.

Sultan 2. Mahmud (1808-1839) burada 1829 yılında iki katlı ve sarı boyalı ahşap bir yazlık saray yaptırır. Bina 1851 yılında yanar. 1865 yılında Sultan Abdülaziz aynı yere beyaz mermerden bir saray yaptırır. Beylerbeyi Sarayı’nın Mimarı Sarkis Balyandır.

1778 yılında iskelenin biraz ilerisindeki Hamid-i Evvel Camii’ni 1. Abdülhamid (1774-1789) annesi Rabia Sermi Sultan adına yaptırmış. Mimarı Mehmed Tahir Ağadır. Selatin camii olan yapı bugün Beylerbeyi Camii olarak anılır.

1832 yılında Beylerbeyi Tüneli açılmış. 230m uzunluğundaki tünel Üsküdar’ı Beylerbeyi’ne bağlayan tek yoldur. 1970 yılında kapandı. 2016 yılında tekrar açıldı.  

Beylerbeyi İskelesi’ne gelirsek…

1851 yılında ilk iskele, Meydan Önü mevkiinde ahşap olarak inşa edilmiş.

1894 yılındaki depremde zarar görüyor.

1898 yılında Kemal Ağa tarafından yenileniyor.

2000’li yılların başlarında kapatılır. Betonarme olarak inşa edilir. Vapur yanaşma yeri betonarme kazık sistemiyle yenilenir.

2006 yılında tekrar hizmete açılır.

İskelenin açık alanı 156.61m2, kapalı alanı 51.81m2, tüm alanı 231.28m2, sudan ortalama yüksekliği 1.25m, yanaşma yeri uzunluğu 15.20m, su derinliği 5.70m olup Galata Köprüsü’ne mesafesi 3.7 Mil (5.95Km)’dir.

Beylerbeyi İskelesi

İskelenin bulunduğu küçük kıyı kesimi çok hoştur. Hemen yanında küçük bir balıkçı barınağı vardır. Kıyıdaki yolun bir yanı deniz bir yanı altlarında kafelerin bulunduğu binalardan oluşur. Beş altı binadan oluşan bu küçük kıyı koridoru çok hoşuma gider. Eskiden (70’ler, 80’ler) o binaların birinin altında midye tavacı bulunurdu. Çok beğenirdim. Son midye yediğim yerdir. Deniz tarafında ise barınağın ucuna denk gelen noktada balık restoranı vardır. Yıllarca her hafta sonu eşim ve oğlumla gitmişimdir. Barınağı geçince Beylerbeyi Camii bahçesinin kıyı bandı bulunur. Burada da oltayla balık tutanları izlemek keyiflidir.

İskele. Önünde Meydan Önü. Yanında Tekne Barınağı ve Cami.

Caminin cadde tarafında, kaldırımın üzerinde Binek Taşı bulunur. Binek Taşı padişahın ata binmesi ve inmesi için yapılırmış. Lütfen gidin ve bu taşı görün. 1778 yılından itibaren hangi padişahlar bu taşın üzerinden ata binip-inmiştir. Araştırın. Heyecanlanın.

Binek Taşı. Kullananlar Bugünü Düşünmüş müdür?

1960’ların ikinci yarısı idi. İ.T.Ü.’de futbol oynuyordum. Beylerbeyi Stadında da maç olurdu. Otobüsle gelirken Beylerbeyi Tüneli’den geçtiğimizde ineceğim durağa geldiğimi anlardım. Bir gün Üsküdar’dan yürüyerek gitmiştim. Sol tarafta bazen deniz, bazen yalı, bazense yalı duvarı oluyordu. Duvar olunca kızıyordum. Ama yürüyerek gitmeyi sevmiştim. Boğaz yoluyla ilk tanışmalarımdı diyebilirim.

Beylerbeyi Tüneli. Dar Olduğu İçin Geçişleri İki Taraftaki İnzibat Erleri Düzenlerdi.

1973 yılında 1. Boğaz Köprüsü yapıldıktan sonra Anadolu Yakası'ndan köprüye girerken tepeden Beylerbeyi Sarayı’nı ama özellikle havuzunu izlemeye bayılırdım.

Bu yazıyı hazırlarken Çengelköy’e gelmeden denize düz uzanan Deniz Hamamı Sokağı’nın adını merak ettim. Meğer ucunda yani denizde deniz hamamı varmış. Deniz hamamı denizin içinde, içe dönük kabinlerden meydana gelen ortası deniz olan tesislere denirdi. Onları gören son kuşağız sanırım.

ARİF ATILGAN 2025 OCAK

https://atilganblog.blogspot.com/2025/01/iskeleleri-beylerbeyi-iskelesi.html

https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/beylerbeyi%CC%87-i%CC%87skelesi%CC%87