29 Kasım 2025 Cumartesi

 Yaşam

(KARDEŞİM) M.NİHAT ATILGAN’I KAYBETTİM

Nihat lise son sınıfta kompozisyon dersinden sınıfta kalmıştı. Hoca takmış. Üniversite sınavında kazanmıştı bir yerleri halbuki ama boş. Onun hayatının dönüm noktasıdır. Babam dedi ki bana ‘Nihat’a sen sahip çık. Hepiniz okudunuz o okuyamadı.’ Babamın sözünü dinledim. Kardeşten ileridir ilişkimiz. Bilenler bilir.

M. Nihat Atılgan

Hastalık sürecine gelirsek…

2023 yılının Mart ayında 30 gün yoğun bakımda kalmıştı. Hatta oradayken bir gün doktorlar telefon edip tüm yakınlarının gelmesini, vedalaşmasını ertesi güne çıkamayabileceğini söylemişlerdi. Ama iyileşti ve çıktı. Eve getirildiğinde yatakta doğrulamıyordu. Ablamla aynı apartmanda altlı üstlü dairelerde oturuyorlardı. Gördüm ki Nihat’ın evde yaşaması çok zor. Bir huzurevi buldum. Ertesi gün 1 Nisandan itibaren oraya yerleştirdik. Orada oldukça iyi idi. Yataktan kalkamazken kilo almış dolaşmaya başlamıştı. Haftada en az bir kere doktor kontrol ediyor, yemesi, içmesi, temizliği, saç-sakal traşı vs herşeyi ile ilgileniliyordu. 2023 yılının Ekim ayında bana telefon etti. ‘Ablam benimle ilgilenmeyecekmiş.’ Dedi. Morali çok kötüydü. Yalova’daki evdeydim. Hemen İstanbul’a gittim. Maddi-manevi her sorumluluğunu üzerime aldım. Ona belli etmiyordum ama zor bir döneme girmiştim. Artık yeni bir yaşam düzenim oluşmuştu. Hayat devam ediyordu. Öyle veya böyle.

Her şey daha düzgün olsun diye mahkemeden vasilik yapmıştım. Ama o bize çok sorun oldu. Bir yıl kadar sonra yine mahkemeden son verdirdim.

Huzurevi ona iyi gelmişti. Her şeyi karşılanıyordu. Örneğin günde en az üç defa oksijen veriliyor, ağzında biriken balgamlar dişçilerde kullanılan aletle temizleniyordu. Koahtı Nihat.

2025 yaz mevsimi… Maddi konuları rölanti duruma soktum. Rahat duruma girdim. Ama onda yürüme sıkıntıları başladı. Düşüveriyordu.

15 Ekim 2025… Beni aradı ve arabanın anahtarını kaybettiğini filan anlattı. En az 20 yıl önceye gitmiş, hayal görmeye başlamıştı. Hiç aklıma gelmeyen bir durum. Yine sıkıntılar başlıyordu. Vekalet almam gerekiyordu. Onun için de önce aklı başında raporu almalıydım. Arabaya bindiremiyordum. İstanbul’a sonraki gelişimde almayı planladım.

30 Ekim 2025 günü huzurevinin sahibi telefon etti. Kurumun doktoru ‘acilden hastaneye kaldırıp emar vs bazı tetkiklerini’ istemiş. Ben de gittim. Hastanede görüştüm de üstelik. On gün kadar gittim geldim. Konuşuyorduk ama söyledikleri anlaşılmıyordu. ‘Arapça yayın yapıyorsun’ diyerek şaka da yaptım.  ‘Uykudan yeni uyanınca öyle oluyor’ dedi. Kaçıncı gün anımsamıyorum. Bir keresinde yine anlaşılmaz konuşuyordu. Arada anlaşılır bir şekilde ‘Sen çok büyük adamsın’ deyiverdi. Sonra yine anlaşılmaz konuşmaya başladı.

Yalova’daki ev biraz tenhadadır. Uzun süre boş bırakılmıyor. Huzurevi sahibi ‘Nihat’la kendisinin ilgilendiğini, zaten hasta sahibi huzurevi kurumsalı olduğunu, endişe etmememi’ söyledi. Yalova’ya geldim. 2-3 gün kaldım ki hastaneden arayıp ‘Nihat’ı entübe ettiklerini’ söylediler. Hemen gittim. Yanına girdim. Çok sıkıntılı bir dönem. Yukarıda söylemiştim. KOAHTI. Ağzından bir hortumla hava, burnundaki hortumla gıda veriyorlar. Hastanede bir şey yapamıyorsunuz. İzin verildiği saatte belirli süre yoğun bakım ünitesine girip biraz durup çıkıyorsunuz. Hele bu son entübe dönemi daha da kötü. Onun anlaşılmaz bir şeyler söylediği safhayı bile arıyordum. Doktoru ‘böbreğinde sorun başladığını, diyalize sokacaklarını’ ama önce ‘uyku ilacını kesip uyandıracaklarını, tepkisine göre hareket edeceklerini’ söyledi. Ertesi günü merakla gittim. Uyumaya devam ediyordu. Doktoru ‘Uyanmadı. Bekliyoruz.’ Dedi.

Yalova’ya geldik. Sabah telefon geldi. Değişiklik yoktu. Sonraki gün telefon geldi. Kalbi durmuş. Suni teneffüse başlamışlar. Huzurevi sahibine telefon ettim. O gitti hemen hastaneye. Eşimle ilk vapura yetiştik. Sonrası tatsız…

Morgda gördüm. Soğanlıktaki cenaze işlerinde yıkanmaya girerken ben de içeri girdim. İşleri bitince yanağını öptüm. Vedalaştım.  

Altıntepe Camii’nde cenaze namazı ve Karacaahmet mezarlığı.

Ertesi günü mezarlığa gittim. Ben her yakınımı defnettikten bir gün sonra gider kendimce onunla konuşurum. Nihat’la da uzun süre konuştum. Anneannem ve Annemin üzerine gömülmüştü. Onlarla da konuştum. Kardeşimi onlara emanet ettim.

Bir sonraki gün Yalova’ya döndük. Hacımehmet Köyü mezarlığındaki babama gittik. O da orada annesi ve kardeşleriyleydi. Babamla da kendimce konuştum. Anlattım. Çevresinde yatan  babaannem, amcalarım sanki başlarını kaldırıp ‘Nihat’ta mı?’ diyorlardı …

Eve döndüğümüzde kafam bomboştu. Her şey bitmişti. Hem psikolojik hem fizyolojik müthiş yorgun olduğumu hissettim. Yay gibi gergin iki yıl geçirmiştim. İpi çözülüvermişti sanki gergin yayın.

Öyküyü çok kısalttım. Ama sigara içenlere ‘içmeyin şunu’ demek istiyorum. İçmeyin… İçmeyin ne olur…

 

ARİF ATILGAN 2025 KASIM

 

 https://atilganblog.blogspot.com/2025/11/kardesim-m.html

 

https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/karde%C5%9Fi%CC%87m-m-ni%CC%87hat-atilgan-i-kaybetti%CC%87m

 

 

 

 

 

 

 

 

18 Kasım 2025 Salı

İskeleler

YENİKÖY İSKELESİ

Yeniköy, Tarabya ve İstinye arasında Sarıyer ilçesine bağlı 14718 Nüfuslu bir mahalledir. Bizans döneminde adı Komarodes olan yerleşim İstanbul’un fethi sırasında harap bir haldeymiş. Fetih sonrası Romanya’nın Geni bölgesinden göçebe olan Ulahlar ve daha sonra da Rumlar buraya gelmiş. Bölge Geniköy olarak anılmış. Rumlar ise aynı anlamda Neohori demiş. Osmanlı döneminde Kanuni Sultan Süleyman buranın adını Yeniköy olarak kesinleştirmiş. Aynı dönemde Doğu Karadeniz’den de insanlar gelmiş. 18. ve 19. Yüzyılda bu havalinin değeri anlaşılmış ve zengin kesim yerleşmeye başlamış. Yeniköy Burnundan Kireçburnu’na kadar kıyı kayalıkmış.

1827 senesinde çıkan Rus Harbi sırasında Sultan ll. Mahmud’un (İslam Peygamberi Muhammed’in kullandığı) Sancak-ı Şerifi çıkarmasıyla Yeniköy ana hareket merkezi olmuş. Sancak (günümüzde orduevi olan) Kalender köşküne konulmuş. Bu nedenle tüm saray mensupları ve hatta hükümdarlar oradan geçtikçe köşk gözden kayboluncaya kadar arkalarını köşke çevirmezlermiş.

İskele…

1851 yılında ahşap olarak Sarı Kahvenin önüne inşa edilmiş.

1889’da 2.45 metre uzunluğunda ve 2 metre genişliğinde bir memur odası inşa edilir.

1904 yılında bekleme salonunun alçak tavanı yükseltilir.

1908 yılında tamamı yıkılıp yeni iskele inşa edilir.

Yeniköy iskelesi 206.62 m2 olup, 136.16m2’ si yolculara ayrılmıştır. Yanaşma yeri uzunluğu 16.10 metre, su derinliği 3 metre, denizden yüksekliği 1.20 metredir.

Galata Köprüsü’nden 8.45 mil (15.65 km) mesafededir. Şirket vapurları bu mesafeyi 40-45 dakikada alırlar. 

Yeniköy İskelesi

Sahilde yürüyüş yapanlar Köybaşı Caddesini tercih ederler. O caddenin üst tarafındaki Tugay Apartmanı ise Vehbi Koç’un oturduğu apartman olarak bilinir. Ayrıca Sait Halim Paşa yalısı gibi tarihi yapıları vardır. Yol genişletilmesi sırasında bazı eski eserler yok olmuştur.

Köybaşı Caddesi ve Çevresi

Yeniköy İskelesi Boğazın ortalarında olduğu için Şirket-i Hayriye döneminden beri karşı kıyıya aktarma buradan yapılırmış. Köprü ve diğer iskelelerden yolcular gemiye binerken iskele görevlisi mutlaka ‘Aktarmalar Yeniköy’den’ diye bağırarak uyarıda bulunurmuş. Boğaz postasını yapan vapur Rumeli kıyısı boyunca iskelelere uğraya uğraya giderken Kanlıca, Çubuklu, Paşabahçe, Beykoz ve Kavaklar gibi Anadolu Yakası iskelelerine çıkacak yolcular Yeniköy’de iner, kendilerini karşı kıyıya götürecek vapuru beklerlermiş. Aktarmalar için ek ücret alınmazmış. 1950’li yıllarda bu işe son verilmiş. !960’larda ise diğer bazı iskeleler gibi Yeniköy’den de Denizcilik Bankası’nın Şehir Hatları vapur seferleri kaldırılmış. 

Yeniköy’ün Yeri

Aslında 1800’lerden  beri boğazda karşıdan karşıya yakın kıyılar arası yolcu taşınırmış. Burada da Beykoz-Yeniköy arasında önceleri kürekle 3-4 kişi taşınarak başlanmış bu işe. 1960’larda motorlu üzeri tenteli teknelerle 6 kişi, 1970’lerde daha büyük kamaralı teknelerle 12 kişi, 1980’lerde daha da büyük teknelerle 20 kişi, 1990’larda 36 kişi taşınmaya başlanmış. Kooperatif şeklinde hizmet veren bu teşkilat 2013 yılında şirketleşmiş ve büyük konforlu teknelerle 150 kişi taşımaya başlamışlar.  

Beyden Gemisi

Bir anı yazayım diyorum da… Yeniköy İle ilgili aklımda yer etmiş hiçbir şey yok. Ne gözümdeki sarı lekede bir iz, ne de beynimdeki hafıza bölümünde bir olay… İstanbul’un her noktasında bir yaşanmışlığım vardır halbuki. Yeniköy’ü bu araştırmayı yaparken fark ettim. ‘Her şeyde bir hayır vardır’ denir ya… İskeleleri araştırmamda da bu hayır varmış demek. Yeniköy’ü keşfedecekmişim.

ARİF ATILGAN 2025 KASIM

https://atilganblog.blogspot.com/2025/11/iskeleler-yenikoy-iskelesi-yenikoy.html

https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/yeni-k%C3%B6y-i-skelesi