24 Nisan 2026 Cuma

 Öykü-Anı

 

KADIKÖY’DE İLGİNÇ BİR DÜKKAN

Yelda Hanım İnşaat Mühendisidir. Başarılı bir meslek geçmişi de vardır. Ancak yaşanan tesadüfler sonucu 1990 yılında çocuk giyim dükkanı sahibi olur. İşleri iyidir. O da işinden memnundur.

2001 yılında ülkede ekonomik kriz yaşanır. 2003’de borçlar birikir. Sıkıntı olmuştur ama kriz atlatılır.

Yeni bir başlangıç yapar. Bebek kıyafetlerine pullar işler, kumaş ile tırtıllar yapar. Değişik bebek-çocuk kıyafetleri ortaya çıkarır. Müşteriler beğenir. İyi satılır.

Ama bu sefer de AVM’ler açılır. Dışarıdaki giyimciler, kumaşçılar iş yapamazlar. Durum kötüdür.

Çözümler bitmez. Kıyafet süslerken artan kurdele, boncuk vs gibi malzemeler vardır. Üstelik çoktur da… Onları satmaya başlar.

2007 yılında iş tuhafiyeci dükkanına döner. Yine işler iyidir.  

Bugün işe başlayalı 36 yıl olmuş. İçerisi mal dolmuş. Dükkanın önü de dolmuş aslında. Arkadaşları ‘Yeter artık. Daha fazla doldurma. Oturacak değil duracak yer kalmıyor’ diyorlarmış.                              

                                                              Yelda Ersoylu    

Diyor ki Yelda Ersoylu ‘Tuhafiye işini kesinlikle hanımlar yapmalı. Müşterinin isteğini onlar anlar’. Ardından soracağım soruyu anlamış gibi  ‘Bu işi mühendislikten daha çok sevdim. Renkli ve stressiz. İnşaat mühendisliğinde müteahhitle idare arasında kalınırdı.’ Diyor ve devam ediyor ‘Müşteriler hep kadın. Gelenler 5 dakikada hayatını anlatır. Bazısı rafın en üstündekini ister, çıkar, alır, verirsin, beğenmez, gider. Bazısı kendi seçer, ölçer, keser, parasını verir, gider.’

Ve ekliyor. ‘Esnaflık rahat yaşatır ama zengin olunmaz’.

Dükkana iki genç kız giriyor. İsteklerini dinliyor ve ‘Arka tarafı gezin. Seçin.’ Diyor. Ya hırsızlık yaparlarsa diye bir şey düşünmüyor. Eminim o kızların da aklına gelmiyor böyle bir şey.  Belli ki olmuyor da zaten.

İşinden, hayatından memnun. Sadece inşaat mühendisliğine devam etse ‘Ne olurduyu’ merak ettiğini söylüyor.

‘Tuhafiye işi tuhaftır. Ben de tuhafım ki başarılı oldum.’ Diyerek işi şakaya vuruyor. Okuldayken bu iş aklının ucundan bile geçmiyormuş.

Dükkandaki anılardan iki örnek… İnşaat mühendisi bir kadın arkadaşı metro inşaatlarında çalışıyormuş. Ama yüncü dükkanı açmak istiyormuş. Yelda hanıma danışmış… Birgün bir kadın gelmiş. ‘İşten çıkarıldım. Birşeyler alıp birşeyler dikeceğim’ demiş ve alış veriş yapmış...

İçerde o kadar çok çeşit var ki… Yelda Hanıma soruyorum.

-Kaç kalem mal var? 

-Ücretlerini nasıl biliyorsunuz?

Samimi. ‘Tam olarak bildiğimi söyleyemem’ diyor.  Çok kararsız kalırsa toptancıdan 1 adet alıp fiatı öğreniyormuş.

                                                           İçeriden Görünüş

Dışarıdan Görünüş

Günümüzde işler durgunmuş. Ama diziciler varmış şimdi de. Arada bir  gelip yüklü alış veriş yapıp gidiyorlarmış.

Tuhafiye kelimesini araştırdım. ‘Tuhaf’ kelimesi Arapça’da ‘Hediye’ anlamındaki ‘Tuhfe’ kelimesinin çoğuluymuş. Yani ‘Hediyeler’ demekmiş. Tuhafiye de hediyelerin satıldığı dükkan oluyor. Bizde biraz değişmiş. Manifaturanın ufak-tefek çeşitleri diyebiliriz...  

Yelda Hanım basit anlatıyor. Ancak mütevazilik gösteriyor bence. Dükkancılık zor iştir. Dışarıdan anlayamazsınız. Örneğin, kapının açılıp kapanmasından içerisi ısınmaz. Üşürsünüz. Mal almak ayrı, satmak ayrı bir iştir. Hesap, kitap ve de dikkat ister. Vergi, stopaj, KDV, SSK, Bağ-Kur gibi resmi daire işlerini her ne kadar muhasebeci halletse de ilgilenmeniz gerekir. Yani esnaflık lay lay lom bir iş değildir. O bütün bunlarla uğraşmış ve başarılı olmuş.

Dükkan sahibi kadın. Müşteriler kadın. Konuklar da kadın. Belki de ilk erkek benim oraya gelen. Açık söyleyeyim. Bu işi erkekler yapamaz.

ARİF ATILGAN 2026 NİSAN

Not: Bakkal, tuhafiye, terzi, kundura tamircisi vs gibi kaybolmaya başlayan esnaflar korunmalıdır.  

  https://atilganblog.blogspot.com/2026/04/oyku-kadikoyde-ilginc-bir-dukkan-yelda.html


https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kadik%C3%B6y-de-i%CC%87lgi%CC%87n%C3%A7-bi%CC%87r-d%C3%BCkkan

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder