18 Ocak 2016 Pazartesi

Kent Öyküleri

YELDEĞİRMENİ’NDEN SOYLULAŞTIRMA ANISI
Arif Atılgan

Uzunhafız Sokağında çocukluk arkadaşımdı. On binlerce defa sokağımızın iki notalı ıslığıyla birbirimizi çağırmışızdır. Sohbetinden en keyif aldığım arkadaşımdır. Ergenlik yıllarımızda, bugün aramızda olmayan üçüncü bir arkadaşımızla Yenice sigarası alır, yaptığımız Moda-Fenerbahçe turunda üçer sigara içerdik. Geriye kalan yarısı dolu paketi üçümüz de eve götürmeye cesaret edemez, Havranın bahçe duvarındaki oynayan taşların arkasına saklardık.


Bir yılbaşı gecesi Kehribarcı Apartmanının karşısındaki üç katlı cumbalı taş evde yaşayan arkadaşımıza konuk olmuştuk. Ailesi evde yoktu. Dört kişiydik. Nevalemizi alırken içecekler safhasında herkes bir şey almıştı. O yaşlarda neyi biliyorduk ki içki içmeyi bilelim. Eve geldiğimizde masada rakı, şarap, bira, cinzano, vermut, votka, cin, tonik şişeleri bulunuyordu. Yeme içme safhasında saçma sapan kokteyller yapılmaya başlanmıştı. İçlerinde en büyük bendim. Dedim ki, ‘Öyle bir şey yapalım ki bu geceyi unutmayalım.’ Bütün şişeleri önce bir tencereye boşaltıp kepçeyle karıştırdık. Sonra sürahiye doldurup içmeye başladık. Dördümüzün adlarının baş harflerinin sıralanmasıyla adını ALAN kokteyli koyduk. Kafaları bulmaktan öte olmuştuk. Gece evden çıktıktan sonra Onunla ikimiz karşıya geçip sabaha kadar Beyoğlu’nda eğlence olan mekânları gezmiştik.

O, evlendikten sonra da Yeldeğirmeni’nde yerleşmişti. Dolayısıyla semtten taşınmış olan bizlerden daha Yeldeğirmenli sayıyordu kendini.  Yaşadığı apartmanın karşısındaki bakkal ve manavla sohbet ederek alıveriş yapmayı severdi. Doğup büyüdüğü semtte binlerce anısıyla yaşamaktan çok mutluydu.

Diğerleri gibi buradaki değişimden hoşnuttu. Yeldeğirmeni’nin, şık kafelerin yer aldığı bir semt haline geldiğini söylüyordu. Ama yaşam değişecek, yeni yaşam eskilerin alıştığı gibi olmayacaktı.

Geçtiğimiz günlerde, Karakolhane Caddesinde Kardeşim rastlamış kendisine. Benim anlattıklarımdan aldığı bilgiyle, ‘Burada değerlenen eski evini satıp başka bir semtte yeni ve ucuz ev alabilirsin’ demiş. O kesip atmış, ‘Yeldeğirmeni’nden başka yerde yaşayamam’ diyerek. Kardeşim, bu konuşmadan bir süre sonra evinin önünden geçerken pencerelerinde perde görmemiş. Alttaki esnaftan İstanbul’a yakın bir kente taşındığını, burayı kiraya verdiğini öğrenmiş. Eski Yeldeğirmenliler bu yöntemle ikinci bir emekli maaşı kazanabiliyorlar.

Daha sonraki günlerde evinin önünden geçerken yıllarca alış veriş yaptığı bakkal ile manavın cep telefoncusu olduğunu gördüm. Yaşam sinsice değişmişti aslında.

Yeldeğirmenlilerin evlerini satmak yerine kiraya vermelerinin duygusal tarafı da var bence. Hani sevgiliyle kavga edilip ayrılırken birkaç eşya bırakılır ya ilerde dönme sebebi olsun diye.  Onun gibi. Ancak dönülmeyecek. Sonunda evlerini satacaklar, semtten kopacaklar.

Henüz Yeldeğirmeni’ni terk etmeyen bazı dostların semtin hoşlaştığından bahsettiklerini duyuyorum. Kızmasınlar ama herkesin gitme zamanı gelecek. Zira Yeldeğirmeni, bilinen tarihi kimliğinden her gün biraz daha uzaklaştırılmaktadır.
ARİF ATILGAN OCAK 2016


10 Ocak 2016 Pazar

MALTEPE’DE FUAR ALANI M’EXPO
Arif Atılgan

Expo sergi demek. M’expo Maltepe’ye ait sergi veya fuar demek oluyor sanırım. Haberlerde M’expo Center Maltepe Uluslararası  Fuar, Kongre ve Yaşam Merkezi olarak geçiyor. Maltepe Belediyesinin Maltepe’ye bu isimle fuar alanı yapacağını öğreniyoruz.

Fuar 1 Milyon M2 lik bir alanda olacakmış. Henüz yeri açıklanmıyor ama ilgili Alman heyeti proje alanında inceleme yapmış bile. Haberlerde 126 Milyon TL borcu bulunan Maltepe Belediyesinin fuarı 900 Milyon Euroya mal edeceği, taş atıp kolunun yorulmayacağı ancak gövdesini taşın altına koyacağı ifade ediliyor.

M’EXPO, büyük bir ihtimalle Başıbüyük Büyükbakkalköy arasında düşünülmektedir. Maltepe’nin uydu fotoğrafına bakıldığında bu kadar büyük alanın oralarda bulunabileceği görülür. Fotoğrafta yeşil görünen bu çevrenin orman alanı olduğu belli olmaktadır. Eğer böyleyse, Belediye orman alanına tesis yaparak mı borcundan kurtulmayı planlıyor? Yerinin açıklanmaması ise bu bölgede böyle bir alanın Belediye-Askeriye-Hazineye ait olabileceğini, henüz tapu sorunlarının giderilmediğini akla getirmektedir.

                                                   Maltepe’de Orman Alanları

Başkan danışmanı eski Münih Belediye Başkanının önayak olduğu anlaşılan Fuar Projesi, çeşitli hizmet ve ticari alanlar, gelen işadamları için oteller, golf sahası içerecekmiş. Proje ile ilçede işsizlik önlenecekmiş.

Maltepe Belediyesinin Maltepe ve Maltepeliyi henüz tanımadığı hatta küçük gördüğü görülmektedir. Zira ilçede işsizlik sorunu olduğu, Belediyenin Maltepelilere buraya yeni gelecek işadamlarının yanında iş bulacağı “müjdesi” veriliyor. Belediyelerin görevi istihdam sağlamak değil sağlıklı alt yapı hizmetleri sunmaktır. İstihdam sağlansa bile buralarda başka yerlerde yaşayan insanların da çalışabileceği bilinmelidir. Yapılacağı anlatılan tesislerin sakin yaşanan İlçeyi yaşanmaz hale sokacağı bellidir. Bir de Başkan Danışmanının eski Münih Belediye Başkanı olması anlamlıdır.

Ataşehir’de Finans Merkezi, Ümraniye’de Modoko ve İmes, Tuzla’da Marinaya özenen Maltepe Belediyesi M’EXPO ile marka haline getireceği ilçeyi uluslararası arenada pazarlayacakmış. Maltepe cazibe merkezi haline dönüşecek, Maltepelinin yaşam kalitesi yükselecekmiş.

Belediyenin başka ilçelerde olan finans merkezi, sanayi sitesi, marina gibi bazı tesislere özendiği belli olmaktadır. Maltepe Belediyesi İBB meclisindeki partililerine sorarsa bu uygulamalara özenilmemesi hatta karşı çıkılması gerektiğini öğrenecektir. Yeni bin yılın sözcükleri olan ‘marka’, ‘cazibe merkezi’, ‘pazarlama’ gibi tanımlardan tedirgin olmak için komşu ilçelere bakmak yeterlidir. Yaşam kalitesi ticari alanlarda değil yaşam alanlarında yükselir.

2009 yılındaki yerel seçimlerde Kadıköy Belediye Başkan adayıydım. Rakiplerim Kadıköy'le ilgili projelerini açıklıyorlardı. Bana bu soru sorulduğunda ‘Kadıköy’le ilgili yapılacak en iyi proje Kadıköy’le ilgili proje yapmamaktır. Kadıköy’ün derlenip toparlanmaya ihtiyacı var.’ Diyordum. Nitekim o yıldan sonra yapılan Canlandırma, Soylulaştırma, Kentsel Dönüşüm projeleriyle Kadıköy her gün biraz daha Eğlence Merkezi haline gelmektedir.

Nedense başkanlar proje sunmayı zorunluluk kabul etmektedirler. Hâlbuki ‘korumak’ en zor projedir. Maltepe İlçesi özellikle E5 altındaki kısmıyla belki de İstanbul’un ‘Yavaş Şehir’ konumundaki tek ilçesidir. Bozulmayan mahalle yapısıyla, esnafıyla, çocukların mahallelerindeki okula yürüyerek gitmesiyle, çarşısında Maltepelilerin alış veriş yapmasıyla, yeşiliyle, parklarıyla, 4-5 katı geçmeyen yapılaşmasıyla adeta sayfiye yeri gibi bir yerleşim alanıdır Maltepe. 

                                                 Denizden Maltepe’nin Görünüşü

Sanki Maltepe’ye de bir ‘Soylulaştırma Projesi’ yapılmak istenmektedir.

Bu tip projelerde halk, mülkleriniz değerlenecek denilerek ikna edilir. Belediyelerin görevi mülkleri değerlendirmek değil, halkına yaşanacak çevreler yaratmaktır. Yaşanacak çevre daha çok değerlenir. Nedense yaşanacak çevrelerin yaşanacak çevre olarak değerlenmesine fırsat verilmez.

Belediyeye yabancı danışman ise anlaşılmaz bir durumdur. Dışarıdan getirilen bir sanayi tesisine oradan birileri danışman olabilir. Çünkü konu tekniktir ve amaç karlılıktır. Ama belediye insanla ilgilidir. Belediyeye dışarıdan danışman getirdiğinizde haklı olarak O da kazanç sağlayacak rantlı şeyler önerir. Rant ile herkes kazanır sadece yaşayanlar kaybeder. Şehir planlamada da mimari planlamada da her plan oraya özeldir. Başka yere uygulanamaz. Bu sebepten Münih’te iyi olanın Maltepe’de iyi olması beklenmemelidir.

1990 lı yıllarda, yetkililer tarafından tüm işyerlerinin Avrupa yakasında olmasından dolayı Anadolu yakasının İstanbul’un yatakhanesi durumunda olduğu açıklanıyordu. Avrupa yakasına işe gidip gelmeler sebebiyle köprülerin ve deniz yolunun yetersiz kalmaya başladığı ifade ediliyordu. Bunun için Anadolu yakasında hiç değilse E5 kenarında iş merkezlerinin olmasının yararlı olacağı düşünülüyordu. 2000 li yıllarda gerçekleştirilen bu uygulamanın zamanla daha da genişlemesi sonucunda, Anadolu yakasında 1990 lı yıllardaki huzurun kalmadığı bellidir. Ticaret-Eğlence fonksiyonu mahalle yaşamını yok etmektedir.

Maltepe Belediyesi M’expo’dan vazgeçip Maltepe’de Maltepelilerin rahat yaşamalarını sağlamaya çalışmalı, Sayın Başkan Danışmanına teşekkür etmelidir. Daha sonra İlçenin mahallelerinin sokaklarından rast gele birer kişi seçerek Belediyede Danışmanlar Kurulu oluşturmalıdır. Bu kurul Belediyeyi Maltepe ve Maltepelinin yararı için daha iyi yönlendirecektir emin olun.
ARİF ATILGAN OCAK 2016



5 Ocak 2016 Salı

Kent Öyküleri

KADIKÖY ÇARŞISI’NDAN SOYLULAŞTIRMA ANISI
Arif Atılgan

1960 ların ikinci yarısında üniversite öğrencisiydim. O yıllarda okuldaki Kadıköylü arkadaşlarla Kadıköy PTT sinin sırasındaki ve arka sokağındaki kahvehanelere, meyhanelere takılıyorduk. Bu durum daha sonraki yıllarda da uzun süre devam etmişti. 



Arkadaki sokağın Mühürdar tarafındaki köşesinde 3 koltuklu küçük bir berber dükkânı vardı. Doğal olarak orada tıraş olurduk. 1970 li yılların başlarıydı. Bir gün, devamlı tıraş olduğum dükkân sahibi yokken gitmişim. Kendisine yeni yeni koltuk verilen en genç eleman vardı. Ona tıraş olmuş, tıraşını çok beğenmiştim. Daha sonraları da hep Ona tıraş olmayı tercih etmiştim.

Bir süre sonra, Dükkân sahibi talihsiz bir kaza geçirmiş, işi bırakmak zorunda kalmıştı. Sahipsiz kalan işyerini bu en kıdemsiz delikanlı devir almıştı. 

Yıllar geçtikçe yaşı büyümüş, çarşının sözü dinlenir esnafı olmuştu. İki cephesi de camekân olan köşe dükkânı çok keyifliydi. Gelen geçenle içerden selamlaşır, işi yoksa kapının önüne sandalye atar etrafla muhabbet ederdi. Kimi tanıdığı geçerken dışarıdan camı vurur el sallar, kimi tanıdığıysa kapıyı aralayıp iki laf ederdi. İşini iyi yaptığı gibi seviyordu da. ‘Arif Ağbi işim suyla sabunla. Bir de muhabbet ediyoruz. Şükür Allaha.’ Diyordu. Çoğalan müşterileri içinde ünlü ünsüz birçok kişi vardı.

Ondan Kadıköy’le ilgili havadisler alırdım. O da benden alırdı. Gerek işini iyi yapması, gerekse muhabbeti ile tam bir berberdi.

Kadıköy Tarihi Çarşı Canlandırma Projesi ile Haydarpaşa Projesi yapılmaya başlandığında bu projeleri bana sormuştu. Ben de anlatmıştım. Ona Kadıköy’ün kalabalıklaşacağını, yeni tip insanların ve iş yerlerinin oluşacağını anlatıyordum. Yeni gelenlerin talebiyle en azından kiraların yükseleceğini, eski esnafların buralarda zorlanacağını hatta barınamayacağını söylüyordum. Pek inanmıyor, ‘Arif Ağbi işler açılacak desene.’ diyerek inanmadığını belli ediyordu.

Bir gün, dükkânını yanında çalışan iki kişiye bıraktığını öğrendim. Yine aynı dükkâna gidiyor kalan arkadaşlardan birine tıraş oluyordum. Onlar da bir süre sonra kira vs sorunlarından dolayı dükkânı yandaki kafeye bırakıp sokağın içinde başka bir yere taşındılar.

Aradan bir yıl kadar süre geçmişti. Kardeşim Onu görmüş. Telefonumu istemiş, beni özlediğini söylemiş. Telefonla görüştük. Kadıköy’ün lüks bir otelinin berberi olmuş.

Tekrar Ona tıraş olmaya başladım. Çalıştığı mekân, otelin ikinci bodrum katındaydı. Kadın-Erkek berberleri, sauna, masaj salonları vs o kattaydı çünkü. Bilindiği gibi ikinci bodrum katların penceresi olmaz. Bu eksiklik çeşitli havalandırma, aydınlatma yöntemleriyle insanlara hissettirilmez.

Mekân değişmişti ama 40 yılı aşkın beraberliğimiz yeniden başlamıştı. Burada da işini keyifle yapıyordu.  Ancak bir süre sonra muhabbetlerimizde bir eksiklik olduğunu fark ettim. Ondan havadis alamıyordum. Aksine O benden havadis almaya başlamıştı.

Bir gün kendisine dedim ki: ‘Farkında mısın? Artık Ben Senden değil, Sen Benden haberleri öğrenmeye başladın.’ Cevabı müthişti. Otelin asansöründe, çalıştığı katın düğmesinin yanında yazan rakamı ima ederek: ‘Eksi ikide ne havadis olur be Arif Ağbi.’

Kadıköy’de yapılan “Soylulaşma” Projeleri, esnafı ortadan kaldırdı. Sokakların 100 yıllık kişiliğini yok etti. Esnafların tadıyla esnaflığını yaşadığı yıllar artık geri gelmeyecektir.
ARİF ATILGAN OCAK 2016


3 Ocak 2016 Pazar

MİMAR MEKTUPLARI

1-MİMARLIK
2-MİMARLAR
3-AZINLIKÇI DEMOKRASİ
4-MİMARLAR ODASI
5-KADIKÖY’DE GENEL KURUL TARTIŞMALARI SÜRÜYOR
6-GERÇEK ÖZGÜRLÜK ve GERÇEK SEVGİ
7- MİMARLIK SÜRECİ SÜRESİ
8-YAPI DENETİMİ HAKKINDA KANUN TASARISI TASLAĞI’NIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
9-ANNEME MİMAR OLDUĞUMU SÖYLEMEYİN, O BENİ BİR GENELEVDE PİYANİST SANIYOR

10-MİMARLAR ODASI İSTANBUL ŞUBESİ BİNASI

11-MİMARLAR ODASI GENEL KURULLARI

12-HAYALİMDEKİ MİMARLAR ODASI

13-MİMARLAR ODASI’NDA BİR BKBT GENEL KURULU
14- MİMARLAR ODASI İSTANBUL BÜYÜKKENT ŞUBESİ GENEL KURULU
15- MİMARLAR ODASINDA MUHALEFET
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2015/08/mimarlar-odasinda-muhalefet-mimarlar.html

2 Ocak 2016 Cumartesi

2016 Yazıları

1-YENİ YILA GİRDİK
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/01/yeni-yila-girdik-metrobusle.html

2-KADIKÖY ÇARŞISI’NDAN SOYLULAŞTIRMA ANISI

9-TOPLU ULAŞIM ARAÇLARI
10-AYRILIK ÇEŞMESİ SOKAĞI KURTULDU(MU?)


13-İSTANBULDA BİR KENTLEŞME ÖYKÜSÜ
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/04/istanbuldabir-kentlesme-oykusu-arif.html

14-FENERBAHÇE
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/04/fenerbahce-medyadan-3-temmuzsureciyle.html

15-1961 YILINDAN 2016 YILINA İDEALTEPE
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/05/kent-oykuleri-1-1961-yilindan-2016.html

16-DONDURMACI ABDULLAH
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/05/kent-oykuleri-yeldegirmeninde.html

17-DONDURMACI YAŞAR USTA
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/05/kent-oykuleri-dondurmaci-yasar-usta.html

18-FUTBOLA TOPLUMSAL BAKIŞ
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/05/futbolatoplumsal-bakis-besiktasl.html

19-FUTBOLA EKONOMİK BAKIŞ
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/05/futbolaekonomik-bakis-borsada-3-temmuz.html

20-ÜNSAL AĞBİ
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/05/unsalagbi-kadkoyde-yeldegirmeniisimli.html

21-MALTEPE’DE GELİŞMELER
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/05/maltepedegelismeler-arif-atlgan-anadolu.html

22-O
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/06/o-onu-universitedetanmstm.html

23-YELDEĞİRMENİNDE ÜÇ KUŞAK KARAHAN AİLESİ
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/06/yeldegirmeninde-uckusak-karahan-ailesi.html

24-YALOVA’DA KAMBER BABA
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/06/kent-oykuleri-yalovada-kamber-baba.html

25-YELDEĞİRMENLİ ESKİ ARKADAŞIM
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/06/kent-oykuleri-yeldegirmenli-eski.html

26-BABALAR GÜNÜ
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/06/babalar-gunu-hal-sahada-top-oynadgmz.html

27-“NEZİHLEŞEN” YELDEĞİRMENİ
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/06/nezihlesenyeldegirmeni-arif-atlgan-1.html

28-YELDEĞİRMENİ’NDE GÖNÜL KIPIRTILARI
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/06/kent-oykuleri-yeldegirmeninde-gonul.html

29-KADIKÖY’DE REKS SİNEMASI KAPANIYOR(MU)
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/07/kadikoydereks-sinemasi-kapaniyor-arif.html

30-SOKAK ARKADAŞIM ERDİL KOÇKAN
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/07/kent-oykuleri-sokak-arkadasim-erdil.html

31-YELDEĞİRMENLİ BÜYÜĞÜM SAMİ AĞBİ
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/07/kentoykuleri-yeldegirmenli-buyugum-sami.html

32-REKS SİNEMASI
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/07/reks-sinemasi-arif-atlgan-reks_38.html

33-DARBENİN İYİSİ OLMAZ
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/07/darbenin-iyisi-olmaz-27-mays.html

34-YELDEĞİRMENİ’NDE PANDELLİ’NİN İNTİHARI
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/07/kent-oykuleri-yeldegirmenindepandelinin.html

35-YALOVA VE YALOVALILAR
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/07/yalovave-yalovalilar-arif-atlgan.html

36-YALOVA’YA BAKIŞ
 http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/08/yalovayabakis-atlgan-yalova847km2-ile.html

37-HUMEYNİ FETTULAH GÜLEN KARŞILAŞTIMASI
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/08/humeyni-fettullah-gulen-karsilastirmasi.html

38-DEPREM KOMPLO TEORİSİ
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/08/depremkomplo-teorisi-arif-atlgan-tesla.html

39-ADALAR’A PARAYLA MI GİRİLMELİ?
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/08/adalaraparayla-mi-girilmeli-arif-atlgan.html

40-ESKİ YELDEĞİRMENLİLER GURUBUNUN KURULUŞ ÖYKÜSÜ
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/09/eskiyeldegirmenliler-gurubunun-kurulus.html

41-CAFERAĞA SPOR SALONU
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/09/caferagaspor-salonu-arif-atlgan.html

42-KURBAN BAYRAMI
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/09/kent-oykuleri-kurban-bayrami-kurban.html

43-KURBAN BAYRAMI
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/09/kent-oykuleri-kurban-bayrami-kurban.html

44-MELİH KORAY’I KAYBETTİK
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/09/melihkorayi-kaybettik-arif-atlgan-melih.html

45-YELDEĞİRMENİ KARAKOLU
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/09/yeledegimeni-karakolu-arif-atlgan.html

46-MELİH KORAY’IN ARDINDAN
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/10/melihkorayin-ardindan-arif-atlgan-melih.html

47-“VAROŞ” YELDEĞİRMENİ
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/10/varos-yeldegirmeni-arif-atlgan-osmanlnn.html

48-KAYNAK AİLESİNİN EVİ
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/10/yeldegirmeni-kaynak-ailesinin-evi-arif.html

49-BİR KADIKÖY ANISI
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/10/birkadikoy-anisi-1970-li-yllar.html

50-YELDEĞİRMENİ SPOR KULÜBÜ
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/10/yeldegirmeni-yeldegirmeni-spor-kulubu.html

51-NEDİM’İN KAHVESİ
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/10/yeldegirmeni-nedimin-kahvesi-arif.html


52-BALIKÇI HALİT
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/10/yeldegirmeni-balikci-halit-arif-atlgan.html

53- DALLAS VE MEKÂN MEYHANELERİ

54- ÖNSÖZ

55- GAZETECİ YILMAZ
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/11/yeldegirmeni-gazeteci-yilmaz-arif.html

56-MELİH KORAY VE ELEMANI
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/11/kent-oykuleri-melih-koray-ve-elemani.html

57-FB-GS REKABETİ
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/11/kent-oykuleri-fb-gs-rekabeti-arif.html

58-SİYASET ANISI
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/12/kent-oykuleri-siyaset-anisi-arif-atlgan.html

59-YELDEĞİRMENİ’NE ÖNERİLER
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/12/yeldegirmenine-oneriler-arif-atlgan-1.html

60-ESKİ GAZETELER
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/12/eski-gazeteler-arif-atlgan-1970-li.html

61-YELDEĞİRMENİ’NDE BİR KÖŞK VE ANILARI
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/12/kent-oykuleri-yeldegirmeninde-bir-kosk.html

62-ARENA MI STADYUM MU?
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/12/arenami-stadyum-mu-arif-atlgan-son.html

63-YILBAŞI
http://atilganblog.blogspot.com.tr/2016/12/yilbasi-arif-atlgan-paganizm-zamannda.html
YENİ YILA GİRDİK


Metrobüsle Avrupa yakasına geçiyordum. Şoförün arkasında cam kenarında otururken bebekli bir hanım yanımdaki boş koltuğa değil, benim yerime oturmak istediğini söylüyor. Olur diyerek yan tarafa geçmiştim. Cam kenarına yerleşen genç anne ağlayan bebeğini kucağına yerleştirmiş ve emzirmeye başlamıştı. Çantamı kucağımda dik tutarak rahat olmalarını sağlamıştım. Yandan gelen caf caf sesleri, ağlaması kesilen yumurcağın iştahının yerinde olduğunu belli ediyordu.

Ege kıyılarında beline kadar soğuk suyun içindeki Suriyeli anne, kucağında uyuyan emzikli bebeğiyle biraz ilerdeki lastik bota gitmeye çalışıyordu. İkisinin de üzerinde can yeleği bulunuyordu.

Parkta çocuğunu kaydırağa çıkaran anne bir an olsun elini ondan ayırmak istemiyordu. Onu hissetmezse Ona bir şey olacak sanıyordu.

Edirne yakınlarındaki Suriyeli anne, çocuğunu ileri gidecek bir arabaya bindiriyordu. Kendisine yer yoktu arabada. ‘O kurtulsun’ diyordu. Çocuk çığlık çığlığa ağlıyordu. Anne de.

Koruluktaki ağaçlardan birini sobeleme yeri yapan anne çocuğuna saklambaç oynamayı öğretmeye çalışıyordu. Ama ne mümkün. Çocuk annesinden ayrılmıyordu ki.

Ege sahillerinde lastik bota yaslanmış kalmış Suriyeli bir çocuk. Annesi bir önceki bota binmiş. Telaşta Onun binip binmediğini anlamamışlar. Bot gitmiş.

AB ve ABD, maşaları olan terör örgütlerini Suriye’de savaştırmaktadırlar. Savaştan kaçmak zorunda kalan Suriyelileri ise ülkelerine almamakta, 2.5 Milyonunu alan Türkiye’ye para teklif edip ‘Bunları bizim tarafa göndermeyin’ demektedirler.

Batılılar Dünyayı, kendilerinin tribünde diğerlerinin sahada olduğu, eski Romanın Arenası gibi kabul etmektedirler. Bu anlayışın yıkıldığı bir Yeni Yıl Dilerim.
AA


  

     

25 Aralık 2015 Cuma


HASANPAŞA CAMİSİ
Arif Atılgan
Bozcaadalı Hasan Hüsnü Paşa 2. Abdülhamid (1876-1909) zamanında 1881 yılında Bahriye Nazırı olmuş, 1882 de görevinden kısa bir süre ayrılmış, aynı yıl tekrar Bahriye Nazırı olmuş, öldüğü 1903 yılına kadar görevine devam etmişti. Hasan Hüsnü Paşa, 1853 yılında Sinop baskınında şehit olan Bozcaadalı Riyale (Tümamiral) Hüseyin Paşanın oğludur. Kendisi 1893 yılında Ertuğrul Gemisi faciasına sebep olmuştur. Ertuğrul Gemisi Komutanı damadıdır.
1879-1881 yılları arasında Bahriye Nazırı olan Rasim Paşa, Padişahın donanmanın Haliç’e demirlenmesi isteği üzerine Bahriye Nazırlığından istifa etmiştir. Onun yerine Hasan Hüsnü Paşa getirilmiştir. Hasan Hüsnü Paşa, Padişahın dediğini yerine getirmiş ve en uzun süreli görev yapan Bahriye Nazırı olmuştur.

Kendisi son yıllarda medyada, mirasçılarının Beyoğlu’ndaki Botter Apartmanı ile ilgili haberleri dolayısıyla gündeme gelmiştir. Mezarı Eyüp’tedir. 2. Abdülhamid Sultanbeyliği Çiftliğini kardeşi Cemile Sultana hediye etmiş. Çiftlik 1893 yılında Hasan Hüsnü Paşaya satılmış. Bugünkü Sultanbeyi ilçesi O’na aitmiş.

Kadıköy’de Hasanpaşa ile Acıbadem çevresi 17. Yüzyılda Kızlarağası Mısırlı Osman Ağanın mülkiyetinde imiş, 1630 da 4. Murad tarafından kamulaştırılmış, 1800 lü yılların başında 3. Selim’in mülkiyetine geçmiş.

Hasan Hüsnü Paşa burada daha önce yanan bir caminin yerine 1889 yılında yeni bir cami inşa ettirir. Camiye O’nun adı verilir. 1930 yılında semtlere mahalle isimleri verilirken, bu semte caminin adı olan Hasanpaşa adı verilir. Cami, Saray Ardı Caddesi ile Kurbağalıdere Caddesinin kesiştiği üçgen alandadır. Cami ile birlikte bir sübyan mektebi ile meydan çeşmesi yapılmıştır. Semtin eskilerinden aldığım bilgiye göre, sübyan mektebine ait olan ön taraftaki tek katlı bina daha sonraki yıllarda kahvehane olarak kullanılmıştır.

Hasanpaşa Camisi, Sübyan Mektebi, Çeşme Ve Sonradan Kahvehane Olan Bina

Cami üçgen şeklindeki yolların arasında kare planlı içten kubbeli dıştan kiremitli bir yapıdır. Son cemaat yerinin kapısının üzerinde kabartma iki gül demeti arasında 2. Abdülhamid’in tuğrasını taşıyan kitabesi bulunur. Kitabede ‘Ola makbul-i dergah-ı celili hazreti Venhap /Münevver cami-i pür feyz-i ulyay-i Hasan Paşa’ yazmaktadır.  Son cemaat yerinden ahşap kapı ile içeri girilir oradan yine ahşap bir kapı ile namaz kılınan bölüm olan harim bölümüne geçilir. Caminin içi kalem işi bezemelerle süslenmiş. İmamın cemaate namaz kıldırmak için bulunduğu bölüm olan mihrap bölümü dışa çıkıntılı olmayıp, içerde mermer sütunlar arasındadır. Minareye kadınlar mahfilinden çıkılmaktadır. Minare, dikey yivli gövdesi ile bir sütunu, şerefesi ise bir korint sütun başlığını andırır. Caminin doğusunda yani şimdiki E-5 istikametinde iki katlı sübyan mektebi bulunmaktadır.

Hasanpaşa Camisinin İçerdeki Kubbesi ile Dışarıdaki Kubbe Üstündeki Kiremit Çatısı

Sübyan mektebinin bahçe kapısı Sarayardı Caddesi tarafında olup kapının üzerinde kitabesi bulunmaktadır.  Eski Hasanpaşalılar, mektebin cumhuriyetten sonra üç sınıflı ilkokul olarak Kaptan Hasanpaşa İlkokulu adıyla öğrencilere hizmet ettiğini söylemektedirler. 1960 lı yıllarda buradaki öğrenciler İhsan Sungu İlkokuluna nakledilmişler ve binanın eğitim işlevi son bulmuş.

Bu yapının birkaç MT doğusunda hayrat olarak yapılan meydan çeşmesi bulunmaktadır. Çeşmenin yalağı, Kurbağalıdere Caddesi tarafında bulunmaktadır. Çeşme beşgen prizmatik gövdeli hazneye sahiptir. Üzerinde kitabesi bulunmaktadır.

Çeşmeden sonra yine doğuya doğru, önce mektep sonra çardağı bulunan tek katlı bir kahvehane olarak hizmet etmiş olan bina bulunmaktadır.

Şimdi de bu yapıların günümüzdeki durumlarına bakalım.

Camide daha fazla cemaat yeri elde edebilmek için 1990 lı yıllarda son cemaat yerinden girilen bir bodrum kat inşa edildiğini görüyoruz. 2. Abdülhamid’in tuğrasını taşıyan kitabe bugün camekânla kapatılmış olan son cemaat yerinin kapısının önündeki bölümün üzerinde bulunmaktadır.

Hasanpaşa Camisi, Sübyan Mektebi Binası, Çeşme ( Bakkal Dükkânının İçinde Kalmış).
Çeşmeden Sonraki Bölüm Yol İçin İstimlâk Edilmiş

Caminin doğusundaki iki katlı sübyan mektebi binası eski halini korumaktadır. Sadece alt katında dükkânlar oluşturulmuştur. Mermer kitabesi Sarayardı Caddesi tarafında, sonradan eklendiği belli olan tuvaletlerin bahçesindeki demir kapının üzerinde bulunmaktadır. Bugün orijinal yapısını koruyan binanın üst katı kurs yeri olarak kullanılmaktadır.

Bu yapının birkaç MT doğusunda bulunan meydan çeşmesinin kitabesi de orijinal teknesi de günümüze ulaşamamıştır. Bugün çeşmenin iki cephesi, sonradan yapıldığı sanılan arkasındaki bakkal dükkânının içersinde kalmış olup diğer üç cephesi cadde üzerindedir. Mektebin bahçesi yol vs yapıldığından çeşme artık meydan çeşmesi değildir. Orijinal teknesi artık yoktur. Yol seviyesi yükselmiş, çeşmenin bir kısmı toprak altında kalmıştır. Çeşmenin suyu akmamaktadır. Caminin Kurbağalıdere Caddesi tarafındaki duvarının önüne 1930 yılında konmuş olan çeşme de artık akmamaktadır.

Beşgen Prizma Şeklindeki Çeşmenin İki Kenarı Arkadaki Dükkânın İçersinde Kalmış

Çeşmeden sonra yine doğu tarafındaki sonradan kahvehane olarak kullanılan tek katlı bina günümüze ulaşamamış. Aslında bu yapı uzun yıllar dükkân olarak da kullanılmış. Anımsadığım kadarıyla 1990 lı yıllarda yol çalışması sebebiyle istimlâk edilmişti. Kahvehane binasının, bugün kalıntısı kalan çeşmeden sonra 15-20MT mesafedeki trafik ışıklarının bulunduğu yere kadar uzandığı belli olmaktadır.

1982 Hava Fotoğrafı

2014 Hava Fotoğrafı (Üzerinde Hasanpaşa Camii Yazan Bina Sübyan Mektebi Olup Cami bir önceki Binadır)

Kadıköy’de iki komşu mahalle olan, mahallelerindeki iki camiden isimlerini almış olan Rasimpaşa ve Hasanpaşa Mahallelerinin benzerlikleri vardır. Öncelikle iki mahalleye isimlerini veren iki paşanın Osmanlıda 19. Yüzyılın sonlarında ardı ardına Bahriye Nazırlığı yaptıklarını belirtelim. Rasimpaşa (1879-1881), Hasanpaşa (1881-1903) yılları arasında görev yapmışlardı. İkisi de bu camilerin bulunduğu semtlerde yaşamamışlar. Cumhuriyet sonrasında mahalle isimleri konurken bu iki semte oradaki camilerin adları verilmiş. Ancak yıllarca iki mahalle, semtlerinde bulunan tesislerin isimleriyle anılmış. Rasimpaşa Mahallesi semtteki yeldeğirmenlerinden dolayı Yeldeğirmeni adıyla, Hasanpaşa Mahallesi semtteki havagazı tesislerinden dolayı Gazhane olarak anılmış.

1980 li yıllarda Hasanpaşa Camisinin üst sokağında inşaat yapıyordum. İnşaatın 1. katından itibaren Cami görülmeye başlamıştı. Her gün kalfamla Caminin minaresine ve özellikle şerefesine bakarak ‘özenerek iş yapmak böyle bir şey olsa gerek’ diyerek sohbet ederdik.

Rasimpaşa Camisi başarılı bir şekilde restore edildi. Darısı Hasanpaşa Camisinin başına diyelim.
ARİF ATILGAN Nisan 2014