4 Temmuz 2018 Çarşamba


CHP, MUHARREM İNCE, HALKA İNMEK
Arif Atılgan

Ülkemiz bir seçimi daha geride bıraktı. CHP’nin seçim kazanamamasını görenler, Türkiye’de sol partilerin iktidara gelemediğini düşünerek İP yi kurdular.

CHP çeşitli arayışlardan sonra Muharrem İnce’yi cumhurbaşkanı adayı yaptı. M. İnce üstün performans gösterince İP ikinci planda kaldı.

CHP’liler Halka İnmek tabirine uygun hareket ederler. Göz kulak olacakları bir sınıfın var olduğuna inanırlar. Arada bir, bu insanların arasına girmeyi severler. Bu anlamda kendilerini de Beyaz olarak tanımlarlar.
 
Muharrem İnce partisinin aksine kendisinin Halka İnen değil Halkın İçinden biri olduğunu belli etti. Başarılı performansının sihri buradadır. Halk kendi gibi olanları sever. Muharrem Beyi de bu anlamda benimsedi, bağrına bastı. Muharrem İnce camiye gittiğini, ailesinin içinde başı kapalıların da olduğunu gösterdi. Genel anlamda halkın içinde büyüdüğünü ve yaşadığını vurguladı. ‘Ben Beyaz değilim’ dedi adeta.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP si ile Muharrem İnce ve çevresindekileri bu anlamda karşılaştırmanın gerekliliğine inanıyorum. Parti Halka İnmek’çilerin mi, Halkın İçindenim’cilerin mi partisi olmalı?

Tartışacakları çok konu vardır. Ama ilk önce burada anlaşmak gerektiğini düşünüyorum.


M.İnce iyi bir taktikle meydanlara çıkmıştı. Ancak bazı hataları Onu geriye düşürdü. 
-Yıkma Söylevleri: Yıllardır bilinir ki halkımız yıkandan değil yapandan yana olmuştur.
-Apolet Sökmek: Halkımızın en değer verdiği kurum olan ordumuzun prestijine dokunmuştu.
-İlginç konuşmalar yaparak dikkatleri çekmek: Doğruydu. Ama bu durumu devam ettirmesi giderek insanlarda ‘Muharrem’in mitingine gidelim biraz gırgır dinleyelim’ havasını yaratmaya başladı. Uzatmamalıydı.
-HDP Başkanını ziyaret: Atatürkçü kesim tarafından tepki aldı.
Ancak bunlar diğer yandan da kendisinin sahiciliğini belli ediyordu.

Seçim bittiğinde parti içindeki hâkim sınıf, Onun elde ettiği popülerlik üzerinden iktidara karşı muhalefet alanı açmak istedi. Ancak Muharrem Bey tekrar bir sahicilik yaptı ve Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan rakibini tebrik etti. Ayrıca kendisiyle ilgili üretilen söylentileri de yalanladı.

CHP’de her kaybedilen seçim sonrası karşıda bir hedef-cephe gösterilerek taban gergin tutulur ve içeride muhalif seslerin çıkması önlenir. K.Kılıçdaroğlu yine böyle davrandı. Dolayısıyla içeride M.İnce’ye karşı bir ortam da oluşmuş oldu.

M. İnce’nin kurultay istemiyormuş gibi davranışlarına bakılmasın. Bütün STK larda kişiler ‘Ben aday değilim ama örgüt isterse görevden kaçmam’ diyerek adaylıklarını ilan ederler. Yani CHP’de bir mücadele başlamıştır.

Parti içindeki oligarşik yapı İnce’nin kendi köyünde, sandığında, ilinde rakibine kaybetmesini Ona karşı koz olarak kullanacaktır. İnce ise partisinden 8 puan fazla alarak halkta yarattığı %30luk rüzgârı kullanmak isteyecektir.

Muharrem İnce’nin işi zordur. Parti içinde etkili grupları alt etmesi güçtür. Üstelik artık milletvekili bile değildir. O da bu bilinçle tabana gitmeyi tercih etmiştir.

Pek fark edilmiyor ama CHP ilk defa değişik bir tercihi tartışmaktadır. Halka İnmek veya Halkın İçinden olmak.. Halka İnmek diyenler kazanırsa değişen bir şey olmayacak. Halkın İçindenim diyenler kazanırsa CHP’de yeni bir hikâye yazılmaya başlanacak.
ARİF ATILGAN TEMMUZ 2018


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder