Yaşam
(KARDEŞİM)
M.NİHAT ATILGAN’I KAYBETTİM
Nihat
lise son sınıfta kompozisyon dersinden sınıfta kalmıştı. Hoca takmış.
Üniversite sınavında kazanmıştı bir yerleri halbuki ama boş. Onun hayatının
dönüm noktasıdır. Babam dedi ki bana ‘Nihat’a sen sahip çık. Hepiniz okudunuz o
okuyamadı.’ Babamın sözünü dinledim. Kardeşten ileridir ilişkimiz. Bilenler
bilir.
Hastalık
sürecine gelirsek…
2023
yılının Mart ayında 30 gün yoğun bakımda kalmıştı. Hatta oradayken bir gün
doktorlar telefon edip tüm yakınlarının gelmesini, vedalaşmasını ertesi güne
çıkamayabileceğini söylemişlerdi. Ama iyileşti ve çıktı. Eve getirildiğinde
yatakta doğrulamıyordu. Ablamla aynı apartmanda altlı üstlü dairelerde
oturuyorlardı. Gördüm ki Nihat’ın evde yaşaması çok zor. Bir huzurevi buldum. Ertesi
gün 1 Nisandan itibaren oraya yerleştirdik. Orada oldukça iyi idi. Yataktan
kalkamazken kilo almış dolaşmaya başlamıştı. Haftada en az bir kere doktor
kontrol ediyor, yemesi, içmesi, temizliği, saç-sakal traşı vs herşeyi ile
ilgileniliyordu. 2023 yılının Ekim ayında bana telefon etti. ‘Ablam benimle
imgelenmeyecekmiş.’ Dedi. Morali çok kötüydü. Yalova’daki evdeydim. Hemen
İstanbul’a gittim. Maddi-manevi her sorumluluğunu üzerime aldım. Ona belli
etmiyordum ama zor bir döneme girmiştim. Artık yeni bir yaşam düzenim
oluşmuştu. Hayat devam ediyordu. Öyle veya böyle.
Her şey
daha düzgün olsun diye mahkemeden vasilik yapmıştım. Ama o bize çok sorun oldu.
Bir yıl kadar sonra yine mahkemeden son verdirdim.
Huzurevi
ona iyi gelmişti. Her şeyi karşılanıyordu. Örneğin günde en az üç defa oksijen
veriliyor, ağzında biriken balgamlar dişçilerde kullanılan aletle
temizleniyordu. Koahtı Nihat.
2025
yaz mevsimi… Maddi konuları rölanti duruma soktum. Rahat duruma girdim. Ama
onda yürüme sıkıntıları başladı. Düşüveriyordu.
15
Ekim 2025… Beni aradı ve arabanın anahtarını kaybettiğini filan anlattı. En az
20 yıl önceye gitmiş, hayal görmeye başlamıştı. Hiç aklıma gelmeyen bir durum.
Yine sıkıntılar başlıyordu. Vekalet almam gerekiyordu. Onun için de önce aklı
başında raporu almalıydım. Arabaya bindiremiyordum. İstanbul’a sonraki
gelişimde almayı planladım.
30
Ekim 2025 günü huzurevinin sahibi telefon etti. Kurumun doktoru ‘acilden
hastaneye kaldırıp emar vs bazı tetkiklerini’ istemiş. Ben de gittim. Hastanede
görüştüm de üstelik. On gün kadar gittim geldim. Konuşuyorduk ama söyledikleri
anlaşılmıyordu. ‘Arapça yayın yapıyorsun’ diyerek şaka da yaptım. ‘Uykudan yeni uyanınca öyle oluyor’ dedi.
Kaçıncı gün anımsamıyorum. Bir keresinde yine anlaşılmaz konuşuyordu. Arada
anlaşılır bir şekilde ‘Sen çok büyük adamsın’ deyiverdi. Sonra yine anlaşılmaz
konuşmaya başladı.
Yalova’daki
ev biraz tenhadadır. Uzun süre boş bırakılmıyor. Huzurevi sahibi ‘Nihat’la
kendisinin ilgilendiğini, zaten hasta sahibi huzurevi kurumsalı olduğunu,
endişe etmememi’ söyledi. Yalova’ya geldim. 2-3 gün kaldım ki hastaneden arayıp
‘Nihat’ı entübe ettiklerini’ söylediler. Hemen gittim. Yanına girdim. Çok
sıkıntılı bir dönem. Yukarıda söylemiştim. KOAHTI. Ağzından bir hortumla hava,
burnundaki hortumla gıda veriyorlar. Hastanede bir şey yapamıyorsunuz. İzin
verildiği saatte belirli süre yoğun bakım ünitesine girip biraz durup
çıkıyorsunuz. Hele bu son entübe dönemi daha da kötü. Onun anlaşılmaz bir
şeyler söylediği safhayı bile arıyordum. Doktoru ‘uyku ilacını kesip
uyandıracaklarını, tepkisine göre hareket edeceklerini’ söyledi. Ertesi günü
merakla gittim. Uyumaya devam ediyordu. Doktoru ‘Uyanmadı. Bekliyoruz.’ Dedi.
Yalova’ya
geldik. Sabah telefon geldi. Değişiklik yoktu. Sonraki gün telefon geldi. Kalbi
durmuş. Suni teneffüse başlamışlar. Huzurevi sahibine telefon ettim. O gitti
hemen hastaneye. Eşimle ilk vapura yetiştik. Sonrası tatsız…
Morgda
gördüm. Soğanlıktaki cenaze işlerinde yıkanmaya girerken ben de içeri girdim.
İşleri bitince yanağını öptüm. Vedalaştım.
Altıntepe
Camii’nde cenaze namazı ve Karacaahmet mezarlığı.
Ertesi
günü mezarlığa gittim. Ben her yakınımı defnettikten bir gün sonra gider
kendimce onunla konuşurum. Nihat’la da uzun süre konuştum. Anneannem ve Annemin
üzerine gömülmüştü. Onlarla da konuştum. Kardeşimi onlara emanet ettim.
Bir
sonraki gün Yalova’ya döndük. Hacımehmet Köyü mezarlığındaki babama gittik. O
da orada annesi ve kardeşleriyleydi. Babamla da kendimce konuştum. Anlattım. Çevresinde yatan babaannem, amcalarım sanki başlarını kaldırıp ‘Nihat’ta mı?’
diyorlardı …
Eve
döndüğümüzde kafam bomboştu. Her şey bitmişti. Hem psikolojik hem fizyolojik
müthiş yorgun olduğumu hissettim. Yay gibi gergin iki yıl geçirmiştim. İpi
çözülüvermişti sanki gergin yayın.
Öyküyü
çok kısalttım. Ama sigara içenlere ‘içmeyin şunu’ demek istiyorum. İçmeyin…
İçmeyin ne olur…
ARİF ATILGAN 2025 KASIM
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder