İskeleler
YALOVA İSKELESİ
Yalova’da yaşam tarih öncesine
kadar gider. O zamanın en bilinen devletleri Bitinya Krallığı ile Roma
İmparatorluğu’dur. M.S. 395’te Roma İmparatorluğu bölünür. Yalova Doğu Roma
İmparatorluğu sınırları içinde kalır. Bölge 1326 yılında Osmanlı İmparatorluğu
egemenliğine geçmiştir. 1920-1921 arasında kısa bir süre Yunan işgali yaşanmış.
1929 yılında Kocaeli’nin
Karamürsel ilçesine bağlı bucak iken ilçe yapılarak İstanbul’a bağlanmıştır. Bu
kararda Yalova’yı çok seven Atatürk’ün etkisi büyüktür. Kendisi her yıl yaz
mevsimlerini burada geçirip burayı yazlık başkent gibi kullanırmış.
Yalova 1995 yılında il olur.
847km2 ile Türkiye’nin en küçük ilidir. Yüzölçümünün kabaca %10’unda yerleşim
vardır. Gerisi dağ, tepe, orman, çayır, tarla vs dir. 127km uzunluğunda deniz
kıyısına sahiptir. Yalova’da güneş denizden doğar denize batar. 43 adet köyü,
2000 yıllık Termal Kaplıcaları vardır. Nüfusu 311635’tir.
1878’de Kafkasya ve Dağıstan’dan
gelenler olmuş. 1924 yılındaki mübadelede (takas) Selanik mübadilleri gelmiş. Dedem,
babaannem, babam, amcalarım mübadildir. 1970’lerde yurt içinden göç almış.
Yalova İskelesi…
1898 Yılında 2. Abdülhamid
döneminde İstanbul’dan Yalova’ya seferler başlatılır. Padişah, babaannesi için Termal
Kaplıcaları’nı onarımdan geçirtmiştir
1929 Yılında Atatürk Yalova
İskelesi’ne inerek Yalova’ya ilk ziyaretini gerçekleştirmiştir.
1940’lı yıllarda İskele denize
uzanan bir durumdadır. Gişelerin de bulunduğu kumsaldaki yolcu salonu ahşaptır.
1950’li yıllarda arabalı vapur
için ekleme yapılır, iskele binası kagir olur. Bu arada iki yandaki kumsalın
üzerine beton rıhtım yapılmıştır.
1960’larda
İskele denize uzamış, yolcu salonu biraz daha büyümüştür.
1970’lerde
kıyıya yeme-içme tesisleri eklenmiştir.
1990’larda bu iskeleye İDO’nun
deniz otobüsü seferleri de yapılır.
2004 yılında kıyı doldurulur.
İskele ve alanı yenilenir, genişletilir.
Ayrıca yaklaşık 800m doğusuna Feribot
İskelesi yapılır.
2013 yılında Deniz Otobüsü İskelesi
yeniden inşa edilir.
İlerideki Feribot İskelesi de büyültülerek
yenilenir.
2017 Yılında Deniz Otobüsü İskelesi
devreden çıkarılır.
Feribot İskelesi tek kalır.
2026 yılında yani günümüzde
Yalova’da sadece Feribot İskelesi bulunmaktadır. Buradan Pendik ve Yenikapı’ya
arabalı vapur seferleri yapılmaktadır.
Yalova’yı 1950’li yıllardan
beri bilirim. O zamanlar Galata Köprüsü üzerindeki Köprü İskelesinden kalkan
vapurlar Ekspres ve Posta seferleri yaparak Yalova’ya gelirlerdi. Ekspres
seferde, sadece Heybeliada ve Büyükadaya uğranır dolayısıyla ulaşım çabuk olurdu.
Posta seferinde ise Kadıköy dahil tüm adalara uğranır, bu arada her iskeleye
oranın postaları bırakılırdı.
1950’ler ve 1960’lar… İskeleden
indiğinizde otobüs çığırtkanlarının ‘Bursa… Bursa…’ seslerini duyardınız. Her biri sahildeki
kendi firmasının otobüsüne yolcu bindirmeye çalışırdı. Küçük bir kasabaydı
Yalova. Sahildeki Gazi Paşa ve Yalı (Cengiz Koçal) Caddelerini saymazsak iki cadde
vardı. İstanbul Caddesi ile Fatih Caddesi. Ötesi boştu ve oralarda elektrik-su da
yoktu. İskele Meydanında Paşaköyden gelen Paşasuyu’nun musluklarının olduğu
küçük yapı bulunurdu…
İstanbul Caddesi’nde babamın
bir arkadaşının kasap dükkanı vardı. Ona uğrayıp sohbeti severdi. Selanik,
Drama, Demirciören Köyünden tanış olurlardı. Onlar küçükmüş mübadelede.
Arkadaşının babasının Selanik’te Atatürk’le çocukluk arkadaşı olduklarını
konuşurlardı. Hayranlıkla dinlerdim onları… Fatih Caddesi tarafı
Karamürsel’deki NATO Tesislerinde çalışan Amerikalıların mahallesiydi. Bir ve
iki katlı bahçeli evler vardı. O bahçelerde yerlere atılmış bisikletler ilgimi
çekerdi. Benim için çok önemli bir oyuncaktı onlar çünkü… O zamanlar Sazlık
adıyla bilinen Hacı Mehmet Ovası’nı keşke günümüz yöneticileri görmüş olsaydı.
Şimdiki Adnan Menderes Mahallesi. Diyarbakır’ın Hevsel Bahçeleri gibiydi.
Anlayın. O cennet gibi alan şimdi binalarla dolu oldu… Gazi Paşa Caddesi’nde
PTT ve yerini zorlukla anımsadığım kaymakam evi vardı. Bu cadde Atatürk’ün
Araştırma’daki Yürüyen Köşkü ile Termaldeki Atatürk Köşkü arasındadır. Atatürk
iki yanına çınar ağaçları diktirerek burayı Hıyaban (iki yanı ağaçlı yol) haline
sokmuş. Arada bir Termal minibüslerinin geçtiği sakin bir yoldu. Hemen altı da
denizdi. Ben buradan rahmetli Hasan Amcamın kullandığı öküz arabasıyla
geçtiğimi anımsıyorum. 7 veya 8 yaşımdaydım. Demiştim ki amcama ‘İleride Yalova
kalabalık olursa ağaçları keserler belki.’ İlkokul mezunu bile olmayan amcamın
cevabı ülkenin tüm belediye başkanlarına ders niteliğindeydi. ‘Ağaçlar olmazsa
bu yolun tadı mı kalır be Arif.’ Ben o gün de bu gün de o yola bayılırım. Yalovalı
için hayattır orası. Sevgili Atamıza ‘Teşekkür ederim’ hepimiz için…
Mümin Amcam ise hergün
koyunların ve ineklerin sütünü güğümlerle ata yükleyip merkezdeki süthaneye götürürdü.
Yıllar sonra öğrendim ki hayatım boyunca bayıldığım iki yoğurt markası
Yalova’nınmış ve onların üretiminde bizim sütler de varmış. Turnalar ve
Tikveşli yoğurtları… Top Sahası. Yani
futbol sahası. Şimdiki stadyumun ve tüm çevresinin bulunduğu alan. Büyük bir
çayırdı. Küçük Amcam belediyeden mera olarak kiralardı. Evi tepedeki eski
değirmenin üst tarafındaydı. O arazi bizim sülalenindi. Top Sahası, çayırın
ortasında etrafı uzun tomruklarla çevrili bir alandı. Amerikalılar burada 60-70cm
ebadındaki maket uçaklarını uçururlardı. Bazen bağladıkları ip kopar uçak dağda
bayırda bir yere düşerdi. Birgün tepelerdeki böğürtlenlere takılmış bir uçak
bulmuştum. Kanadı kırıktı. İnce çıtalarla yapılmış iskeletin üzerine grafon
kağıdı kaplanmış. Minik bir motoru ve pervanesi vardı. Uçurmayı beceremedim.
İstanbul’a götürdüm. Odamdaki çizim masamın üzerine tavana astım. Dekor olarak…
Günümüze gelirsek… İki caddesi
olan Yalova dağlara kadar büyümüş neredeyse. Üstelik en yukarılardaki köylerde
bile elektrik-su-doğalgaz var. Eski İskele yok. Paşasuyu da yok. Babamın
arkadaşının kasap dükkanı Fatih Caddesi’ne taşınmıştı. Onlar da kapattı 5-6 yıl
önce. Yoğurthaneler kapatılmış. Top Sahası stadyum olmuş. Çevresi de başka yapı
ve tesislerle dolmuş. En güzel haber Hıyabanın yayalaştırılmış olması.
Yalova’da eskiye ait hiçbir şey
kalmamış. 1957 yılında yapılışını bildiğim Amcamın tek katlı evini görüyorum
sadece. Apartmanların arasında aramanız gerek. O da yakında inşaata verilir
zaten.
Yaşamım boyunca İstanbul-Kadıköy’de
tüm yeşilliğin nasıl yok olduğuna şahit oldum. 13 yıl önce Yalova’ya ev
yaptığımda bir çok alan tarlaydı. İnce köy yolları vardı. Yok oldular. Olmaya
devam ediyorlar. Özetle buranın da yeşilliğinin yok olmasına şahit oluyorum.
Yalova İstanbul’un en uzak
iskelesi idi. Günümüzde İstanbul’un değil. Yalova İskelesi Yalova’nın artık.,
ARİF ATILGAN 2026 EKİM
https://atilganblog.blogspot.com/2026/10/yalova-iskelesi-yalovada-yasam-tarih.html
https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/yalova-i%CC%87skelesi%CC%87








Hiç yorum yok:
Yorum Gönder