24 Mart 2023 Cuma

AİLE YAPISI BİTMESİN

1950’ler… 1960’lar

Kadıköy-Yeldeğirmeni’nde oturduğumuz ev iki katlıydı. Alt kattaki sokağa bakan oda Misafir Odası, üst kattaki sokağa bakan ‘cumbalı’ oda ise Oturma Odasıydı. Diğerleri yatak odalarıydı. Yemek alt kattaki holde bulunan büyük masada yenirdi. Başka bazı evlerde ayrıca Yemek Odası da bulunurdu. Dört çocuk ve ebeveyn ile altı kişiydik. Ayrıca Anneannem de vardı. Onun odası ayrıydı.

Anneannemin her sözü uygulanırdı. Geleneksel Büyük Aile yapısındaydık. Yalova’da babamın ailesinde de aynı yaşam tarzı vardı. Orada da Babaannem tek otoriteydi.  

1970’ler…

Okulu bitirip mimarlığa adım attığım yıllardır. Küçüklüğümden beri gözlem yapma huyum vardır. İlk mimarca gözlemim apartmanlaşma ile Büyük Aile yapısının bittiğiydi.

                                                           Büyük Aile Örneği

1975 yılı…

İlk apartman inşaatımı yapıyordum. Küçükyalı’da on daireli bir binaydı. Okulda öğrendiğimiz şekilde projelendirmiştim. Önde Yaşama Bölümü dediğimiz salon-mutfak-küçük tuvalet, arkada ise Yatma Bölümü dediğimiz yatak odaları-banyo bulunuyordu. Yine okulda öğrendiğimize göre Yaşama Alanları konukların da görebileceği bölümler, Yatma Alanları ise sadece ev halkının bulunabileceği mahrem bölümlerdi. Uzatmayayım. Her binayı yaptıktan sonra bir vesileyle bir daireye konuk olur kahve içerim. Bu arada konutu nasıl kullandıklarını incelerim. Orada da bunu yapmıştım.

Girdiğim konut düşündüğüm gibi kullanılmıyordı. Salon sadece konuk geldiğinde kullanılan Misafir Odası yapılmış. Mahrem kısımdaki yatak odalarından biri de Oturma Odası olmuştu. Yani okulda öğrendiklerimiz alt üst edilmişti. Evde aile büyüğü yoktu. Buna karşın geleneksel konut kullanımı sürdürülmek istenmiş ama kullanım şekli kullananların keyfine göre yapılmıştı. İşin acı tarafı buradaki yaşam mimarlık mesleğinin önerdiği gibi de değildi. Büyük Aile yapısı karikatür haline sokulmuştu.

2000’ler…

Zamanla apartman içselleştirilmiş, insanların yeni yaşam şekli oturuşmuş, buna uygun olarak ta konutlarda değişiklikler yapılmıştır. Aile küçüldükçe ve hatta bittikçe önce konut alanı küçülmüş sonra da oda sayısı azalmıştır.

2020’lerdeyiz…

Tek çocuklu aileler veya çocuksuz aileler için 1+1, yalnız yaşayanlar için 1+0 konutlar yapılmaktadır. Yani neredeyse otel odası durumunda…

Bu arada…

Avrupa’da böcek yenmesinin normalleşmesi konuşulmaktadır. Çin’de ana-babasız insan doğumu ile ilgili deneyler yapılmaktadır. Tüm dünyada deri altına çip takılarak kişinin takip edilmesi veya yönetilmesi olağanlaşmaktadır.

Yani…

Aile bitmektedir. Yalnızlaşan insanlar her amaçla kullanılabilen araçlar haline getirilmektedir. Gidişat insanların robotlaşmış yaratıklar haline gireceğini göstermektedir.

Ülkemizde henüz bu seviye yoktur. Ama gidişat ta çok iyi değildir. Büyük Aile yapısının son temsilcileri 68 ve 78 kuşaklarıdır. Örneğin: Onlar keyifle büyüklerine de çocuklarına da torunlarına da bakmışlardır. Şimdi de toplumsal sorunlarla ilgilenmektedirler. Yani hep başkaları için yaşamışlardır.

Arkalarından gelen kuşaklar değişiktir. Onlar açık açık  ‘Toruna da ana-babaya da bakmam’ demektedirler. Hata çocuklarına bakmayı zül saymakta, ekonomik durumu iyi olanlar bakıcı tutmaktadırlar. Aslında konu bakmak bakmamak sorunu değildir. İnsanların çevresi ve geçmişi ile bağlarını koparmalarıdır. Bu durum sonunda aile yapısını yok edecektir.

Gelelim binalara…

Günümüzde İlkokul olmayan mahalleler oluşmaktadır. Eski binaların her odasını ayrı kişiler kiralamaktadır. Kent merkezleri bir ailenin yaşayamayacağı sosyal yapıda ve pahalılıktadır.

Bu durumda…

Yaşlılar için kamunun geniş yerleşimler oluşturması gerekir. Gençlere aile yapısının değeri öğretilmelidir. Hatta aile kuranlara teşvik verilmelidir.

Büyük kentlerde Büyük Aileye dönmek çok zordur artık. Ama Aileye dönülebilir. Kentler ve konutlar ailelerin yaşayacağı şekilde planlanmalıdır.

ARİF ATILGAN MART 2023

https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/ai%CC%87le-yapisi-bi%CC%87tmesi%CC%87n

 

 http://atilganblog.blogspot.com/2023/03/aile-yapisi-bitmesin-1950ler-1960lar.html

 

 

 

 

 

19 Mart 2023 Pazar

 BİNALARDA “DETAY KONULAR”

“Önemsiz Konular” diyecektim aslında... Yıllardır ilgilenilmemiş, farkına bile varılmamış bunlarla. Ama rahatsız eden, binaları çirkinleştiren, çoğunluğu ise istendiği gibi kullanılmayan düzenlemelerdir.

Çatı Katları… En üst kattaki dairenin belirli bir yüzdesi kadar çatıya ek yapılabilmektedir. Çatı katları binanın ön ve arkasında belirli bir mesafede oluyor. Açık bölümler terastır. Çatısı, terasın ve merdivenin kenarındaki duvarlara oturtuluyor. Ancak yerleşen vatandaşlar “kendi yeteneği ve bütçesine göre” teras olan bölümleri kapatıyor.

Çatı katları hiç yapılmamalıdır. Uyduruk görüntüler olmamalı binayı zora sokan ama daha da önemlisi kullanılmayan bu katlar yönetmeliklerden çıkarılmalıdır.

Çatıdaki Camekân Eklenmese Hoş Bir Mimarisi Varmış.

Otoparklar… Bodrum katlara daire sayısına göre otopark yapılabiliyor. Genellikle bunların girişi de bodrum kattaki alanı da minimum ölçülerde tutulur. Dolayısıyla insanlar arabalarını sokup çıkarmaya üşenirler ve sokaklara park etmeyi tercih ederler. Bina altlarında yapılan otoparklar oldukça zararlıdır. Zira egzoz gazı merdivenlerden yukarı çıkar. Anımsadığım kadarıyla 1978 yılından itibaren projede tesis edilemeyen otoparklar için ‘otopark parası’ alınmaktaydı. Sonraki yıllarda uygulama değiştirildi. Tapuya, çevrede otopark yapılacağı zaman üzerinize düşen parayı ödeyeceğinizi belli eden şerh konmaya başlandı.

Bina altlarında otopark yapılması kaldırılmalıdır. Buna karşın mahallede veya sokakta yer altına veya üstüne otopark tesisleri yapılabilir. Parası orada yaşayanlardan alınır ve kullanım önceliği onlarda olur..

Alt katlardaki ters dubleksler… Zemin katlarda genellikle küçük daireler olabilmektedir. Bu daireleri büyültmek için merdivenle bodrum kata inilmekte ve alan büyültülmektedir.

Ters dubleks yapılmamalıdır. Küçücük salonun içinden havasız alt kata inen merdiven dolayısıyla hem üstte hem de altta alan kaybediliyor. Sonuçta alt katlar depo gibi kullanılmaktadır. Başka sorunlar da olmaktadır. Hâlbuki üst katta merdiven deliği olmasa küçük ama kullanışlı daireler olabilecektir.

Dükkânlar… Bina altlarına dükkân yapmak yerine çevrede çarşılar oluşturulmalıdır. Yine de bazı bölgelerde bina altına dükkân yapılacaksa hem taşıyıcılığı hem mimarisi özel olarak projelenmelidir.

Dükkân katları yumuşak kat olarak vasıflandırılır. Yumuşak kat binadaki sistemden ayrılan sistemdir... Diğer yandan bahçelerin dükkâna katılmaları da yasaklanmalıdır. Zira çirkin olmaktadırlar. Bahçeler açık olarak kullanılmalıdır.

Bahçe Katı Açık Kullanılsa Binanın Mimarisi Belli Olacak

Kısa kolonlar… Bodrum kat pencerelerinde görülür. Kolonların bir kısmı duvarlı bir kısmı boş ise buraları sarsıntılara karşı zayıf kalabilir.

Kısa kolonlara da yumuşak katlara da yapılabilecek en basit çözüm kolon kenarına bir iki sıra tuğla örmektir. Tam olamasa da yararlı bir çözümdür.

Dükkânlara fırın vs anlamında tesisler yapılması…

Yapılmamalıdır. Ancak yapılacaksa buralar için hazırlanacak yönetmeliğe uygun tesis yapılmalıdır.

Balkon kapatmalar… Duvar kaldırmalar… Üst katlarda işyeri yapmak veya konutlara alan kazandırmak için duvarlar yıkılmakta, balkonlar iç mekâna katılmaktadır. Mimari olarak çirkindir.

Duvarları kaldırmak deprem için mahzurludur. Zira duvarlar sarsıntının enerjisini üzerlerine alırlar.

Bunlar önemsiz gibi gözükse de önemli konulardır.

ARİF ATILGAN    MART 2023

https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/bi%CC%87nalarda-detay-konular

 

http://atilganblog.blogspot.com/2023/03/binalarda-detay-konular-onemsiz-konular.html

 


26 Şubat 2023 Pazar

 

DEPREM YARDIMI

Karşımdaki genç kişi deprem bölgesine yardım gönderdiğini anlatıyordu. Para toplayan bir arkadaşına para yardımını vermiş, eski eşyaları da deprem bölgesine göndermiş. Bir şey diyemedim ama üzüldüm. İyi niyetli olduğunu biliyordum çünkü. İçimden ‘Keşke para yardımını kurumsal bir yere gönderseydin. Kullanılmış eşyayı da hiç göndermeseydin’ diye geçirdim.

                 
1999 depremini anımsadım.

Gölcük’te görevliydim. Hasar Tespit Çalışması yapıyoruz. Arada bir çay molası verip dinleniyoruz. Böyle bir mola zamanında hemen yanımızda sessizce ağlayan bir adam görüyorum. Açıkçası bu tip görüntülere alışmıştık. Biraz sohbet edip rahatlatmak istiyorum. Öylesine laf açıyorum. Bu kadarı yeterli oluyor içini dökmesine. ‘Ben ve ailem’ diye başlıyor. ‘Beyaz eşya ticareti yapıyorduk. Yıllarca çalıştık. Biraz kazanmaya başladıktan sonra buraya bir ev yaptık. Alt kata mağazamızı, üst katlara da her birimiz için bir konut yaptık. Burası bizim aile apartmanımızdı. Yıkıldı. Birden sıfıra indik. Hiçbir şeyimiz kalmadı. Biz ne yapacağız şimdi? Yardımlar gönderiyorlar. Sağolsunlar. Yeme-içme yardımları. Giyecek yardımları. Ama ben onları alamıyorum. Alışık değilim. Biz yardım yapardık insanlara eskiden. Şimdi nasıl yardım alacağım? Başkalarının eskilerini nasıl giyebilirim? Çocuklarıma nasıl giydirebilirim? Bazen hamle yapıyorum. Olmuyor. Yapamıyorum. Utanıyorum. Sadece arada bir sessizce yiyecek alıp bir köşeye çekiliyorum. Çok zor. Allah kimseye yaşatmasın böyle bir şeyi. İnanın kayıplarımızın acısını yaşayamıyoruz.’

Meydandaki büyükçe bir masaya eski giysiler yığılmıştı. Çok seyrek olarak birileri şöyle eline alıp bakıyor ve bırakıp gidiyordu. Sıfır giysiler ise…

Sevgili dostlar, ne olur yardım gönderirken oradaki insanların da sizin gibi olduklarını bilin. Hepimizin başına gelebilir böyle bir şey. Kendinizi onların yerine koyun.

İnanıyorum ki hep birlikte atlatacağız bu dramı…

ARİF ATILGAN ŞUBAT 2023 Face

  

 

 

 DEPREM PANİĞİ OLMAMALI

Kadıköy’de yaşayan bir yakınım aradı. Oturduğu binaya deprem testi yaptırmak istediğini, ne önerebileceğimi sordu. Ardından başkaları da aramaya başlayınca panik yaşandığını anladım.

Hem hükümet tarafı hem de muhalefet tarafı açıklamalarına dikkat etmelidir.

1999 depremini anımsadım. Kadıköy’deki insanlar konutlarını çok ucuza satmaya başlamışlardı. Şükür ki o panik çabuk atlatılmıştı. Bugün yine benzer bir durum yaşanıyor görüldüğü kadarıyla.

Yer bilimciler İstanbul’un alt üst olacağı izlenimini veriyorlar.

Ben Sayın Şener Üşümezsoy’un açıklamasına katılıyorum. Kendisini 2000’li yıllarda Mimarlar Odası Kadıköy Temsilciliği’ne davet etmiştim. O akşam yaptığı sunum bugünkü açıklamalarına uygundu. Kuzey Marmara Fayında Marmara Ereğli’sinden sonra kırılma olacağını söylemiş, bunun da 6-6.5 büyüklüğünde bir depreme sebep olacağını ifade etmişti. Bu depremin İstanbul’a etkisi ‘1999 Marmara Depremi kadar olacak’ diyordu.

2005 yılında Kadıköy Tarihi Çarşı Canlandırma Projesi yapıldı. O yıllar bu projeye karşı çıkmıştım. Zira birkaç sokağı kapsayan Tarihi Çarşı, Moda ve Altıyol’a kadar genişletiliyordu. Nitekim geçtiğimiz günlerde bu durum plana da işlendi. Bu plan kesinlikle iptal edilmelidir. Tarihi alan genişletilemez. Bu durum Fay Hattını şehir dışına çıkarmaya benzer.

Benzer durum 2007 tarihli Yeldeğirmeni Canlandırma Projesinde de vardır. Bostancı’ya kadarki alanda da değişik tespitler yapılabilir.

Sonuçta yapılaşma durmuş, insanlar şaşkındır. Sorunlarla sakince uğraşılmalıdır.

Şubat 2023

 

 

 

 

 

 

 

 

http://atilganblog.blogspot.com/2019/07/gecmisindenkoparilan-kadikoy-arif.html

http://atilganblog.blogspot.com/2013/10/tarihi-kadikoy-carsisi.html

 

25 Şubat 2023 Cumartesi

 DEPREM İÇİN YAPILMASI GEREKENLER

Güneydoğu Anadolu’da yaşadığımız acı olay yaşadığımız toprakların deprem bölgesi olduğu gerçeğini anımsattı. Depremler doğa harikası olaylardır aslında. Toprak alt üst olur ve daha bereketli hale gelir. Ancak toprak üstündeki yapılarımızı gereken yere gereken şekilde yapmadığımızda maalesef felaketimiz de olabiliyor.

Öncelikle yerleşim yerleri fay hatları ve zemin cinsine göre tespit edilmelidir. Fay hatları üzerine yerleşim getirilmemeli yapılaşma zemine göre yapılmalıdır.

1990’lara kadar elle karılan beton kullanılmıştır. Bu sebepten bazıları yönetmelikteki B160’ı bile tutturamamıştır. Hâlbuki bugün B160 sadece kaldırımlara dökülür. O dönemde kullanılan yuvarlak demirin ise birçok sorunu vardır. Hesaplama yöntemi de yetersizdir.

Bana Göre 2023 Güneydoğu Anadolu Depreminin Fotoğrafı

Bitmiş binalar, kullananların keyfine bırakılmıştır. Çok yanlıştır. Özellikle taşıyıcı sisteme her çeşit yanlış müdahaleler yapılmaktadır. Biten binadan sorumlu bir mimar veya mühendis olmalıdır. En küçük onarım bile o kişinin izni ile yapılmalı ve belediyesindeki dosyasına işlenmelidir. Binaların kimlik kartı olmalıdır.

Yapı Denetim sistemi içinde de bazı müdahaleler olması gerektiği anlaşılmaktadır. Kalfa ve demirci taşeronları kesinlikle sistemin içine sokulmalıdır. Zira yapı yapılırken en önemli sorumluluk onların işçiliğindedir. Onların yaptığı işten dolayı Şantiye Şefi, Kontrol Elemanı, Denetçi Mühendisler sorumluluk altındadır. Hâlbuki onlar da sorumluluk alırlarsa daha dikkatli davranırlar. Hazır betoncu sistemde vardır ve sorumludur. Ancak çoğu zaman randevu verdikleri saatte gelmedikleri bilinmektedir. Bazen gece ama daha da önemlisi belirsiz saatte gelmektedirler. O zaman da inşaatta eleman olmayabilmektedir. Gerekirse Hazır Beton fabrikaları çoğaltılmalı ve kesinlikle mesai saatleri içinde inşaata gelmeleri sağlanmalıdır.

Belediyelerde ve kamu kurumlarında onay verenler de sorumludur. İşin bu tarafı atlanmamalıdır. Yani yapan (Müteahhit), özel kontrol eden (Yapı Denetim Kuruluşu), kamu idaresi tarafından kontrol eden şeklinde… Hazır betoncu da sorumludur. Ben ayrıca kalfa ve demircinin de yaptığı işten sorumlu olmasını öneriyorum.

Yapıyı inşa edene müteahhit denmektedir. Ancak Onun da patronu inşaatçı olmalıdır. İnşaatçının inşaattan anlamasına gerek yoktur. Sorumluluk almaz. O sermayesiyle inşaat işiyle uğraşıp gelir elde eden kişidir. İşi sorumlu bir müteahhitte verir. Ülkemizde genellikle inşaatçı ile müteahhit aynı kişi olduğundan yasada böyle yer almış. Yasanın eksiğidir.

Binalarda Yumuşak Kat kavramı bilinmemektedir. Tüm katların genel sisteminin dışına çıkan kattır. Yani her katta duvarlar varken bir katta duvar olmaması gibi. Bunun tersi de olabilir. En bilineni bina altlarına yapılan dükkânlardır. Tabii ki hesabı yapılabilir. Ancak bu tip bina yapılmaması veya ayrı bölgelerde özel hesapla yapılması gerekmektedir. Bir de kısa kolon yapılmamasına dikkat edilmelidir.

Güçlendirme maliyeti yeniden yapmanın yüzde otuzunu geçerse yeniden yapmak tercih edilmelidir.

Arama Kurtarma işi üniversitede ayrı bir bölüm olarak okutulmalıdır. Sadece deprem için değil tüm afetlerde gereklidir çünkü.

Toplanma alanları önemlidir. Parklar ve boş alanlar çoğaltılmalıdır.

İmar Planları ilk halinde doğru olmaktadır. Ancak daha sonra hatır-gönül, siyaset, eş-dost dolayısıyla delinmektedir. Plan tadilatı yapılması kesinlikle önlenmeli veya oldukça zor hale getirilmelidir. 

Canı isteyen inşaat yapamamalıdır. Piyasaya kamu kurumlarındaki Müteahhitlik Karnesi sistemi getirilmelidir.

Özel sigorta şirketleri risk almak istemedikleri için kamu idaresi tarafından DASK kurulmuştur. DASK sadeleştirilmeli ve afette evi yok olanın evini baştan yapacak duruma getirilmelidir. O zaman zorunlu hale getirmek daha kolay olacaktır. Böylelikle devlet vatandaşından bu parayı önceden toplamış olacaktır. 

Bazı haberlerde Deprem Kabininden bahsedilmektedir. Binaya ayrı bir yük getirir. Sağlam binalar yapılmalıdır.

Marmara Bölgesi 1975 yılında 2. Derece Deprem Bölgesi, 1998 yılında 1. Derece Deprem Bölgesi ilan edilmiştir.

2. Derece Deprem Bölgesi olduğu dönem ait tüm binaların yenilenmesinde yarar vardır.

Esas olan depreme karşı hazırlıklı olmaktır.

ARİF ATILGAN ŞUBAT 2023   https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/deprem-i%CC%87%C3%A7i%CC%87n-yapilmasi-gerekenler

 http://atilganblog.blogspot.com/2023/02/deprem-icin-yapilmasi-gerekenler.html

 

 

 

 

23 Şubat 2023 Perşembe

 DEPREM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Ülkemizin deprem kuşağında olduğunu biliyoruz. Unuttuğumuzda bize anımsatıyor zaten. Bu anlamdaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

Yüklü sayıda bina stokumuz var. Bazıları eskidir bazıları yeni. Bazıları zayıftır bazıları güçlü. Tartışılır. Ama ne olursa olsun konuşmamız gereken bir gündem vardır. Kullanılan binalara kullananlar tarafından yapılan tahribat...

Güneydoğu Anadolu Depremi

Yıllar önce yaşadığım bazı örneklerden bahsedeyim.

Soğuk demircim anlatıyor. Banka şubesi olacağı söylenen bir dükkâna kasa dairesi yapıyorlarmış. Fiks bir ölçüsü olmak zorundaymış. Bunun için kolonu kesmek zorunda kalmışlar. Kanım dondu.

Eskiden inşa ettiğim bir binadan, banyosunda rutubet olduğunu söyleyen biri aradı. Tesisatın nerelerden geçtiğini bildiğim için patlak yeri kolay tahmin edeceğimi söyledi. Gittim. İnceledim. ‘Bir de alt kata bakayım’ dedim. Alt kata indim. Bir de baktım ki kiriş delinip doğalgaz borusu sokulmuş. Esas konuyu unuttum. ‘Niye beni çağırmadınız? Kirişi bozmuşsunuz. Ben size demirsiz bir nokta gösterirdim.’ Deyince ‘Usta bekleyemedi.’ Dediler. Çıkarken zemin kattaki dairenin de bodruma sızan su kaçağını gördüm. Onlara da demirlerin korozyona uğrayacağını söyledim.

1999 depremi sonrası Kadıköy Belediyesiyle Mimarlar Odası olarak ortak çalışma yapmış, binaları dolaşıp sorunlarını tespit etmiştik. Bazılarında, bodrum katlara konan su depolarının rutubetiyle perde beton demirleri korozyon yapmıştı. Onlar binanın üst kısmıyla bağlantı kurarlar... Bir de E5 üzerindeki gecekondular çok sorunluydu. 

Küçükbakkalköy’de birine proje yapmıştım. Duvarlardan taşan kolon-kiriş dişlerini beğenmemişti. ‘Şunları düz yapamadın mı?’ diye kızmıştı... 1999 depremi sonrası beni aradı. ‘Sorun mu var’ diye düşünüp gittim. Aksine, ‘Haklıymışsın. Helal olsun sana.’ Dedi. Başkalarında sorunlar olmuş meğer. Ama benim için söylenti oluşturmuştu. Dolayısıyla kendisi de tanıdıkları da hiç proje yaptırmamıştı bana.

Binaları kullananlar keyiflerine göre değişiklikler yaparlar. Kesinlikle inşaat bittikten sonraki değişiklikler izinli olmalıdır. Biten her binanın sorumlu mimarı olmalı ve Onun haberi olmadan musluk değiştirmek dâhil binada hiçbir onarım yapılmamalıdır. Ayrıca belediyenin bilgisayarında bir sayfa oluşturulmalı yapılan her işlem oraya işlenmelidir.

İstanbul’un zemin yapısı için de birkaç şey yazayım... Ben bu konuları ortalık yerde konuşmam aslında. Ama herkes adres belirterek konuşuyor. Yine de dikkat edeyim. Avcılar ve Gürpınar sahillerinin bazı kısımlarına dikkat… Denize kayar. Yıllar önce Mimarlar Odası Afet Komitesi başkanıyken oralarda çok çalıştım. Dere ve deniz kenarlarına da dikkat edilmeli. Darıca’ya kadar uzanan Anadolu yakasının sahilindeki yüksek yerlerin bazılarında, üstteki zeminin yapısı alttakinden yaşlı çıkar. Bu da gösterir ki üstteki tabaka tepelerden kaymış gelmiştir. Dolgudur. Jeolojik zamanlarda tabii. Yine de başkaları gibi fazla detaylara girip insanları korkutmayayım.

Bir de DASK’tan bahsetmek istiyorum… 1999 depremi sonrası binaların sigortalanması gündeme gelmişti. Ancak sigorta şirketleri bu riske girmediler. Bunun üzerine devlet DASK’ı kurmuştu. Aslında doğru bir karardır. Nasılsa sonunda zararları devlet karşılıyor. Hiç değilse bir kısmını DASK ile tahsil etmiş olacaktır. Ancak burada yapılan bir eksiklik DASK’ın yaygınlaşmasına engel olmaktadır. Yıkılan binaya klasik sigorta hesabı yapılmamalıdır. Açık bir şekilde tekrar inşasının sağlanacağı meblağın ödeneceği belirtilmelidir. Hatta direkt inşası yapılmalıdır. Bu devletin sigortasıdır. Tamamı ödenirse DASK daha yaygın olabilir. Dolayısıyla bu tip afet durumlarında devlet yaptığı ödemelerin bir kısmını önceden almış olur. 

Bir de uyarıda bulunayım. Deprem bölgesinde hurdaya çıkmış arabaları görüyorum. Derhal ve en kısa zamanda bu arabalar kayıttan düşülmelidir. Aksi takdirde çenç (change) olabilirler. Ne demek istediğimi anlayanlar anlamıştır.

Son olarak… Biz kayıt kuyut işlerini pek sevmeyiz. Sevmeliyiz.

ARİF ATILGAN ŞUBAT 2023                                    https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/deprem-%C3%BCzeri%CC%87ne-d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnceler

http://atilganblog.blogspot.com/2023/02/deprem-uzerine-dusunceler-ulkemizin.html

 

 

 

 

20 Şubat 2023 Pazartesi

 DEPREM SONRASI YENİ BİNALAR NASIL YAPILMALI

6 Şubat 2023 tarihinde Güneydoğu Anadolu’da bir deprem yaşadık. Yıkılan binaların genellikle fay hattı üzerinde oldukları anlaşılmaktadır. Hava fotoğraflarında kilometrelerce uzunlukta çökmüş zemin veya ‘S’ haline gelmiş tren rayları gözükmektedir. Belli ki altta fay hattı vardır. Ancak normal zeminlerde de çöken binalar vardır ki bunlar yanlış uygulama sonucu yıkılmışlardır.

Deprem Alanı

Yerleşimi ve yolları fay hattının üzerine getirmemek gerekir. Yer seçimi bu detaylara dikkat edilerek yapılmalıdır. Yerleşimler Şehir Plancıları tarafından planlanır.

Yer seçiminden sonra kent planlanır. Yapılaşma sert zemine çok katlı, yumuşak zemine alçak katlı binalar yapılacak şekilde olmalıdır.

Yapı Sahibi, yapı üzerinde mülkiyet hakkı olan kişi veya kişilerdir.  Yapı Müteahhidi Yapı Sahibine inşaatı yapmayı taahhüt eden ve bu şekilde gelir elde eden kişidir.

Proje onay safhasında projeler hazırlanır. Önce yer bilimciler (Jeoloji veya Jeofizik Mühendisi) tarafından zemin etüdü yapılır. Daha sonra o zemin etüdüne göre binanın projeleri hazırlanır. Mimari projeyi Mimar, Taşıyıcı Sistem Projesini İnşaat mühendisi, Tesisat-Kalorifer Projesini Makine Mühendisi, Elektrik Tesisat Projesini Elektrik Mühendisi hazırlar. Bu projeler ilgili belediyesindeki yetkili mimar, mühendisler tarafından incelenir ve onaylanır. 

Uygulama için ilgili bakanlığın Yapı Denetim Sistemi tarafından inşaata bir Yapı Denetim Kuruluşu atanır. Daha sonra Yapı Denetim Kuruluşunun denetiminde inşaata başlanır. Süreç içinde her teknik eleman kendi alanını kontrol eder.

Bu arada Yapı Müteahhidi tarafından bir Şantiye Şefinin görevlendirilmesi de zorunludur.

Kamu adına denetimi ise ilgili belediyenin Yapı Kontrol Müdürlüğü yapar.

Temelden başlayarak her safhada kontroller yapılır ve tutanak tutulur. Her beton dökülmesinde de ölçüler ve demirler kontrol edilirerek izin verilir. Daha sonra laboratuvar görevlileri tarafından beton numunesi ve demir numunesi alınarak teste götürülür. Betona basınç, demire çekme mukavemeti deneyi yapılır. Sonuçlar gerekli limitler içinde olmalıdır.

Diğer yandan ilgili Belediye de aynı safhalarda kendi teknik elemanları ile kontrol yapar.

İş bitiminde, önce Yapı Denetim Kuruluşunun İş Bitirme Tutanağı tutulur ve sonra da bu tutanağa göre kendi kontrollerini yapan belediyesinden İskân belgesi alınır. Bu şekilde inşaat yapım süreci sonlandırılmış olur.

Binanın yıkılmasına sebep olacak hataları inceleyelim... Görevli olan Kontrol Elemanı, Şantiye Şefi ve Denetçi İnşaat Mühendisi yanlışları görmek zorundadır. Bir ihmal varsa laboratuvardaki testlerde ortaya çıkarılır. Sonunda ‘Kabul’ kararını verecek olan belediyenin teknik elemanı uygunluk bulmazsa ‘Red’ kararını vermek durumundadır.

Önemli bir eksikliğe değinmek isterim. Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliğinde kalfa ve demircilerden bahsedilmez. Ama en hayati işi onlar yapmaktadır. Kesinlikle kalfa ve demirciler Yapı Denetim Yönetmeliğinin içerisine sokulmalı ve resmiyet kazanmalıdır.

Güneydoğu Anadolu Depremi bölgesindeki yerleşim yerinin yanlış tespit edildiği anlaşılıyor. Yıkılan binaları konuşmaya gerek yok. Onlar hem yanlış yere inşa edilmişler hem de yukarıda sıralanan denetimler gerektiği gibi yapılmamış.

Dolayısıyla sistemdeki tüm sorumlular yargılanmalıdır. Genellikle kamu kurumu çalışanları atlanır. Bu anlamda 657 sayılı yasada gerekli değişiklik yapılmalıdır.   

Yetkililerce yapılan açıklamalara göre bölgeye yeni bir kent yeniden planlanacak ve yeniden yapılacak. Umarım bu şartlara uyularak yapılırlar.

ARİF ATILGAN ŞUBAT 2023    https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/deprem-sonrasi-yeni%CC%87-bi%CC%87nalar-nasil-olmali

http://atilganblog.blogspot.com/2023/02/deprem-sonrasi-yeni-binalar-nasil.html

Not:

-Yasada sadece yapı sahibi ve müteahhitten bahsedilir. Hâlbuki bir de iş sahibi olmalıdır. İş sahibinin işten anlaması gerekmez. O sadece sermayesiyle inşaat yapmak ve gelir elde etmek isteyen kişidir. Yasaya eklenmelidir.

-Yapı Denetim Kanunu öncesi projeye imza atan mimar, mühendis sorumluluk almaktadır. Ancak her safhada belediyenin teknik elemanının Kabulü olmak zorundadır.

 

14 Şubat 2023 Salı

 AFET VE ARAMA KURTARMA

Kısaca Arama-Kurtarma diyoruz. Renkli giysileri var. Kim nereden gelmiş hiç ayırt etmiyoruz. Onlar özellikle deprem afetlerinin kahramanlarıdır. Yıkıntıların altından insan kurtarıyorlar. Başka da hiçbir amaçları yok. Aldıkları tek ücret kurtardıkları insanların mutlulukları.

Arama-Kurtarma Yapanlar Enkaz Üzerinde

Uyku uyuduklarını sanmıyorum. Yemeklerini enkaz başında yiyorlar.

Diplerden gelen seslerle depremzedenin yerini belirleyip Ona ulaşmaya çalışıyorlar. Enkaza açtıkları bir delikten giriyorlar. O da olmuyorsa komşu binanın altından tünel açıyorlar. Yani onlarda ‘olmaz’ diye bir şey yok. Enkaz altındaki insanı kurtarmaktan başka hiçbir düşünceleri yok. Kendi canlarını bile unutuyorlar. Yandaki binanın çalıştıkları enkaza devrilme tehlikesi varken de çalışıyorlar. Yıkıntıda milim milim ilerliyorlar. Zaman mefhumu yok. 27 saat çalışıp can kurtardıklarını biliyoruz.

Enkazın içinde ilerlerken önlerine kolon-kiriş çıktığında bu sefer başka bir yerden giriyorlar. Girdikleri deliği görseniz minicik. Onlardan başka sadece köstebekler girer o kadar küçük delikten.

Kurtardıkları kişiyi çıkardıklarında ise duygularına gem vuramıyorlar ve ağlıyorlar. Tabii izleyenler de...

Ancak…

Bana göre üniversitelerde Afet ve Arama-Kurtarma bölümleri kurulmalı. Sadece deprem değil sel, yangın, fırtına, heyelan, çığ, don, tsunami, radyoaktivite, kimyasal tehlike ve aklıma gelmeyen tüm afetler için eğitim verilmelidir. Ardından Arama-Kurtarma öğretilmeli, kullanılan araç gereçler geliştirilmelidir.  

Günümüzün Arama-Kurtarma elemanlarının tecrübelerinden de yararlanılmalıdır.

Tüm Arama-Kurtarma camiasına teşekkürler..

ARİF ATILGAN ŞUBAT 2023         

https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/afet-ve-arama-kurtarma

 

http://atilganblog.blogspot.com/2023/02/afet-ve-arama-kurtarma-ksaca-arama.html