2026 YAZILARI
13 Ocak 2026 Salı
İskeleler
KARAKÖY İSKELESİ
Galata, Beyoğlu İlçesindeki Bereketzede
Mahallesi’ndedir. Gala Rumca’da süt demekmiş. Burada da süthaneler olduğu için
Galata denmiş. Diğer bir inanışa göreyse İtalyan-Ceneviz dilinde Galata ‘Denize
inen yol’ veya ‘Merdivenli yol’ demekmiş. Burada da dik yokuşlar olduğu için bu
isimle anılmış.
Karaköy’ün yerleşimi Galata’nınkiyle
birlikte oluşmuş. Roma İmparatoru 1. Konstantin zamanında buraları küçük bir
köymüş. 1204 yılındaki Latin işgali sonrası Bizans yönetimindeki Galata Cenevizlilere bırakılır.
Önce ‘sur’ yerine ‘sıra binalar’ yaparlar. Sonra ‘sur’ yaparak yerleşimi
korumaya alırlar. Kule ile yerleşimin ana giriş kapısı yapılmış. Kapıya Kiarahori
denirmiş. Sonradan Karaköy olmuş. Başka bir inanışa göreyse buraya Karai
Yahudileri yerleştiği için Karai Köyü denmiş, zamanla Karaköy olmuş. Günümüzde
kulenin etrafına Galata, deniz kıyısına ise Karaköy deniliyor. Her ikisi de
Haliç’in Beyoğlu tarafındadır.
Tertemiz suyu dolayısıyla yıllarca Altın Boynuz adıyla
bilinen Haliç’in iki yakası çeşitli zamanlarda köprülerle bağlanmıştır. 6.
Yüzyılda I. Justinianus Eyüp-Sütlüce arasında, 1453’te
Fatih Sultan Mehmet Ayvansaray-Kasımpaşa arasında geçici köprüler yaptırmışlar.
Bunların süresi kısa olmuş... Daha sonra 1836 yılında Sultan 2.Mahmud tarafından Azapkapı-Unkapanı arasına bir köprü yaptırılmış.
1912 yılında yıktırılmış...1845 yılında Bezm-i Alem Valide Sultan tarafından
yaptırılan Galata Köprüsü de 18 yıl kullanılmış… 1863 ve 1875 yıllarında da
köprüler yapılmış ancak onlar da devam edememişler... Buradaki kalıcı köprü
1912 yılında Almanlar tarafından dubalar üzerine yapılmış. Gerektiğinde
ortasındaki bölüm yatay olarak açılmakta ve gemilerin giriş-çıkışı
sağlanmaktadır. Bu köprü Tarihi Galata Köprüsü olarak bilinir. 1992 yılında
üzerindeki bir lokantada çıkan yangına kadar hizmet etmiştir. 1930 yılına kadar
köprüden geçiş ücretli olmuştur...
Günümüzde 1994 yılında bitirilen 5.
Galata Köprüsü vardır. Duba yerine beton ayaklar üzerindedir. Ortadaki geniş
bir bölüm Baskül Sistemi denilen bir kaldıraçla düşey olarak açılıp
kapanmaktadır.
İskeleye gelirsek…
19. Yüzyılın ortalarında kurulan
Şirket-i Hayriye İstanbul’da deniz yolu seferlerini başlatmıştır.
Tüm seferlerin merkezi durumunda olan
Köprü İskelesi uzun yıllar Eminönü tarafında bulunmuştur.
1919 yılında Galata tarafında bir iskele
Köprü’ye bağlanarak açılmış.
1959 yılında fırtınanın verdiği zarar
sonucunda yeni iskele köprünün 160 metre doğusuna denize çıkıntılı olarak
yapılmış.
İskele Yerine Monte Edilirken
1966 yılında kaza yapan yabancı bir
geminin akıttığı petrolün yanmasıyla iskelede yangın çıkmış. Ama onarılarak
hizmete devam etmiştir.
1984 yılında yeni bir yüzer
iskele yapılır. Bu iskele de 2008 yılında şiddetli bir lodos fırtınasında
batmıştır.
Yenisi yapılıncaya kadar dubalar
üzerine monte edilen iskele ile hizmet verilmiştir.
2018 yılında yeni iskele
yerine monte edilmiştir. Tuzla Tersanesinde hazırlanmış, Haliç Tersanesinde iç
donanımı yapılmıştır. 81 metre boyunda, 27.6 metre genişlikte, 3.5 metre
yükseklikte, çatıya yüksekliği 7.5 metre, 2 bin ton ağırlıkta, 2236 m2 lik
alanı bulunmaktadır. Aynı anda üç yanına gemi yanaşabilir. On gemi ise
bağlanabilir. 151 metrekare kapalı alanı ve 90 metrekare üstü kapalı terası
bulunmaktadır.
Yukarıdaki sıralamanın ara
zamanlarında rıhtımda dubalar üzerine monte edilmiş geçici iskeleler kullanılmıştır.
Karaköy’de aceleyle önlerinden
geçip görmediğimiz tarihi eserler çoktur. Örneğin Yeraltı Cami 711 yılında
Bizanslılar tarafından Haliç’i korumak için kale olarak yapılmış. Osmanlı
zamanında cephanelik, sarnıç gibi kullanılmış.
1752 yılında camiye dönüştürülmüş… Arap Camii 1204 yılında Bizans’ı
fethe gelen Katolik Haçlılar tarafından kilise olarak yapılmış. Fatih Sultan Mehmed’in
Bizans’ı fethetmesinden sonra 1475 yılında camiye çevrilmiş… Karaköy Camii
olarak bilinen Merzifonlu Kara Mustafa Camii 1903 yılında yapılmış. 1957 yılında
sökülüp parçalar halinde Kınalıada’ya götürülürken kaybolmuştur... Köprünün
ağzındaki 1866 tarihli Aziziye Karakolu da 1957’de yıkılmıştır. Galata Kulesi’ni
1348 yılında Cenevizliler inşa etmiş. 1453 yılından sonra buraları Osmanlılar
almış. Kule çeşitli amaçlarla kullanılmış. Bugün müzedir… Biraz
ilerisinde Neve Şalom (1951) Sinagogu vardır… Kamondo
Merdivenleri 1850’li yıllarda Kamondo ailesi tarafından yaptırılmıştır…
Bankalar Caddesi 1856 yılında burada Ottoman (Osmanlı) Bank’ın kurulması
dolayısıyla bu adı almıştır… Genelev Zürafa Sokak’ta 19. Yüzyılda açılmış 2020
yılında kapatılmıştır… Tarihi tünel (Finüküler) 1875 yılından beri çalışır.
Dünyadaki 2. Tüneldir. Düşük kottaki Karaköy’ü yüksekte olan İstiklal
Caddesi’ne yani Beyoğlu’na bağlar. 1971 yılına kadar buharla çalışmıştır… 1960’larda
Emanetçi Sultana İskelenin sol çaprazında kalan bir dükkandı. Aslında Emanetçi
Sultan Ağa imiş. Anadoludan gelenler Sirkeci’de ucuz bir otele yerleşmeden önce
oraya bavul vs lerini emanet edip İstanbul’u dolaşırlarmış... Karaköy
Meydanının köşesindeki tarihi binanın cephesindeki heykellerin masonluğu temsil
ettiği söylenir. Onun araştırılmasını okuyucuya bırakıyorum...
Soldaki Aziziye Karakolu ile Merzifonlu Kara Mustafa Camii 1957 Yılında Yıkılmış.
3 yıl lise (1962-1965), 5 yıl üniversite (1965-1970), askerlik sonrası 3
yıl da iş için (1972-1975) Kadıköy-Karaköy vapurunu kullandım. Beyoğlu Atatürk
Erkek Lisesi’ne giderken itiş kakış olan Taksim otobüsüne binmek yerine Tüneli
kullanırdım. Tünelden Taksim’deki okuluma yürürdüm. İstiklal Caddesi’ni yaşamak
güzel olurdu. Üniversiteye giderken hergün aynı saatteki vapura binmezdim. Daha
özgürdüm. Çalışma hayatımdaki işyerim ise Perşembe Pazarı’nda Kardeşim Sokak’ta
idi.
1960’lar… Otobüs 20 kuruştu. Buharla çalışan Tünel 10 Kuruş. Kalas
ebadında çelik kayışlarla çekilirdi. Biri çıkarken diğeri inerdi. İnenin
çekilene yardımı olurdu bildiğim kadarıyla. Yolculuk 3 dakika sürerdi… Vapura
jetonla binilirdi. Zam geleceği zaman stok yapanlar sıkıntı yaratınca aylık
paso çıkarıldı. 1 ay sınırsız kullanılan
Paso (kart) alırdık. Öğrenci Pasosu 1. Mevki 12.5 TL, 2. Mevki 7.5 TL idi... Aynı
saatlerde olduğu için vapurda da tünelde de herkes birbirini tanırdı. Hatta
oturulan yerler bile belliydi… Karaköy Yer Altı Geçidi 1964 yılında başlamış
1965 yılında bitirilmişti. İnşaat boyunca meydana açılan koca çukurun
çevresinden dolaşılırdı. Bittiğinde 4 girişi vardı. Perşembe Pazarı tarafındaki
girişinin üst katındaki Geçit Kafeterya hoş bir mekandı...
1970’lerde Kardeşim Sokak’ta bizim şirket binasının 30 metre altı
Haliç’ti. Oradan kalkan sandallar sizi ücret karşılığı karşı kıyıya götürürdü.
Kürek çekerlerdi. Köprüden yürümeye üşenenler kullanırdı onları... Köprü’nün
ortasındaki küçük bir kahvehane İstanbulun en kaliteli nargilecisi idi…
Perşembe Pazarı’na girmeden önce eski Aziziye Karakolu’nun yerindeki her çeşit
balık bulunan Balık Pazarını gezmeye bayılırdım... Emanetçi Sultana’yı bazen
ben de kullanmışımdır. Elimdeki ıvır zıvırı emanet eder, gezer tozar akşam da
ücretini ödeyip onları alır Kadıköy’e dönerdim... 2000’lerin başında Galata Kulesi’ne bir düğün
için gitmiştim. Yanlış kullanıldığını düşünmüştüm...
Kadıköy’den Avrupa Yakası’na geçenler ‘İstanbul’a gidiyorum’, eğlenmeye
gidenler ise ‘Karşıya geçiyorum’ derlerdi. Niyesini anlatmak uzun sürer… Gece
vapura bindiğimde binaların tepelerine yerleştirilen ışıklı reklam yazılarını
okumaya bayılırdım. O yazılar çocukluğumda da koca adamken de beni
büyülemiştir. Babam ilk okuma antrenmanımı bu yazıları okutarak yaptırmıştı
bana. Çok hoşuma giderdi. Perma-Sharp, Osmanlı Bankası,
Newtron, Pertrix pilleri, ÇBS, Arı bisküvi, Hayat mecmuası, Akfil kumaş,
Vinylex, Böhler, Fruko, İshakol, Cinzano, Çapamarka, Siera, Nordmende, Scrikss,
Bozkurt Terylene, Anapa Bonmarşe…
Uzattığımın farkındayım. Başka bir iskele yazısında buluşmak üzere…
ARİF ATILGAN 2026 OCAK
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/karak%C3%B6y-i%CC%87skelesi%CC%87