İskeleler
EYÜPSULTAN İSKELESİ
Eyüpsultan İstanbul’un tarihi ilçelerinden
biridir. 1936 yılında Fatih, Beyoğlu ve Sarıyer’den ayrılan parçaların
birleştirilmesiyle oluşmuştur. Yüzölçümü 228 km2, nüfusu 417360, deniz
seviyesinden ortalama yüksekliği 71m olup 29 mahallesi bulunmaktadır. Marmara
Denizi’ne Haliç’te kısa, Karadeniz’e ise Akpınar ve Çiftalan köyleri arasında
uzun kıyısı bulunur. On belediyeye sınır komşusudur.
Doğu Roma İmparatoru 2. Theodosios (408–450) zamanında
buraya Kosmidion deniyormuş. Aziz Kosmas ve Aziz
Damianos adlarına bir manastır varmış. Kosmi-dion onların adlarının
birleşiminden meydana gelmiş. Osmanlı’nın Bizans’ı almasından sonra burada mezarı
bulunan Ebu Eyyüb el-Ensari'den dolayı bölgeye Eyüp denmiş.
Eyüp ismi 2017 yılında 7039 sayılı yasanın 36. Maddesi gereğince Eyüpsultan olarak
değiştirilmiştir.
Ebu Eyyüb el-Ensari, Muhammed ile savaşlara katılmış, hicretten (göç) sonra onu Medine’deki evinde konuk etmiş kişidir. 90 yaşında Emevilerin İstanbul kuşatmasına katılan Ebu Eyüp el-Ensari burada vefat eder. Surların dışında bir yere gömülür. 1453 yılında Fatih Sultan Mehmed Bizans’ı fethe geldiğinde hocası Akşemseddin mezarın yerini keşfeder. Bu durum zafere ulaşacakları anlamında büyük bir moral olmuştur. Nitekim 1453 yılında fetih gerçekleşir ve 1458 yılında mezarın çevresine cami ile birlikte bir külliye inşa edilir. Külliyede türbe, cami, avlu çeşmeleri, sebil, medrese, hamam ve aşhane-imaret gibi dini-sosyal yapılar vardır. Cami ve külliye günümüze gelinceye kadar çeşitli yenilenmeler geçirmiş. Orijinal halinde değildir. Ayrıca bölgede çok sayıda tarihi eser vardır. Ama maalesef bir o kadar da yok olmuşlar vardır.
Fetih sonrası bölgeye Bursa tarafından insanlar getirilip yerleştirilmiş. Geçmişte bugünün muhallebicileri anlamında kaymakçı ve yoğurtçu dükkanları bulunurmuş... Bir de Karcılar varmış. Bunlar kışın karları toplayıp tepelerdeki kuyulara doldurur, yazın ise onları aşağı kotlardaki insanlara satarlarmış… Ayrıca çömlekçiler de bilinir... Ancak uzun süredir oyuncakçılar buranın en bilinen esnafı olmuşlar. Sünet çocukları çoğunlukla Eyüpsultan’ı ziyaret ettikleri için onlara oyuncak satan dükkanlar oluşmuştur.
İskele...
19. Yüzyılda Haliç’teki iskelelerin
arasında yolcu taşındığını biliyoruz. Eskiden Haliç’in en dibindeki iskele
Kağıthane imiş. Orası kapanınca Eyüp olmuş.
1989 yılında eski ahşap İskele,
Haliç Yeşil Alan Düzenleme Projesi uygulaması
sırasında yıkılır. Ardından tek katlı ahşap kaplamalı olarak yenilenir.
1991 yılında deniz dibinin
dolması ve derinliğin azalması sebebiyle kullanıma kapatılır.
2 kasım 1998 tarihinde iskele
önündeki dip çamurlar temizlenip derinlik 3.9 metreye çıkarılır ve kullanıma açılır.
Bu arada Eyüpsultan-Sütlüce
arasında tarihteki kayık seferleri de tekrar başlatılmıştır. Tek farkla.
Şimdiki tekneler kürek çekerek değil motorla çalışmaktadırlar.
Tarihte orduya fes üreten
Feshane 2. Mahmud döneminde 1833 yılında kurulmuş. Burada 2018 yılında başlayan
yenilenme 2023 yılında sona ermiştir. Günümüzde Artistanbul Feshane Kültür
Sanat Merkezi olarak çalışmaktadır… Pierre Loti tepesinden de bahsedelim. Fransız yazar Pierre Loti 1876
yılında İstanbul’a yerleşir. Sık sık bu tepeye gelerek zaman geçirir,
yazılarını yazar. Bu sebepten tepe onun adıyla anılır… Semtin takımı Eyüpspor
isimli kulüp 1919 yılında kurulmuştur. Bugün Süper Ligde mücadele vermektedir.
1980’lerde Kadıköy’deki işyerimin
komşusu mobilya döşeme atölyesiydi. Sahibi Eyüplüydü. Çok içki içerdi. Ancak
semtinde içki içilmediğini anlatırdı. Burada mezarı olan Eyüp Sultan, peygamberimizin
yakını oduğu için semtte alkollü içecek satılmaz ve alkollü içki içilen işyeri
bulunmazmış. Öğrendiğime göre günümüzde (2026) bu yasak yokmuş.
!990’ların sonlarında Maden
Mühendisi olan komşumu kaybetmiştik. İkimiz de 68 kuşağıydık. Çok keyifli
sohbetlerimiz olurdu. Cenazesi Eyüpsultan Camii’nden kalkmış ve biraz
yukarıdaki Eyüp mezarlığına defnedilmişti. Aşağı kottaki Cami ile tepedeki Pierre Loti kahvehanesi arasında meyilli
bir alandı mezarlık.
2005 yılı… Mimarlar Odası’nda
Afet Komitesi başkanıydım. Bir Pazar günü kiraladığımız otobüs ile mimarlık
öğrencilerine İstanbul’daki depreme karşı sorunlu bölgeleri gezdiriyordum.
Trakya tarafını gördükten sonra Eyüp üzerinden Alibeyköy’e gidiyorduk. 2004
yılında orada da sel afeti olmuştu. Otobüsteki gençler yorulmuştu. Pierre Loti’ye çıkıp bir çay molası vermeyi
düşündüm. Tepeye çıktık. Oradan Haliç’i seyredip birşeyler içmek hepsine iyi
gelmişti. Teşekkür ediyorlardı. Bu arada çok şaşırdığım bir şey öğrendim.
Benim dışımda hiç biri burayı bilmiyormuş. Günümüzde tepeye teleferik ile çıkılıyormuş. Çok sevindim. Zira yürüyerek çıkmak oldukça yorucudur.
Arabayla çıkıldığında ise yeteri kadar park yeri yoktur.
Yıllar sonra bir ramazan
ayında mahallemizdeki dernekle Feshane etkinliklerine gitmiştik. Çok
kalabalıktı. Kalabalık sevmem. Bu sebeple de keyifli bir anı olmamıştır o gece.
Haliç civarındaki gezmelerim
1970’lerde yoğun olmuştur. Daha önce yazdığım gibi işim dolayısıyla buralara sık
giderdim. O yllarda bölgede fabrika ve gecekondular dikkat çekerdi. Yani gezilip
görülecek yerler gözönünde değildi. İnsanı çekmiyordu. 2000’lerde sanayi
tesislerinin İstanbul dışına taşınmaları bu tip geçmiş değeri olan yerleri
ortaya çıkarmıştı. Bunların içinde sanayinin de anı değeri olan parçaları
olabiliyordu. Örneğin Eyüp’ten Alibeyköy’e giderken yeşilliğin içinde eski tip bir
fabrika bacası görülür. Buranın ne fabrikası olduğunu bir türlü
anımsayamıyorum. Ama o baca çok hoşuma gider. Eski karikatürlerde fabrikalar
uzun bacalarıyla belli edilirdi.
Fetihten beri Suriçi bölgesinin dışında kalmış üç yerleşim herzaman önemli ve kalabalık olmuştur. Galata, Üsküdar, Eyüpsultan. İlk ikisinin cevabı önceki yazılarımda var. Üçüncünün ise bu yazıda…
Eyüpsultan semtini anlatmak
için çok uzun bir yazı yazmak gerekirdi. Örneğin burada var olan ve var olmayan
tarihi eserleri yazsam inanın sayfalar yetmezdi. Ben bu yazı dizim bittikten
sonra tüm iskele çevrelerini gezeceğim. ‘Eyüpultan’ı özel olarak gezeceğim’
diyeceğim de diğer semtler alınganlık gösterir diye çekiniyorum. Aslında
haklılar. Diyorum ya… İstanbul’a aşığım ben. Hatta tüm ülkeme… Her santimetre karesi
ayrı değerdedir güzel ülkemin.
Bir sonraki yazı Ayvansaray
İskelesi olacak. Buluşmak dileğiyle sevgili dostlar.
ARİF ATILGAN 2026 NİSAN
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/ey%C3%BCpsultan-i%CC%87skelesi%CC%87
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder