Öykü-Anı
KADIKÖY’DE İLGİNÇ
BİR DÜKKAN
Yelda Hanım İnşaat
Mühendisidir. Başarılı bir meslek geçmişi de vardır. Ancak yaşanan tesadüfler sonucu
1990 yılında çocuk giyim dükkanı sahibi olur. İşleri iyidir. O da işinden
memnundur.
2001 yılında ülkede ekonomik
kriz yaşanır. 2003’de borçlar birikir. Sıkıntı olmuştur ama kriz atlatılır.
Yeni bir başlangıç yapar. Bebek
kıyafetlerine pullar işler, kumaş ile tırtıllar yapar. Değişik bebek-çocuk
kıyafetleri ortaya çıkarır. Müşteriler beğenir. İyi satılır.
Ama bu sefer de AVM’ler
açılır. Dışarıdaki giyimciler, kumaşçılar iş yapamazlar. Durum kötüdür.
Çözümler bitmez. Kıyafet
süslerken artan kurdele, boncuk vs gibi malzemeler vardır. Üstelik çoktur da…
Onları satmaya başlar.
2007 yılında iş tuhafiyeci
dükkanına döner. Yine işler iyidir.
Bugün işe başlayalı 36 yıl
olmuş. İçerisi mal dolmuş. Dükkanın önü de dolmuş aslında. Arkadaşları ‘Yeter
artık. Daha fazla doldurma. Oturacak değil duracak yer kalmıyor’ diyorlarmış.
Yelda
Ersoylu
Diyor ki Yelda Ersoylu
‘Tuhafiye işini kesinlikle hanımlar yapmalı. Müşterinin isteğini onlar anlar’.
Ardından soracağım soruyu anlamış gibi
‘Bu işi mühendislikten daha çok sevdim. Renkli ve stressiz. İnşaat
mühendisliğinde müteahhitle idare arasında kalınırdı.’ Diyor ve devam ediyor
‘Müşteriler hep kadın. Gelenler 5 dakikada hayatını anlatır. Bazısı rafın en
üstündekini ister, çıkar, alır, verirsin, beğenmez, gider. Bazısı kendi seçer,
ölçer, keser, parasını verir, gider.’
Ve ekliyor. ‘Esnaflık rahat
yaşatır ama zengin olunmaz’.
Dükkana iki genç kız giriyor. İsteklerini
dinliyor ve ‘Arka tarafı gezin. Seçin.’ Diyor. Ya hırsızlık yaparlarsa diye bir
şey düşünmüyor. Eminim o kızların da aklına gelmiyor böyle bir şey. Belli ki olmuyor da zaten.
İşinden, hayatından memnun.
Sadece inşaat mühendisliğine devam etse ‘Ne olurduyu’ merak ettiğini söylüyor.
‘Tuhafiye işi tuhaftır. Ben de
tuhafım ki başarılı oldum.’ Diyerek işi şakaya vuruyor. Okuldayken bu iş
aklının ucundan bile geçmiyormuş.
Dükkandaki anılardan iki
örnek… İnşaat mühendisi bir kadın arkadaşı metro inşaatlarında çalışıyormuş.
Ama yüncü dükkanı açmak istiyormuş. Yelda hanıma danışmış… Birgün bir kadın
gelmiş. ‘İşten çıkarıldım. Birşeyler alıp birşeyler dikeceğim’ demiş ve alış
veriş yapmış...
İçerde o kadar çok çeşit var
ki… Yelda Hanıma soruyorum.
-Kaç kalem mal var?
-Ücretlerini nasıl biliyorsunuz?
Samimi. ‘Tam olarak bildiğimi
söyleyemem’ diyor. Çok kararsız kalırsa
toptancıdan 1 adet alıp fiatı öğreniyormuş.
İçeriden Görünüş
Günümüzde işler durgunmuş. Ama
diziciler varmış şimdi de. Arada bir
gelip yüklü alış veriş yapıp gidiyorlarmış.
Tuhafiye kelimesini
araştırdım. ‘Tuhaf’ kelimesi Arapça’da ‘Hediye’ anlamındaki ‘Tuhfe’ kelimesinin
çoğuluymuş. Yani ‘Hediyeler’ demekmiş. Tuhafiye de hediyelerin satıldığı dükkan
oluyor. Bizde biraz değişmiş. Manifaturanın ufak-tefek çeşitleri
diyebiliriz...
Yelda Hanım basit anlatıyor.
Ancak mütevazilik gösteriyor bence. Dükkancılık zor iştir. Dışarıdan anlayamazsınız.
Örneğin, kapının açılıp kapanmasından içerisi ısınmaz. Üşürsünüz. Mal almak
ayrı, satmak ayrı bir iştir. Hesap, kitap ve de dikkat ister. Vergi, stopaj,
KDV, SSK, Bağ-Kur gibi resmi daire işlerini her ne kadar muhasebeci halletse de
ilgilenmeniz gerekir. Yani esnaflık lay lay lom bir iş değildir. O bütün
bunlarla uğraşmış ve başarılı olmuş.
Dükkan sahibi kadın.
Müşteriler kadın. Konuklar da kadın. Belki de ilk erkek benim oraya gelen. Açık
söyleyeyim. Bu işi erkekler yapamaz.
ARİF ATILGAN 2026 NİSAN
Not: Bakkal, tuhafiye, terzi,
kundura tamircisi vs gibi kaybolmaya başlayan esnaflar korunmalıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder