31 Mart 2026 Salı

 İskeleler

EYÜPSULTAN İSKELESİ

Eyüpsultan İstanbul’un tarihi ilçelerinden biridir. 1936 yılında Fatih, Beyoğlu ve Sarıyer’den ayrılan parçaların birleştirilmesiyle oluşmuştur. Yüzölçümü 228 km2, nüfusu 417360, deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 71m olup 29 mahallesi bulunmaktadır. Marmara Denizi’ne Haliç’te kısa, Karadeniz’e ise Akpınar ve Çiftalan köyleri arasında uzun kıyısı bulunur. On belediyeye sınır komşusudur.

Doğu Roma İmparatoru 2. Theodosios (408–450)  zamanında buraya Kosmidion deniyormuş. Aziz Kosmas ve Aziz Damianos adlarına bir manastır varmış. Kosmi-dion onların adlarının birleşiminden meydana gelmiş. Osmanlı’nın Bizans’ı almasından sonra burada mezarı bulunan Ebu Eyyüb el-Ensari'den dolayı bölgeye Eyüp denmiş. Eyüp ismi 2017 yılında 7039 sayılı yasanın 36. Maddesi gereğince Eyüpsultan olarak değiştirilmiştir.

Eski Eyüp İskelesi

Ebu Eyyüb el-Ensari, Muhammed ile savaşlara katılmış, hicretten (göç) sonra onu Medine’deki evinde konuk etmiş kişidir. 90 yaşında Emevilerin İstanbul kuşatmasına katılan Ebu Eyüp el-Ensari burada vefat eder. Surların dışında bir yere gömülür. 1453 yılında Fatih Sultan Mehmed Bizans’ı fethe geldiğinde hocası Akşemseddin mezarın yerini keşfeder. Bu durum zafere ulaşacakları anlamında büyük bir moral olmuştur. Nitekim 1453 yılında fetih gerçekleşir ve 1458 yılında mezarın çevresine cami ile birlikte bir külliye inşa edilir. Külliyede türbe, cami, avlu çeşmeleri, sebil, medrese, hamam ve aşhane-imaret gibi dini-sosyal yapılar vardır. Cami ve külliye günümüze gelinceye kadar çeşitli yenilenmeler geçirmiş. Orijinal halinde değildir. Ayrıca bölgede çok sayıda tarihi eser vardır. Ama maalesef bir o kadar da yok olmuşlar vardır.

Eyüpsultan Camii

Fetih sonrası bölgeye Bursa tarafından insanlar getirilip yerleştirilmiş. Geçmişte bugünün muhallebicileri anlamında kaymakçı ve yoğurtçu dükkanları bulunurmuş... Bir de Karcılar varmış. Bunlar kışın karları toplayıp tepelerdeki kuyulara doldurur, yazın ise onları aşağı kotlardaki insanlara satarlarmış… Ayrıca çömlekçiler de bilinir... Ancak uzun süredir oyuncakçılar buranın en bilinen esnafı olmuşlar. Sünet çocukları çoğunlukla Eyüpsultan’ı ziyaret ettikleri için onlara oyuncak satan dükkanlar oluşmuştur.

İskele...

19. Yüzyılda Haliç’teki iskelelerin arasında yolcu taşındığını biliyoruz. Eskiden Haliç’in en dibindeki iskele Kağıthane imiş. Orası kapanınca Eyüp olmuş.

1989 yılında eski ahşap İskele, Haliç Yeşil Alan Düzenleme Projesi uygulaması sırasında yıkılır. Ardından tek katlı ahşap kaplamalı olarak yenilenir.

1991 yılında deniz dibinin dolması ve derinliğin azalması sebebiyle kullanıma kapatılır.

2 kasım 1998 tarihinde iskele önündeki dip çamurlar temizlenip derinlik 3.9 metreye çıkarılır ve kullanıma açılır.

Bu arada Eyüpsultan-Sütlüce arasında tarihteki kayık seferleri de tekrar başlatılmıştır. Tek farkla. Şimdiki tekneler kürek çekerek değil motorla çalışmaktadırlar.

 Yeni Eyüpsultan İskelesi. Önde Gezi Teknesi.

Tarihte orduya fes üreten Feshane 2. Mahmud döneminde 1833 yılında kurulmuş. Burada 2018 yılında başlayan yenilenme 2023 yılında sona ermiştir. Günümüzde Artistanbul Feshane Kültür Sanat Merkezi olarak çalışmaktadır… Pierre Loti tepesinden de bahsedelim. Fransız yazar Pierre Loti 1876 yılında İstanbul’a yerleşir. Sık sık bu tepeye gelerek zaman geçirir, yazılarını yazar. Bu sebepten tepe onun adıyla anılır… Semtin takımı Eyüpspor isimli kulüp 1919 yılında kurulmuştur. Bugün Süper Ligde mücadele vermektedir.

Feshane Kültür Sanat Merkezi

1980’lerde Kadıköy’deki işyerimin komşusu mobilya döşeme atölyesiydi. Sahibi Eyüplüydü. Çok içki içerdi. Ancak semtinde içki içilmediğini anlatırdı. Burada mezarı olan Eyüp Sultan, peygamberimizin yakını oduğu için semtte alkollü içecek satılmaz ve alkollü içki içilen işyeri bulunmazmış. Öğrendiğime göre günümüzde (2026) bu yasak yokmuş.

!990’ların sonlarında Maden Mühendisi olan komşumu kaybetmiştik. İkimiz de 68 kuşağıydık. Çok keyifli sohbetlerimiz olurdu. Cenazesi Eyüpsultan Camii’nden kalkmış ve biraz yukarıdaki Eyüp mezarlığına defnedilmişti. Aşağı kottaki Cami ile tepedeki Pierre Loti kahvehanesi arasında meyilli bir alandı mezarlık. 

2005 yılı… Mimarlar Odası’nda Afet Komitesi başkanıydım. Bir Pazar günü kiraladığımız otobüs ile mimarlık öğrencilerine İstanbul’daki depreme karşı sorunlu bölgeleri gezdiriyordum. Trakya tarafını gördükten sonra Eyüp üzerinden Alibeyköy’e gidiyorduk. 2004 yılında orada da sel afeti olmuştu. Otobüsteki gençler yorulmuştu. Pierre Loti’ye çıkıp bir çay molası vermeyi düşündüm. Tepeye çıktık. Oradan Haliç’i seyredip birşeyler içmek hepsine iyi gelmişti. Teşekkür ediyorlardı. Bu arada çok şaşırdığım bir şey öğrendim. Benim dışımda hiç biri burayı bilmiyormuş. Günümüzde tepeye teleferik ile çıkılıyormuş. Çok sevindim. Zira yürüyerek çıkmak oldukça yorucudur. Arabayla çıkıldığında ise yeteri kadar park yeri yoktur.

Pierre Loti Kahvehanesi

Yıllar sonra bir ramazan ayında mahallemizdeki dernekle Feshane etkinliklerine gitmiştik. Çok kalabalıktı. Kalabalık sevmem. Bu sebeple de keyifli bir anı olmamıştır o gece.

Haliç civarındaki gezmelerim 1970’lerde yoğun olmuştur. Daha önce yazdığım gibi işim dolayısıyla buralara sık giderdim. O yllarda bölgede fabrika ve gecekondular dikkat çekerdi. Yani gezilip görülecek yerler gözönünde değildi. İnsanı çekmiyordu. 2000’lerde sanayi tesislerinin İstanbul dışına taşınmaları bu tip geçmiş değeri olan yerleri ortaya çıkarmıştı. Bunların içinde sanayinin de anı değeri olan parçaları olabiliyordu. Örneğin Eyüp’ten Alibeyköy’e giderken yeşilliğin içinde eski tip bir fabrika bacası görülür. Buranın ne fabrikası olduğunu bir türlü anımsayamıyorum. Ama o baca çok hoşuma gider. Eski karikatürlerde fabrikalar uzun bacalarıyla belli edilirdi.

Eski Bir Fabrika Bacası

Fetihten beri Suriçi bölgesinin dışında kalmış üç yerleşim herzaman önemli ve kalabalık olmuştur. Galata, Üsküdar, Eyüpsultan. İlk ikisinin cevabı önceki yazılarımda var. Üçüncünün ise bu yazıda…  

Eyüpsultan semtini anlatmak için çok uzun bir yazı yazmak gerekirdi. Örneğin burada var olan ve var olmayan tarihi eserleri yazsam inanın sayfalar yetmezdi. Ben bu yazı dizim bittikten sonra tüm iskele çevrelerini gezeceğim. ‘Eyüpultan’ı özel olarak gezeceğim’ diyeceğim de diğer semtler alınganlık gösterir diye çekiniyorum. Aslında haklılar. Diyorum ya… İstanbul’a aşığım ben. Hatta tüm ülkeme… Her santimetre karesi ayrı değerdedir güzel ülkemin.

Bir sonraki yazı Ayvansaray İskelesi olacak. Buluşmak dileğiyle sevgili dostlar.

ARİF ATILGAN 2026 NİSAN

 http://atilganblog.blogspot.com/2026/03/eyupsultan-iskelesi-eyupsultan.html

https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/ey%C3%BCpsultan-i%CC%87skelesi%CC%87

 

 

 

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder