Köşe Yazısı
KADIKÖY’E
CAMİ
Kadıköy ilçesi, Caferağa Mahallesi, Rıhtım Mevkiindeki, kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan, yaklaşık “30.000m²”lik tescil dışı “Cami Alanı”; “Kentsel ve Tarihi Sit Alanı” sınırları dışında, “Etkilenme Geçiş Sahası Sınırı” içerisinde, çoğunlukla “İSKİ Hizmet Alanı”, kısmen “Ağaçlandırılacak Alan”, kısmen de “Aktif Yeşil Alan” lejantında, 23.10.2008 onanlı 1/1000 ölçekli “Kadıköy İlçesi Dolgu Alanı Uygulama İmar Planı” kapsamında kalmakta iken, İBB Planlama Müdürlüğünce hazırlanarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 02.11.2015 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli ve 1/1000 ölçekli “Caferağa Mah İDO İskelesinin Güneyinde Cami Alanı'na ilişkin Nazım ve Uygulama İmar Planı değişiklikleri kapsamında “İbadet Alanı”/“Cami” fonksiyonuna alınarak yeniden planlanmıştır.
Söz konusu alan, Kadıköy
Meydan ve Çevresi Kentsel Sit Alanı komşuluğundaki, “Etkilenme Geçiş Sahası”
sınırları içerisinde kaldığından Koruma Amaçlı İmar Planı yapılması gerekirken,
İstanbul V Numaralı Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulunun 28.01.2016 günlü
3356 sayılı Kararı ile “Etkilenme Geçiş Sahası” sınırları dışına çıkarılmıştır.
Yani bu alana cami yapılmasının önünde engel kalmamıştır.
Bundan sonraki gelişmeleri
kısaltılmış olarak adım adım yazalım…
1-İstanbul 3. İdare Mahkemesi
2016/285 E sayılı dosyasında Kadıköy Belediyesi’nin Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı’na açtığı dava kazanılıyor ancak İstinafta kaybediliyor.
2-İstanbul 3. İdare Mahkemesi
2016/1157 E sayılı dosyasında Cami Alanının Etkileme Geçiş Sahasından
çıkarılması iptal ediliyor.
3-İstanbul 3. İdare Mahkemesi
2018/89 E sayılı dosyasında Kadıköy Belediyesiyle Mimarlar Odası İstanbul Şubesi’nin
Kültür ve Turizm Bakanlığı aleyhine açtığı dava sonucu buradaki Proje iptal
oluyur.
4-İstanbul 7. İdare Mahkemesi
2018/616 E sayılı dosyasında Mimarlar Odası İstanbul Şubesi ve Şehir Plancıları
Odası İstanbul Şubesi’nin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aleyhine açtığı 1/5000
Nazım ve 1/1000 Uygulama İmar Planlarının iptali talepi sonucu planlar
onanıyor.
5-İstanbul 6. İdare Mahkemesi
2019/2505 E sayılı dosya ile Mimarlar Odasınca Başkanlık aleyhine açtığı
Rıhtımdaki Cami için verilen ruhsatların iptali davası henüz sonuçlanmamış.
6-İstanbul 3. İdare Mahkemesi
2024/2386 Esas sayılı dosya ile Kadıköy Belediye Başkanlığı tarafından Kültür
ve Turizm Bakanlığı ve İBB aleyhine açılan İstanbul 5 Nolu Koruma Kurulu
Kararının ve projenin iptali talepli davası İşlemlerin İptali kararı ile
sonuçlanmıştır. Yani cami yapılamayacaktır.
7-İstanbul 3. İdare Mahkemesinde
17/07/2025 tarihli 2025/420 Dosya ile
İBB dosyayı İstinafa görürmüştür. İptal kararı kaldırılıyor. Yani cami
yapılabilecektir.
8-Kadıköy Belediyesi 20 Ocak
2026 tarihinde bu kararı Danıştay'a taşıyarak Temyiz başvurusunda bulunmuş.
6., 7., 8. Maddelere dikkat
çekelim... İBB 2019 yılında el değiştirmiş ve bu projeye karşı olan ana
muhalefet partisinin idaresine geçmiştir. Dolayısıyla 6. Maddede onların istediği
karar çıkmıştır. Ancak 7. Maddede belirtildiği üzere Dosyayı İstinafa götürmüşler
ve Projenin İptali kararını kaldırtmışlar. Buna karşın durumu düzeltmek isteyen
yine aynı ana muhalefet partili Kadıköy Belediyesi 8. Maddede belirtildiği
üzere son Kararı Temyize götürmüş.
Buraya kadar olan bölümü
sürecin doğru anlaşılması için yazmak gereği duydum. Artık mahkemeler çok ta
ilgimi çekmiyor. Ben olaylara daha tepeden, daha mesleki açıdan bakmak
istiyorum.
1965-1970 arasında benim
kuşağım Mimarlık ve Şehirciliği birlikte okudu. Anımsayan var mıdır bilemem ama
hocalarımız Şehir Tacı diye bir kavram öğretmişlerdi. Bugün tam aynı anlamı
karşılamasa da Silüet deniliyor. Bir şehre girerken, içinde gezerken, sonra da çıkarken
gözünüze ilişen ve aklınızda yer eden en belirgin şey (bina, heykel, doğa vs)
oranın Şehir Tacı olmaktadır. Örneğin Paris’te Eyfel Kulesi, Atina’da Akropol
gibi. Ülkemizde de çeşitli şehirleri bu anlamda inceleyebilirsiniz. Bu arada güzel
olması gerekmez Şehir Tacının. Akılda kalır olması yeterlidir.
İstanbul’u ele alalım. Bizans
döneminde Surlar… Osmanlı zamanında Topkapı Sarayı… Cumhuriyet döneminde Boğaz
Köprüsü… Sonra Çamlıca Camii…
Kadıköy’e gelirsek… Yüz yıldır
Haydarpaşa Gar binası… Ancak 2000’li yıllardan itibaren Mühürdar sahilindeki
Otel binası Kadıköy’ün Şehir Tacı olmuştur artık.
Mühürdardaki Otel yapılırken Mimarlar
Odası Başkanıydım. ‘Burada sadece otel değil Kadıköy’ün yeni silueti
oluşturuluyor’ anlamında konuşmalar yapıyordum. Zira 6 Kat imar hakkı 12 kata
çıkarılmıştı. Özetle 50 metre civarı yükseklikte bir bina yapıldı. Bu arada
Haydarpaşa Garı’nın arkasında yüksek binalar oluşturuluyordu. Üşenmiyordum.
Bakırköy’den Sirkeci’ye sahilden gelirken Kadıköy’e bakıyordum. Haydarpaşa
‘yok’ mertebesine gelmişti. Otel ise siyah rengi ve iri kitlesiyle kendini
belli ediyordu. Kadıköy’ün yeni Şehir Tacı artık bu otel olmuştu. Konuyu
dağıtmayayım ama amaç sadece rant değildi bana göre. Neyse…
Camiye gelirsek…
En öndeki kıyı dolgu alanına
yapılacak caminin yüksekliği 46,5 mt, minarelerin yüksekliği 70 mt olacakmış.
Yani binanın kitlesi arkadaki oteli kapatacaktır. Sosyal medyada temsili
resimlerini görüyorum. Konuyu bilmeyenler sadece camiyi resmetmişler. Ben
arkadaki Otelin de görüldüğü-görülmediği temsili resimleri merak ediyorum.
Hatta mümkünse Avrupa yakasından görünüşün canlandırılmasını isterim.
Kadim şehirler spontane
oluşurmuş. Dolayısıyla Şehir Tacı da… Bugün planlı kentler yapılıyor. Plan daha
masadayken delinmeye başlıyor. Sonra da sahada oluşurken… Lehte değişiklik
yapılan parsellerin kazancına ‘rant’ diyoruz. Özellikle 1970’lerden sonra
tanışıyoruz bu kelimeyle. Dolayısıyla kentlerin Şehir Tacı da planlı programlı
bile isteye yapılıyor artık. O sebeple de ‘Artık Şehir yok, Kent var’ diyorum.
Ben iyidir, kötüdür, olsun,
olmasın tartışmasına girmiyorum. Sadece tartışanların doğru yerden
tartışmalarını arzu ediyorum.
ARİF ATILGAN 2026 ŞUBAT
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kadik%C3%B6y-e-cami%CC%87
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder