6 Nisan 2025 Pazar

Köşe Yazısı

4+4+4 EĞİTİM SİSTEMİ

2014 yılıydı. Yeldeğirmeni’ndeki Osmangazi İlkokulu’nun müdürü beni çocuklarla söyleşiye çağırmıştı. O gün Okul Müdürü, Öğretmenler, Milli Eğitim yetkilileri ile sohbet te yapmıştım. 4+4+4 sistemini konuşmuştuk. Anladığım kadarıyla taşradaki köylerde ilkokuldan sonra okuyamayan kız çocuklarının okula devamlarının sağlanması için düşünülmüştü. Zira 12 yıl okula gitmek zorunlu olacaktı. Sistem 1 yıl önce gelmişti. Doğrusu o gün bu sistemi beğenmiştim. Zorunluluk olunca çocuklar 12 yıllık eğitim almış olacaklardı. Özellikle kırsal kesimdeki kız çocuklar okulu bırakmayacaklardı.

2014 Yılında Minik Öğrencilerleyim.

Ancak bugün görüyorum ki sistemin yararları kadar zararları da olmakta. Öncelikle okullarla ilgili gördüklerimi yazayım. Uzun uzun detaylandırmayacağım. Çocuklarda her türlü haylazlık var. Eskiden erkek çocuklar sorunlu olurdu. Şimdi kız çocukları haylazlıkta erkeklerle yarışıyor hatta onları geçiyor. Öğrencilerin içinde okumaya niyetli olan da var olmayan da… Olmayanları 12 yıl eğitim sisteminin içinde tutmak durumundasınız. Çok zor. O çocukların yaptığı disiplinsizliğe vereceğiniz ceza bir işe yaramıyor. Okumak niyetiyle gelenler de derslerine konsantre olamıyorlar.

Diğer yandan… Eskiden sanayi sitelerinde okumayan çocuklar çıraklık yapardı. Sonra da belli yaşa gelip işi de öğrenince kendileri dükkan açıyorlardı. Bugün o çıraklar yok. 12 yıl okuyunca da 18 yaşına geliyorlar dolayısıyla doğru düzgün para kazanacakları iş istiyorlar. Onu da bulamıyorlar tabii.

Bazen dostlarla sohbet diyorum. İnşaat piyasasında usta bulamadıklarını anlatıyorlar. Evdeki en basit tamirat işleri için bile usta bulunmuyor bulunan da çok fazla ücret istiyor. İnsanların internetten ustalık öğrenip kendi tamiratlarını yapmaya çalıştıklarını okuyorum.

Bu sistemin kaç tane kız çocuğun okumasına yaradığını merak ediyorum. Belki de tersine sonuç vermiş, kız çocuklarını okuldan uzaklaştırmıştır.

Deniyor ki ‘eskiden çıraklar pratikle iş öğrenirdi. Şimdi sanat okullarında öğreniyorlar.’  Olabilir o durum yine devam etsin. Ama okulda okumak isteyen çocuklar kalsın ve rahatlıkla eğitimlerine devam etsinler. Ayrıca sanat okulu olmayan okullar da var. Bunu da unutmayalım.

Eğitimci değilim. Dışarıdan ahkam kesiyor da olabilirim. Ama lütfen bu iş tekrar ele alınsın. Bakıyorum da ev kızlarının yanında ev erkekleri de çoğalıyor. Ben yakın çevremde üç tane biliyorum. 50 yaşına gelmişler, hiçbir işte çalışmamışlar…

68 ve 78 kuşakları bu ülkede her sıkıntıyı çekmiş ve çocuklarına çalışmama rahatlığını sağlamışlardır. Yani hazır yiyen bir kuşak… Pekiyi de onların çocukları ne olacak? Sonunda nasıl bir toplum oluşacak?

ARİF ATILGAN 2025 NİSAN  

https://atilganblog.blogspot.com/2025/04/kose-yazs-444-egitim-sistemi-2014-ylyd.html

https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/4-4-4-e%C4%9Fi%CC%87ti%CC%87m-si%CC%87stemi%CC%87

      

4 Nisan 2025 Cuma

 İstanbul İskeleleri

İSTİNYE İSKELESİ

İstinye, Sarıyer ilçesine bağlı muhtarlıktır. 15584 nüfuslu olup kuzeyde Yeniköy güneyde Emirgan semtleriyle komşu bir boğaz yerleşimidir. Derin bir koy olması dolayısıyla İstinye’ye Küçük Haliç denirmiş.

Antik çağda Sosthenion veya Leostenion adları ile anılmıştır. Bölge Stenos ve daha sonra Stenia adıyla bilinir olmuş. İstinye adının buradan geldiği düşünülür.

M.Ö. 12. Veya 13. Yüzyıllarda Truva Savaşı öncesinde yaşamış olan Argonotlar buraya adak yeri olarak bir tapınak yapmışlar. Aynı yere Roma İmparatoru Konstantin (324-337) Başmelek Mikael için kilise yaptırır. Sonraki yıllarda Ruslar buraları tahrip ederler ve yeni bir kilise inşa ederler.

İstinye’de bağ, bahçe çokmuş. Bugün var mı bilmiyorum ama çileği ünlüymüş. Yerleşimin iç kısımlarında Türkler, kıyılarında Rumlar yaşarmış. Osmanlı döneminde Haliç’e benzetilen koy, tersane ve kalafat yeri olarak kullanılmış. 1856 yılından 1991 yılına kadar kullanılan tesiste Şehir Hatlarının bir çok vapuru inşa edilmiş.

1877 yılında halkın açıktan denize girmesini önlemek için bir Deniz Hamamı yani plaj yapılmış. Bugün böyle bir tesis yok tabii.

İstinye’deki tarihi yapılardan bahsetmeyeceğim. Neredeyse tamamı çeşitli sebeplerden yıkılmış yeniden yapılmış çünkü.

Günümüzde zenginlerin yerleşimi olarak görünüyor. Hatta ünlülere rastlayabileceğiniz ünlü AVM de buradadır.

İskelenin öyküsüne gelirsek…

1851 yılında ilk İstinye İskelesi Karakolhanenin önüne kurulur.

1898 yılında Kalfa Kemal Usta tarafından yıkılır ve yeniden yapılır.

İskelenin tüm alanı 93.90m2, yanaşma yeri uzunluğu 15.30m, denizden ortalama yüksekliği 1.30m, su derinliği 4.75m’dir. Galata Köprüsü’nden uzaklığı 7.8 mil (12.55km) olup vapurla bu mesafe 38 dakikada alınır.

                                                              İstinye İskelesi.

1966 yılından sonra İstinye- Paşabahçe arasında arabalı vapur çalışınca ayrıca 1973 yılında 1. Boğaz Köprüsü de hizmete girince İstinye İskelesi iptal ediliyor.

1991 yılından sonra tersane İzmir’e taşınmış, tersane alanı sosyal-kültürel etkinliklerin yapıldığı bir alan olmuş.

                                                   İstinye Koyu’nda Tersane Yok.

2025 yılının Şehir Hatları tarifesinde İstinye İskelesi kullanılıyor.

İstinye’den Emirgan’a veya Emirgan’dan İstinye’ye yürüyüş yaptığınızda Tersaneyi tepeden görebiliyordunuz. Haliç’teki tersane normal gelirdi de Boğaz’da tersane olması ilginç gelirdi o yıllarda. İçine koca gemilerin girdiği yüzer havuzları görmek değişik duyguydu doğrusu.

Bakıyorum da… Ben de tarih olmuşum İstanbul’da…

ARİF ATILGAN 2025 NİSAN 

 https://atilganblog.blogspot.com/2025/04/iskeleleri-istinye-iskelesi-istinye.html

https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/i%CC%87sti%CC%87nye-i%CC%87skelesi%CC%87