6 Mayıs 2015 Çarşamba

Haydarpaşa



SU CENDERESİ
Arif Atılgan

Eski buharlı lokomotiflerde yakıt olarak önce kömür daha sonra fuiloil kullanılmakta idi. Yakıt yanarak ısı meydana getirmekte ve lokomotifin kazanındaki suyu buharlaştırarak bir enerji oluşturmaktadır. O enerji ile de tekerleklerin dönmesi sağlanmaktadır.

Bu su, lokomotifin tender denilen deposunda muhafaza edilmektedir. Lokomotiflerin tenderine ise zaman zaman Gar Alanındaki Su Cenderesi adı verilen tesisattan su doldurulmaktadır. Su ise yine Gar Alanındaki kuyulardan elde edilmektedir. Haydarpaşa Gar Alanında iki adet Su Cenderesi günümüze kadar gelmiştir. Bunlardan bir tanesi Lokomotif Deposu içersinde, bir tanesi de Gar Sahasında bulunmaktadır. Depo içersindeki Cenderenin lokomotife doğru dönen kolu katener hattına (elektrik telleri) gelmesi sebebi ile sökülmüştür.
ARİF ATILGAN HAYDARPAŞA KİTABI


                                                          Haydarpaşa’da Su Cenderesi

                                       Bir Su Cenderesinden Buharlı Lokomotife Su İkmali



Haydarpaşa



YAYA YOLU
Arif Atılgan

Tıbbiye Caddesinden Kadıköy istikametine inerken demiryolunun üzerindeki köprüye gelmeden sağ tarafa (deniz tarafına) toprak bir yol gitmektedir. Bugün demir kapı ile insanların demiryoluna girmesi önlenmiş olan bu yol bir rampa ile demir yolu kotuna inmektedir. Demiryolunun üzerindeki köprü inşa edilmeden önce insanlar bu yol ile demiryolu kotuna inmekte ve daha sonra demiryolu üzerindeki hemzemin geçitten geçerek İlkİstasyon Binasına veya Kadıköy’e geçmekte imişler.

Bu yolun hala yerinde aynı şekilde kalmış olması, yaklaşık 140 yıl önce o yolun insanlar tarafından kullanıldığının bilinmesi heyecan verici değil midir? 
ARİF ATILGAN HAYDARPAŞA KİTABI


                                                                   Eski Yaya Yolu

                                                       Yaya Yolunun Bugünkü Durumu




1 Mayıs 2015 Cuma

Haydarpaşa



ELEKTRİK SANTRALI BİNASI
Arif Atılgan

Haydarpaşa Liman Sahasının Gara en yakın bölümünde bulunan Elektrik Santralı Binası bugün de elektrikle ilgili bir birim tarafından kullanılmaktadır. Arkada santral kısmının yer aldığı hangar, önde ise ofis kısmının olduğu daha küçük bir bina olmak üzere bütünleşmiş iki yapıdan oluşmaktadır. Bina bu gün de aynı durumdadır. Sadece tuğladan yapılmış olan uzun bacası artık yerinde bulunmamaktadır.
ARİF ATILGAN HAYDARPAŞA KİTABI

                                                        Eski Elektrik Santralı Binası


                                          Bugün Elektrik Santral Binasının Bacası Yok


KARAKOLHANE CADDESİ

Osmanlı zamanında sokakların güvenliğini sağlamak için Kullukçu veya daha alt rütbede olan Karakullukçu adı verilen kişiler bulunurmuş. Bunlara Kollukçu veya Karakollukçu da denirmiş. Bu kişilerin bulunduğu binalara önceleri Kulluk veya Kolluk, sonraları ise ‘Karakol hane’ denmiş. ‘Karakol hane’ kelimeleri bir süre sonra birleştirilerek Karakolhane, kısaltılarak Karakol haline getirilmiş.

Yeldeğirmeni’nde Karakolhane Caddesiyle İskele Sokağın kesiştiği köşedeki bugün olmayan eski tarihi Karakolhane de 1800 lü yılların sonlarında yapılmış. Bulunduğu Caddeye adı verilmiş. Karakolhane Caddesi Halitağa Caddesinden başlayıp Şahap Gürler Caddesinde son bulmaktadır.  

                                                                Karakolhane Caddesi

Cadde uzun yıllar Kadıköy’ü Üsküdar’a bağlayan ana arter olmuştur. 1928 yılında Anadolu yakasına tramvay geldikten sonra tramvay hattı da bu caddeden geçirilerek Kadıköy Üsküdar’a bağlanmıştır. 1950 yılında Yeldeğirmeni Sahili doldurulmuş, Haydarpaşa Çayırındaki demiryolu üzerine bugün kullanılan köprü yapılmış. Bu şekilde Kadıköy’den Tıbbiye Caddesine bağlantı kurulmuş, Kadıköy sahilden Üsküdar’a bağlanmıştı. Karakolhane Caddesi artık semtin içinde bir cadde olmuştur.

Karakolhane Caddesinde Yurttaş Sokak ile Dua Tepe Sokak arası yıllarca semtin çarşısı konumunda olmuştur. 1990 lardan sonra semtin kalabalıklaşmasıyla caddenin tamamı çarşı durumuna girmiştir.

                                                                 Caddeden Bir Bölüm

Karakolhane Caddesinde Yeldeğirmenlilerin acı tatlı yaşanmış birçok anısı bulunmaktadır. Ancak akıllarda kalanlar genellikle acı olanları olmaktadır maalesef.

1955 yılının Eylül ayında ‘Selanik’te Atanın evi bombalanmış’ şeklinde çıkan gazete haberiyle o zamanki terimle halk galeyana getirilmişti. Bu şekilde 6-7 Eylül günlerinde Gayrimüslimlerin işyerlerinin yağmalanması sağlanmıştı. Daha çok Beyoğlu, Kadıköy gibi önemli çarşılarda dükkânlar yağmalanmıştı. Ancak kenar semtlerde de bu tip yağmalanmalar yaşanmıştı maalesef.

Yağmacılar semtlerde dolaşarak oralarda da eylemlerini yapmışlar, bu anlamda Yeldeğirmeni’ne de gelmişlerdi. Kadıköy tarafından gelen yağmacılar Halitağa Caddesinden Karakolhane Caddesine girmişler ve Şahap Gürler Caddesinden çıkmışlardı.

Yeldeğirmenliler caddenin Çarşı olan bölümünde nöbet tutmuşlar, hepsi aynı zamanda komşuları olan, Gayrimüslim esnafların dükkânlarının yağmalanmasını önlemişlerdi. Bilemiyorum ama belki de yağmacıların isteklerini gerçekleştiremediği tek semtti Yeldeğirmeni. Ancak semtten çıkmak için Haydarpaşa Çayırı tarafına yürüdüklerinde Karakolun bir altındaki Macid Erbudak Sokağının köşesinde bulunan Rum kökenli Pandelli’nin bakkalını görmüşler ve orayı yağmalamışlardı. Semtin insanları Çarşı olan bölümdeki dükkânları korurken uzakta kalan Pandelli’nin dükkânını unutmuşlardı. Bu sebepten Semtte yağmalanan tek dükkân Pandelli’nin bakkalı olmuştu.

Bu olay yaşandıktan bir süre sonra Pandelli intihar etmişti. Onu tanıyanların anlattıklarına göre Pandelli dükkânının yağmalanmasını bir türlü içine sindirememişti.

Pandelli’den sonra Bakkalı oğlu Lambo çalıştırmıştı. Gerek Pandelli gerekse oğlu Lambo bütün bakkallar gibi veresiye defteri tutarlardı. Ancak onların dükkânında isteyen müşteri kendi veresiye defterini kendi tutar, aybaşında ‘Şu kadar borcum var.’ Diyerek hesabına ödeme yapardı. Pandelli’nin torunlarından Kleo doktor olmuş Haydarpaşa Numune Hastanesinde ve daha sonra Bahariye Dispanserinde yıllarca Kadıköylülere hizmet etmiştir. Diğer torunu Taki de ağbileri gibi tüm Yeldeğirmenlilerin sevdiği bir insandı. Kleo ve Taki ayrıca Yeldeğirmeni takımında yıllarca futbol oynamış olan semt büyüklerimizdi. Bugün bu kişilerin hiçbirisi hayatta değildir.

Pandelli’nin ölümünden sonra kimsenin aklına acı olayın anımsanması için Karakolhane Caddesinin ve aradaki sokağın adlarının değiştirilmesini istemek gelmemişti.

2015 yılının şubat ayında gazeteci Nuh Köklü Karakolhane Caddesinde arkadaşlarıyla kartopu oynarken bu duruma kızan bir esnaf tarafından öldürüldü.

Bu olay da eski ve yeni tüm Yeldeğirmenlileri çok üzdü. Zira mahalleleri bu acı olayla da anılacaktır artık. 

Nuh Köklü’nün arkadaşları, acı olayın anımsanması için Karakolhane Caddesinin ve aradaki sokağın adlarını değiştirmek istemişlerdi.

Ancak semt, cadde, sokak isimleri eskidikçe değerlenmekte ve kentin hafızasını oluşturmaktadırlar. Bu sebepten her olayda değiştirilirlerse kentin hafızasının kaybolması kadar yaşanan olayların da unutulmasına sebep olacaklardır. Çünkü: Yeni olayla isim değiştiğinde eski olay giderek unutulacaktır.

Karakolhane Caddesi Pandelli’nin olayında yarım asırdan fazla geçmişe sahipken, Nuh Köklü’nün olayında bir asırdan fazla geçmişe sahiptir. Burada acı tatlı daha birçok olay olacaktır. Hepsi Karakolhane Caddesinin tarihine yazılacaktır. Dolayısıyla başka birçok cadde sokakta yaşananlarla birlikte Karakolhane Caddesinde yaşananlar da oluşan Kent Hafızasında yer almaya devam edeceklerdir.

Kent Hafızası kentlerin yapışkanıdır. Bilinmelidir ki hafızası yok edilen kentlerde, mega projeler daha kolay gerçekleştirilebilmektedirler.
ARİF ATILGAN MAYIS 2015
 
  



30 Nisan 2015 Perşembe

Haydarpaşa



PASAPORT DAİRESİ
Arif Atılgan

16. Yüzyılda Osmanlının kendi yararına olacağı düşüncesi ile Avrupa Devletlerine kapitülasyon adı verilen bazı haklar tanıması herkesçe bilinmektedir. Bu Devletler 19. yüzyılın sonlarında, özellikle 1853 yılındaki Kırım Savaşından sonra kendilerine aşırı borçlanan ama bu borcu azaltmak yerine devamlı çoğaltan Osmanlı İmparatorluğu sınırları içersinde, kısaca Düyun-u Umumiye adıyla tanınan bir nevi borç denetleme kurumu kurmuşlardır. Kendilerine Düvel-i Muazzama denilen bu devletler yine o yıllarda kendileri için İstanbul ve İzmir gibi liman şehirlerinde Pasaport Daireleri de kurmuşlardı. Pasaport Dairelerinde kendi sömürgelerine Osmanlı Tebaalı insanları gönderme işlemlerini yapıyorlardı. İzmir’deki Pasaport Semti de adını oradaki bu kurumdan almakta idi. Bu dairelerin limanlarda kurulmasının sebebi ise yurt dışına çıkış noktalarının daha çok oralarının olmasıydı.

                                                   Eski Pasaport Dairesi (Askeri Karakol)

Haydarpaşa Limanındaki Pasaport Dairesini İngiliz, Fransız ve İtalyanlar kullanmışlardır. Yunanlılar da bunların arasına girmek istemişse de diğerleri Yunanlıları aralarına kabul etmemişlerdir. Pasaport Dairesi anlayışı, pratikte olmasa bile hukuken 1923 yılındaki Lozan Anlaşmasına kadar kâğıt üzerinde varlığını korumuştur.

Cumhuriyetten sonra İşgal Kuvvetlerinin İstanbul’u terk etmesinden sonra bu bina Sahil Sıhhi Kontrol Teşkilatı olarak kullanılmıştır.

                                                  Pasaport Dairesinin Bugünkü Durumu

Bazı araştırmacılar ise bu binanın Askeri Karakol olarak kullanıldığını ifade etmektedirler.
Ancak zaten diğer araştırmacılar, kısa bir süre Pasaport Dairesi olarak kullanılan Binanın daha sonra çeşitli amaçlar için kullanıldığını da söylemektedirler.

Bu konuda kitabını kaynak gösterdiğim Sayın Müfid Ekdal ile 2011 yılının mayıs ayında son bir telefon görüşmesi yapmıştım. Kendisi, tarihçi Cemal Kutay’la da görüştüğünü ve onun da bu bilgileri doğruladığını bana ifade etmişti.
ARİFATILGAN HAYDARPAŞA KİTABI





                                                  

















                                 






26 Nisan 2015 Pazar

Haydarpaşa



SİLOLAR
Arif Atılgan

Haydarpaşa’da 1872 yılında İlk İstasyon Binasının faaliyete geçmesiyle birlikte doğal olarak insanlar rıhtımı liman gibi kullanmaya başlamışlar. Daha sonraki yıllarda bu ihtiyaç somut bir şekilde kendini belli ettiğinde 23 Mart 1899 tarihinde rıhtıma bir liman yapılmasına resmen karar verilir. Bu kararın ardından 1899 yılında önce Dalgakıran inşa edilir. 1902 yılında temeli atılan Liman 14 Nisan 1903 tarihinde resmen açılır ve faaliyete başlatılır.     
        
Limanla birlikte alanda inşa edilen bazı Liman Binalarının en başında Silo gelmektedir.
Buradaki eski fotoğraflara bakılırsa Elektrik Santralı Binasının arkasında ama uzağında bir Silo görünmektedir. İlk Silo olan bu bina bugün Limandaki dört Silodan en küçük olanıdır.

                    1900 lü Yıllarda Limanda Sadece Bugünkü En Küçük Silo Bulunmaktadır

Ondan sonra yine kendisine benzeyen dikdörtgen şeklinde bir Silo bu sefer Elektrik Santralinin hemen yanına inşa edilmiştir. Bu iki yapının, 1900 lü yılların başlarında Limanla birlikte inşa edildikleri bilinmektedir. Daha sonraki yıllarda iki Silonun ortasına silindirik şekilde depoları olan yeni tipteki Silo inşa edilmiştir. 1960 lı yıllarda ise son olarak en sondaki ve yine silindirik şekilde depoları olan en büyük Silo inşa edilmiştir. Silolar cephelerinde yazılmış olan ‘T.M.O. Ofis Çiftçinin Kara Gün Dostudur’ cümlesiyle amaçlarını özetlemektedirler. Bu yazıları Yeldeğirmen'li ressam-tabelacı Ergun Kesen yazmıştı. Genellikle bu depolara doldurulan tahıllar alttan geniş ağızlı hortumlar ile gemilere veya kamyonlara yüklenerek gereken yerlere naklediliyorlardı.


Bugün Haydarpaşa Limanında Dört Adet Silo Bulunmaktadır. Ortadaki En Küçük Olanı İlk Silodur.

Dört Silo Binasının da tarihi değeri bulunmaktadır. Zira bu yapılar Haydarpaşa Limanının oluşumundan bugüne kadarki tarihinde yer almaktadırlar.
ARİF ATILGAN HAYDARPAŞA KİTABI










Haydarpaşa



VAPUR İSKELESİ YANINDAKİ BÜFE
Arif Atılgan

Ne zaman inşa edildiği hala belirlenememiş bir binadır. Yığma taştan yapıldığı belli olan bu binanın, İskele yapıldıktan sonra inşa edilmiş olabileceğini düşünüyorum. Üzerindeki TCDD harflerinden TCDD ye ait olduğu belli olmaktadır. Ancak ölçü olarak İskele Binası ile daha çok benzeşmektedir.

                                                             İskelenin Yanındaki Büfe

Bu binayı kitaba almamın sebebi eski olduğuna dikkat çekmek, en azından son 50 yıl içinde yapılmadığını vurgulamak içindir.
ARİF ATILGAN HAYDARPAŞA KİTABI