29 Aralık 2018 Cumartesi


MODA’DA EKATERİNİ AYAZMASI VE MİNİK KİLİSE
Arif Atılgan

MS.300’lü yılların başı.. Mısır’ın İskenderiye kentinde Dorotea isminde zengin ve elit bir ailenin kızı yaşamaktadır. Kendisi İsa’ya inanmış, vaftis olmuş ve ‘Taçlandırılmış taç’ anlamında Ekaterini adını almıştır. Ancak henüz Hıristiyanlık tanınmadığı için Roma İmparatoru Maksimianus tarafından başı kestirilir. Kilise tarafından azize ilan edilir. İnanışa göre idamından sonra görünmez olan vücudu melekler tarafından Sina Dağının tepesine defnedilir. MS.500’lerde Doğu Roma İmparatoru 1. Jüstinianos aynı tepede bir manastır yaptırır. Buradaki rahipler Ekaterini’nin mezarını rüyalarında görürler ve oradaki naşını bularak manastırdaki bir lahit içine yerleştirirler.

                                                            Ekaterini Kilisesinin İçi

1905 tarihli haritalarda Moda İskelesine inerken sol taraftaki kıyıda bir tekne barınağı görülmektedir. Üzerinde Moda Kürek Kulübü anlamında Moda Rowing Clup yazmaktadır. Barınağın arkasında ince bir dikdörtgen duvar içine alınmış kaya görünmektedir. Bilindiği gibi Moda kıyıları falez denilen dik kayalık şeklindedir. Tekne Barınağı falezin kayasına dayanmış, ancak kayanın en alt kısmı duvarların içine alınmıştır. Henüz ayazma bilinmemektedir.

                                                   1905 Tarihli Haritada Tekne Barınağı

1924 yılında bu kayadan çıkan bir su kaynağı bulunur. Rum balıkçıların bulduğu söylenir. Yine söylenenlere göre çevrede Ekaterini’ye ait bir ikona ve eski kilise kalıntısı da bulurlar. Buraya inşa edilen ahşap yapı Ekaterini Kilisesi ve Ayazması adıyla kullanılmaya başlanır. 
  
Solda Odun Deposu, Sağda KRC (Muhtemelen Kadıköy Rowing (Kürek) Clup) Yazan Barınak ve Üzerinde Ahşap Yapı

Aynı yıl bu noktada bir şey daha olur.

Süreyya İlmen, yolun karşı kenarına bugün de kullanılan merdiveni yaptırır. Amacı ve hayali Kadıköy’den Fenerbahçe’ye kadar deniz kıyısından yürüyüş yolu yapmaktır. Bu sebepten merdivenin tam karşısına gelen bu tekne barınağını yıkmak ve üzerinden yol geçirmek istemektedir.

Belli ki o sıralarda ortaya çıkarılan kilise ve ayazma sebebiyle barınağı yıkamamış ve yolu devam ettirememiştir.

                                                         Solda Merdivenler Yapılmış

1934 yılında ahşap yapı yıkılır ve yerine lokanta inşa edilir. Moda Park Lokantası.. Mühürdar sahilinde taverna çalıştıran Mösyö Koço, bu lokantayı işletmeye başlar.

1938 yılına ait haritalarda Moda Park Lokantası görülmektedir. Alttaki tekne barınağının üzeri lokantanın açık kısmı olur. Ayazmanın üzerinden itibaren kara tarafına doğru kapalı kısmı yapılmıştır.

                       1938 Yılı Haritasında Lokanta. Binadan Yola Birkaç Metre tıraşlanmış.

1950’li yıllarda ayazma ve kilise onarımdan geçirilmiştir.

                                                         1950’li Yıllarda Görüntü

2000’li yıllarda Kadıköy’deki Tarihi Çarşı Canlandırma Projesi Moda’yı da etkiler. Her taraf yeme-içmeci olmaya başlamıştır. Lokantanın ön tarafındaki açık kısmı da kapatılır.

2010’lu yıllarda alttaki tekne barınağı kafe halini alır.

                                                           2019 Yılında Görüntü

Lokantanın içinden geçilip 5-6 basamakla inilerek girilen bu küçük kilise günümüzde oldukça canlı bir şekilde kullanılmaktadır. Ayazması kurumuştur. 7-8m2’lik bir alandadır. Suyun çıktığı kayanın üzerine yerleştirilen mermer tezgaha dilek mumları yerleştirilmiştir. İçerdeki musluklardan artık şebeke suyu akmaktadır. Duvarda Ekaterini’nin oldukça büyük, gösterişli bir ikonası vardır.

                                                     Ekaterini İkonası

Ziyarete gelenler içinde dua edenler kadar mum dikerek dilekte bulunanlar da vardır. Duyduğum kadarıyla dileği gerçekleşenler teşekkür anlamında kandil yağı getirip bırakıyorlarmış. Sanırım artık ihtiyacı olan insanlar için yemek yağı bırakmak daha yararlı olacaktır. Zira uzun süredir kandil kullanılmamaktadır.  

İş ve kazanç konularında dilekte bulunuluyormuş ama sevgiliye kavuşma konusunda dilekte bulunulmuyormuş. Zira 18 yaşında bakire olarak ölen Ekaterini, rüyasında görüp inandığı, ilahi bir aşkla bağlandığı İsa’ya hiçbir zaman kavuşamamıştır.

                                                                  İçerdeki Kaya

Süreyya İlmen, merdiveni yaparken üst tarafındaki üçgen alanda bulunan yapıları istimlâk ettirmiş. Yukarıdan iskeleye inerken Fenerbahçe Burnunun da görüldüğü bir ferahlık olmasını istemiş. Daha sonra merdivenin alt kısmına inşa edilen ve Fenerbahçe Burnunun görünmesini engelleyen Moda Deniz Kulübü binasına çok üzülmüş. Buna karşın tarihi eser olan Ekaterini Kilisesi sebebiyle yolun sol tarafına yüksek yapı yapılmamış.

Günümüzde, Kadıköy Belediyesi’nin internet sayfasında bu alanın Turizm Tesis Alanı olarak işlendiği görülmektedir.

                                                             2019 İmar Durumu

Bildiğim kadarıyla Ekaterini Kilisesi içine girilen en küçük kilisedir. Ayrıca bir lokantayla iç içe olmasıyla da ilginçtir. Umarım kilise, lokanta ve alttaki kafe mekânı, öyküsüne uygun olarak birlikte korunur.

Kadıköy’ün tarihini didikleyerek yazmaya devam edeceğim.
ATILGAN BLOG ARİF ATILGAN ARALIK 2018


18 Aralık 2018 Salı


RASİMPAŞA’LI VOLEYBOLCU DEMİR ALP SEREZLİ VE BİR FAİR PLAY ÖYKÜSÜ
Arif Atılgan

1964-1965 Genç Takımlar voleybol sezonu İstanbul’da bitmiş, Rasimpaşa birinci, Galatasaray ikinci olmuştur. İki takım Ankara’daki Türkiye şampiyonasına katılacaktır.

İstanbul’un 1. ve 2. sinin katıldığı Türkiye şampiyonası, diğer bölgelerden de katılan takımlarla iki grup halinde oynanmaktadır. Şampiyon, grup birincilerinin final maçıyla belli olur.

                      Demir Alp Serezli Sakladığı Rasimpaşa Formasıyla.

1965 yılının şubat ayı.. Ankara’da grup maçları oynanmıştır. Birinciler, Rasimpaşa ve Galatasaray’dır.. Finali onlar oynayacaktır.. İki takım İstanbul’da birer defa birbirini yenmiştir.. Bu maç kendi aralarında da final gibidir..

                       Rasimpaşa Genç Takımı Bir Maç Öncesi Seromonide.
             
Selim Sırrı Tarcan Salonu doludur. Oyuncuların yakınlarının da yer aldığı tribünlerde heyecan had safhadadır. Takımlar sahaya çıkar. Sahadakiler de en az seyirciler kadar heyecanlıdır. Maç başlar.

Oynanan 4 set sonunda sonuç 2-2 beraberedir.  5. Set oynanacaktır..

Son set başlar.. İki takım yine yenişemez. Oyun uzamaya başlar. Skor, 15-15, 16-16, 17-17, 18-18, 19-19, 20-20, 21-21’e gelmiştir. Servis Rasimpaşa’dadır. Atılan servisi Galatasaray karşılar ve topu karşı sahaya geçirir.. Rasimpaşa’lı Demir Alp Serezli, kendisine gelen topu arkadaşı Emin Şirin’e kaldırır, Emin Şirin iner ve Galatasaraylılar çıkaramazlar. Rasimpaşa maç sayısı atacaktır. Servisi kazanırsa maç bitecek, şampiyon olacaktır. Rasimpaşa’lı oyuncular moralli ve rahat, Galatasaray’lı oyuncular moralsiz ve tedirgindir.

                       1965 Türkiye Kupası Maçlarından Birinden Görüntü.

Hakem Haluk Tuncay düdük çalmış, oyunu durdurmuştur. Servisi Rasimpaşa’ya da Galatasaray’a da vermez. Demir’i yanına çağırır. Kendisine, ‘Seni tanırım. Dürüst, efendi bir çocuksun. Elin fileye değdi mi, değmedi mi?’ diye sorar.

Maçın heyecanı Demir’e bunu unutturmuştur. Eli fileye o kadar hafif değmişti ki file oynamamıştı bile. ‘Değmedi’ dese kazandıkları servisi büyük ihtimalle sayıya çevirecekler ve şampiyonluğu kutlayacaklar.. Ama yaşamı boyunca vicdan azabı çekecektir.

‘Değdi Hocam’ der.

Bir anda oyuncuların psikolojileri tersine dönmüş, Galatasaray moralli ve rahat, Rasimpaşa moralsiz ve tedirgin duruma girmiştir. Ardından Galatasaray iki servisi üst üste kazanır ve maçı 23-21 bitirerek şampiyon olur.

İki takım da sahadan ayrılamaz. Rasimpaşalılar üzüntüden, Galatasaraylılar sevinçten ağlamaktadır.

Rasimpaşa’nın soyunma odasında ortam, üzüntülü olduğu kadar gergindir. Arkadaşları Demir’e sitem ederler.. Kulüp Başkanı İskender Çınar’ın sesi duyulur.. ‘Arkadaşlar’ der. ‘Yenildiğimiz takım Galatasaray’dır. Ülkenin en büyük camialarından birinin takımı.. Ancak bizler bugün voleybol camiasına çok önemli bir Fair Play olayı yaşattık. Yenilmeyi göze alarak dürüstlükten vazgeçmedik. Bunu bize yaşatan arkadaşımız Demir’e teşekkür edelim. Kazandığımız ikincilik birincilik kadar değerlidir. Hepinizi kutluyorum.’ Der.

İstanbul’a dönerler. Birkaç gün geçmiştir.. Demir Alp Serezli okuduğu gazetenin spor sayfasını açtığında, ‘Voleybol Genç Milli Takımı Açıklandı’ başlığını görür.  Açıklanan isimler içinde kendisi de vardır. Çok sevinir. Milli takıma davet Onun için büyük bir onurdur.

                                          Cumhuriyet Gazetesi Haberi.

Ancak, o sıralarda geçirdiği bir sakatlık ilerlemiştir. Muayeneye gider. Doktorlar spor yapmayı yasaklarlar. Ay yıldızlı formayı giyemez.  

Demir Alp Serezli bugün hala aynı karakterle yaşamını sürdürmekte, gönüllükle görev aldığı STK larda insanlara yararlı olmaktadır.
ARİF ATILGAN ARALIK 2018

Not:
-Rasimpaşa takımı çoğunlukla Saint Joseph’li voleybolculardan oluşurdu. Demir Alp Serezli Rasimpaşa’nın Saint Joseph’li oyuncularından biridir.
-Maalesef final maçıyla ilgili bir fotoğraf  edinemedim.

9 Aralık 2018 Pazar


BEYAZ VEYA HALK OLMAK
Arif Atılgan

Beyaz tanımının nereden geldiğiyle ilgili bulabildiğim bilgiler ve günümüzle irtibatları aşağıdadır.


1917 Ekim Devriminde Çarlık Rusya’sında başta saraydakiler olmak üzere aristokrasi ve bürokrat-elit kesimler ülkelerini terk etmişler. Kızıl Orduya karşı olduklarından onlara Beyaz denmiş. Türkiye’ye gelenler de Beyaz Rus adıyla bilinir. Onlar Rusya’da saraya mensup kişiler iken İstanbul’da hamallık dahil bir çok işte çalışmışlardır. Ama kültür donanımları yok olmamıştır. İstanbul halkı denize girmek dâhil birçok şeyi onlardan öğrenmiştir.

İngiltere’nin asilzadeleri Ortaçağda şatolarını büyük araziler içine yapmışlar. Şimdi bile çimenlik yapmak zorken o yıllarda yüzlerce işçi çalıştırarak geniş arazilerini çimlendirmişler. Çimenlikler içindeki malikâneler güç gösterisidir. Bugün apartman bahçelerine bile çim yapılarak elde edilen duygunun geçmişi budur.

Osmanlı’da saray bürokrasisini meydana getirenler bir nevi aristokrasi sınıfı oluşturmuşlardır. Günümüzde bazı insanların Osmanlı’yı tü kaka ederken sülalelerini saraya bağlamak istemelerinin sebebi budur.   

Avrupalı sömürgeci ülkelerin yetkilileri Afrika’da sömürdükleri ülkelerde geniş bahçelerin içindeki beyaz evlerde oturur, beyaz renkli kıyafetler giyerlermiş. Zaman zaman evlerinden çıkıp halkın arasına karışır, kendilerince onlara çeşitli “iyilikler” yaparlarmış. Bu suretle siyah derili yerli halk karşısında kendi Beyazlıklarını daha iyi hissederlermiş.  Bugünlere en uygun Beyaz tanımı budur. Halka İnmek tabirini kullananların duygusu Afrika’dakilerden ayrı değildir.

Solcu olduğunu bildiğim bir arkadaşım kendilerinin Beyaz olduğunu, günümüz iktidarına oy verenlerin Halk olduğunu söylemişti. Aşırı solcu olduğunu bildiğim bir arkadaşım İktidarın okuyan, düşünen, konuşan, sanatsever kesimleri itibarsızlaştırmak için Beyaz kelimesini kullandığını söylemişti. Medyadan öğrendiğime göre ise İktidar, Nişantaşı ve Cihangir’de yaşayanlara Beyaz kelimesini yakıştırıyor.

Görüldüğü gibi herkes konuyu kendi siyasetine alet etmiş. Kimin ne düşündüğü çok önemli değil. Ancak Beyaz kelimesiyle aristokratlık ifade ediliyorsa bunun günümüzde olamayacağı, günümüze uyarlanacaksa en az 3-4 kuşak okumuş sülalenin çocuğu olmak gerektiği bilinmelidir. Zenginlik ifade ediliyorsa bu kıstasa uygun Türkiye’de 500 civarı ailenin olabildiğini PATRİCİLER VE PLEBLER http://atilganblog.blogspot.com.tr/2015/08/patriciler-ve-plebler-mo-500-lu-yllarda.html başlıklı yazımda anlatmıştım. Sıkıntı insanımızın kendinin farkında olmamasıdır.

Nedense herkes Halka İnmekten bahseder. Kendisinin Halk olduğunu bir türlü kabul etmez. Dolayısıyla söylenmez ama herkes kendisinin Beyaz olduğunu ima etmiş olur. Öte yandan Halk olarak küçük görülen sınıf hızla değişmekte, gelişmektedir.

Biran önce Halk olduğumuzun bilincine varmalıyız. Aksi takdirde Halka İnmek bir yana Halka Çıkmak gerekecektir.
ARİF ATILGAN ARALIK 2018

5 Aralık 2018 Çarşamba


VOLEYBOLDA RASİMPAŞA SPOR KULÜBÜ İLE SAİNT JOSEPH LİSESİ İLİŞKİSİ
Arif Atılgan

Saint Joseph Lisesi eğitimin dışında spor alanındaki başarılarıyla da tanınmaktadır. Lise bünyesinden çok sayıda sporcu yetişmiştir.

Saint Joseph Lisesi voleybolda ses getiren başarılara imza atmıştır. Okul içindeki çalışmalara bakıldığında bunun sebebi kolayca anlaşılır.. Her sınıfın 3 adet voleybol takımı olmak zorundadır. Bu takımlarla okulda turnuvalar yapılır. Dolayısıyla neredeyse bütün okulun voleybol oynadığı bir ortamdan okul takımına oyuncu seçilmektedir. Okul takımı, spor örgütlenmesinden sorumlu Fransızca hocası Frer DEnis ile Beden Eğitimi hocası Muzaffer Tunçalp tarafından oluşturulur.

Moda Cem Sokağında Assomption Kilisesine ait olan alanda Saint Joseph Lisesinden Yetişenler Derneği bulunmaktadır. Okulun takımı maçlarını buradaki açık sahada yapar. 

1950'li yıllarda Saint Joseph Lisesi basketbol takımının liglerde yer alması için girişimde bulunulur. Ancak kabul edilmez. Bunun üzerine Kadıköyspor takımı kurulur.

1953 yılında Saint Joseph'li voleybolcuların oynadığı Kadıköyspor İstanbul ve Türkiye şampiyonu olur. Başarılı voleybol takımından Şevket Güventürk ve Oktay Enünlü milli takım forması da giymişlerdir.

1960 ve 1961 yıllarında Sainth Joseph Lisesi İstanbul ikincisi olur.

1963 yılında Saint Joseph ile Rasimpaşa Spor Kulübü arasında ilişki başlar. Rasimpaşa’nın başkanı İskender Çınar, hocası Metin Bıkmaz’dır.

Rasimpaşa, Yeldeğirmeni semtinde Nuh Bey Sokağındaki komşuların kurduğu ve yaşattırdığı bir mahalle takımıdır. Ekonomik durumu rakipleri gibi rahat değildir. Bu sebepten kendi mahallesinden ve okullardan yetişen genç oyuncularla takım kurmayı tercih etmektedir.

Saint Joseph’in başarılı dereceler alması dikkat çekmektedir. Metin Bıkmaz kendileriyle irtibat kurar ve okuldan yetişen oyuncularla öncelikle Rasimpaşa Kulübünün genç takımını oluşturmaya başlar. Aynı oyuncular A Takımında da oynarlar. Bu tarihten sonra Okul takımıyla Rasimpaşa adeta kardeş takım olur.

1964 Yılında Hepsi Saint Joseph’li olan İstanbul ve Türkiye Birincisi Rasimpaşa Genç Takımı. 

Birliktelik sonrası Saint Joseph Lisesinin aldığı dereceler:
1964 İstanbul Birincisi/Türkiye İkincisi
1965 İstanbul İkincisi
1966 İstanbul Birincisi/Türkiye Birincisi
1967 İstanbul Birincisi/Türkiye Birincisi

                          1965 yılı İstanbul İkincisi Saint Joseph Lisesi

Birliktelik sonrası Rasimpaşa Genç Takımı’nın aldığı dereceler:
1964 İstanbul Birincisi/Türkiye Birincisi
1965 İstanbul Birincisi/Türkiye İkincisi
1966 İstanbul Birincisi/Türkiye Birincisi
1967 İstanbul Birincisi/Türkiye Birincisi

            1965 Yılı İstanbul Birincisi, Türkiye İkincisi Rasimpaşa Genç Takımı

Birliktelik sonrası Rasimpaşa A Takımı'nın aldığı dereceler:
1963 Türkiye Üçüncüsü
1964 Türkiye Üçüncüsü
1965 Türkiye Üçüncüsü
1967 Türkiye Üçüncüsü

1960’lı yılların başlarındaki Saint Josephli voleybolcular şunlardır: Ruşen Bahar, Cavit Erkmen, Firuz Kurbanzade, Cengiz Alicanoğlu, Oğuz Gorbon, Perviz Leki, Sami Azrak, Osman İldem, Selim Şenel, Tamer Balcı, Zeren Duman, Nesim Levi, Gün Erte, Ergin Çınar, Mete Erzurumluoğlu.

Sonraki yılarda bu isimlere eklenenler olmuştur..

1964 yılında Bircan Özdeniz, Asutay Yandaş, Şemsettin Üstündağ, Asaf Erem, Bülent Aslan, Haygazer Kellecioğlu, Semih Sadioğlu, Ferdi Tunçman, Nesim Halfon, Nida Tiber, Ergün Sönmez, Enis Sarıkey, Demir Alp Serezli,

1965 yılında Tuna Kavur, Emin Şirin,

1966 yılında İbrahim Vuran, Yalçın Özüekren, Erol Lüleci, Mehmet Toydemir, Ertan Aydın, Demir Sindel,

1967 yılında İsmail Vuran eklenmiştir.

Gün Erte, Ergin Çınar, Mete Erzurumluoğlu, Şemsettin Üstündağ, Tuna Kavur, İbrahim Vuran, İsmail Vuran, Mehmet Toydemir, Yalçın Özüerkin milli takımlarda oynayan oyunculardır.

                1960’lı Yılların Başında Genç Milli Takım. 3’ü Saint Joseph’li.

                             1967 Yılında Saint Joseph’li Milli Oyuncular.

Rasimpaşa ekonomik gücünün yetersizliğinden oyuncularını elinde tutamamaktadır. Çoğunlukla yakında olan Fenerbahçe Kulübü onları keşfederek transfer etmektedir.

1970’li yılların başlarında lige katılan müessese takımlarının ekonomik gücü amatör kulüpleri zora sokmuştur. Rasimpaşa da bu durumdan olumsuz etkilenmiş ve sessizce tarihe karışmıştır. Dolayısıyla Saint Joseph Lisesiyle olan ilişkisi de bu suretle son bulmuştur. 

Saint Joseph Lisesi, sonraki yıllarda 1976 Dünya Şampiyonluğu dâhil olmak üzere yurt içinde ve yurt dışında önemli başarılar kazanmıştır.

Rasimpaşalı ve Saint Josephli eski oyuncularla sohbet edildiğinde hepsi o günleri keyifle anlatmaktadır. ‘Bazen bisiklet yaka fanilaya RP harflerini iliştirip forma yapar, sahaya öyle çıkardık.’ derken gözleri dolmakta, özellikle sıkıntılar içinde kazanılan başarıların daha değerli olduğunu ifade etmektedirler.

Bir kulüple bir okulun sportif ilişkisi.. Tamamen amatörce.. Kadıköy’ün tarihine özenle yerleştirelim.
ATILGAN BLOG ARİF ATILGAN KASIM 2018

Not:
-Kadıköyspor Kulübü 1976 yılında Efes Pilsen’e devredilmiştir.
-Rasimpaşa Kulübünün Başkanı İskender Çınar milli voleybolcu Ergin Çınar’ın babasıdır. Elbistan Başsavcılığı da yapan İskender Çınar,  T.F.F. Üyeliği ve F.B. Haysiyet Divanı üyeliği yapmıştır.
-Bu araşştırmamda bana yardımcı olan Demir Alp Serezli, Şemsettin Üstündağ ve Ferdi Tunçman'a teşekkür ederim.