28 Temmuz 2024 Pazar

 Anı-Öykü

KIBRIS HAREKÂTLARINDA YELDEĞİRMENİ SEMTİMİZ

Kıbrıs Barış Harekâtı… Ama sadece harekât değil, onun içindeki Yeldeğirmeni semtimin çocukları.

Önce 1964 yılındakini anımsayalım.

Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel… 1946-1949 yılları arasında Kemal Atatürk Ortaokulu’nda okumuş. Sonra Haydarpaşa Lisesi, Kuleli Askeri Lisesi ve Harp Okulu... 1955 yılında asteğmen olarak mezun oluyor. 

8 Ağustos 1964. Kıbrıs’a müdahale ediliyor. Dörtlü F-100 kolunun lideri olarak katılıyor. Yara alan uçağı düşmeden önce paraşütle atlamayı başarıyor. Ancak Rumlar’ın tarafına iniyor ve esir alınıyor. Onu Türkiye aleyhine konuşturmak istiyorlar. Konuşmuyor. Akla gelmeyecek işkenceler yapılıyor.  O derece ki… Naaşını teslim alan Türk Doktor Zihni Uzman, "Gördüklerim karşısında günlerce ağladım…’ demiştir. Cengiz Topel Kıbrıs’taki ve T.C. tarihimizdeki ilk hava harp şehidimizdir. 

Cengiz Topel

Ve sonra 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı…

İki arkadaşımız katılıyor bu harekâta. İkisi de yaşıtım. Arkadaşım. Mesut Günsev ile Mustafa Alkan Binici.

Mesut Günsev’le ilkokulda aynı sınıftaydık. Ortaokulu Kemal Atatürk Ortaokulu’nda okuduk. O Haydarpaşa Lisesi’ne gitti. Sonra Harp Okulu’na girmiş.

M. Alkan Binici Selimiye Askeri Orta Okulu’na gitti. Sonra Kuleli Askeri Lisesi ve Harp Okulu...

Mesut, 1974 yılında Kıbrıs’a harekât yapılacağını öğrendiğinde İtalya’da hastanededir. Oradan kaçarak tedavisini yarım bırakır ve orduya katılır. ‘Yaşamımda kaç defa savaş göreceğim’ demişti bana. O sıradaki rütbesi deniz amfibi piyade üst teğmendir. 

M. Alkan da harekât sırasında üst teğmen rütbesindedir. Tankla Rum birliğinin içine intihar girişi yaptığı anlatılır. Kendisi anlatmaz.

Mesut Günsev ve M. Alkan Binici de gazilerimizdir.

Kıbrıs harekâtı sırasında çok dinlenen şarkılar vardır. Örneğin, Esmeray’ın ‘Unutma-Unutama Beni’,  Ayten Alpman’ın ‘Bir Başkadır Benim Memleketim’ şarkıları.

Bir tane daha vardır ki o harekâtla anılır olmuştu.  Yasemin Kumral’ın ‘Girne’den Yol Bağladık Anadolu’ya’ şarkısı. Mesut ‘Harekâtın son gününde kendimizi bir anda mayın tarlası içinde bulduk... Askerlere moral vermek için sürekli Yasemin Kumral'ın ''Girne'den Yol Bağladık Anadolu'ya'' şarkısını söylettim. Mayınların arasından çıkmayı başardık...’ demişti. Dünyada askeri müzelerde sadece iki plak varmış. Birisi 2. Dünya Savaşı’nda Marlene Dietrich’in ‘Lili Marleen diğeri Yasemin Kumral’ın 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda ‘Girne'den Yol Bağladık Anadolu'ya’ şarkıları. 

Mesut Günsev, Yasemin Kumral, M. Alkan Binici Eski Yeldeğirmenliler Toplantımızda.

Cengiz Topel, Mesut Günsev, M. Alkan Binici ve Yasemin Kumral… Yeldeğirmeni’nin çocukları… Biz semtimizi unutamayız. 

ARİF ATILGAN 2024 TEMMUZ

Not:

-Mesut Günsev ile M. Alkan Binici binbaşı rütbesiyle emekli olmuşlardır.

-M. Alkan Binici’yi 13 Mayıs 2024 tarihinde kaybettik.

-Yasemin Kumral’ın ''Girne'den Yol Bağladık Anadolu'ya” isimli plağı Foça Askeri Müzesi’ndedir.

https://atilganblog.blogspot.com/2024/07/kibris-harekatlarinda-yeldegirmeni.html

https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/kibris-harek%C3%A2tlarinda-yelde%C4%9Fi%CC%87rmeni%CC%87-semti%CC%87mi%CC%87z

 

 


18 Temmuz 2024 Perşembe

 Köşe  Yazısı

EMEKLİLER

16 Temmuz 2024 akşamı eve geldim. TV’deki en çok izlenen haber kanalını açtım. Emeklileri tartışıyorlardı. Her biri daha önce emeklilerin maaşlarının çok yetersiz olduğunu söyleyen gazetecilerdi. Ancak dün akşam bir tanesi hariç hepsi hükümetin bütçesinin kısıtlı olduğunu ancak bu kadar verebildiğini filan söylüyorlardı. Hele programı yöneten hanımefendi öyle bir şey söyledi ki şaşırdım kaldım. Önce programa katılanlara emekli olup olmadıklarını sordu. 3 kişi emekli idi. Kendisi de dâhil diğer 3 kişi emekli değildi. Dedi ki ‘Ben bir çalışan olarak sizlerin (emeklilerin) maaşını ödemeye devam edeceğim’. Yani 2 çalışan 4 emeklinin maaşını ödüyor diye bir hesap var ya… Yaptığı gafın farkında bile olmadan bir güzel programını da devam ettirdi. Diğer katılanların hepsi fark etti ama ses etmediler bence. 

Ne demek istiyordu bu hanımefendi. ‘Ey emekliler bir an önce ölün gidin. Ben de size maaş ödemekten kurtulayım.’ Öncelikle şu bilinmeli. Emekliler yasa dışı değildir. Yasalar ne emrettiyse onları yerine getirerek emekli olmuşlardır. Eğer yanlış bir şey varsa o zamanın siyasetçilerinde vardır. Emeklilerde değil. Gelelim işin aslına…

                                       
                                                               Emeklilik.

İktidar, memurlarına ve işçilerine ne istedilerse vermiştir. Çünkü onlar sendikalıdır.  Daha sonra ekonomik program uygulamasına geçmişler ancak kasada yeterli para kalmamıştır. Emeklilere de ne kaldıysa o verilmektedir. Memurlara verilene bakarsak... Düşük dereceli bir memur anlattı bana. Kendisi 48 Bin TL alıyormuş. Ama emekli etmişler 24 Bin TL alacakmış. Yani çalışan memurlar müthiş rakamlar almaktadırlar. Özel sektörde ise 17500 TL olan asgari ücreti ücretten bile saymamaktadırlar.

SGK ve Bağ Kur emeklilerinin aldığı 10 Bin TL civarı maaşlar komik, hatta sadaka bile değildir.

10 Bin TL’den düşük maaş alan emeklilere zam yapıldı. Yüksek olanlara yapılmadı. Dolayısıyla en düşükle en yüksek eşitlendi neredeyse. Bu adaletli bir uygulama mıdır? Daha önce memurlara da böyle bir ayar yapılmıştı.

Bu iktidar 24 yıldır başımızdadır. Yapılan bir hata varsa kendilerinde aramalıdır. Yerel seçimlerde halkımız kendilerine sağlam bir uyarı yapmıştır. Görülüyor ki uyarı anlaşılmamıştır. Zamanı gelince genel seçimleri de göreceğiz.

ARİF ATILGAN 2024 TEMMUZ

https://atilganblog.blogspot.com/2024/07/yazs-emekliler-16-temmuz-2024-aksam-eve.html

https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/emekli-ler

7 Temmuz 2024 Pazar

 Köşe Yazısı

Yalova

DENİZDE BOĞULMALARA DİKKAT

Yalova’da sabah saatleri... Denizde sadece ben varım. 3 çocuk iskelenin ucuna geliyor. İlkokul yaşlarındalar. Bana ‘Ağbi burası derin mi?’ diye soruyorlar. ‘Biriniz atlayın’ diyorum. Atlayanı tutup boyunu ölçüyorum. Görüyorum ki derinlik boylarına uygun. Yani denize girebilirler. Üçü de yüzme bilmiyormuş. ‘Merdivenin yanından atlayın, uzaklaşmadan çıkın.’ Diyorum. Girip çıkıyorlar. Sonra iskelenin kara tarafına doğru biraz gerisine gidiyorlar. Orada oynuyorlar. Ben de yüzmeme devam ediyorum.

Çocuklar Denize Girenlerin Orada, Ben de İskelenin Diğer Tarafındaydım.

5-10 dakika geçiyor. İskelenin üzerinde 1 çocuk var. Diğerleri diğer tarafa atlamış. Yani ben denizdeki iki çocuğu görmüyorum. Üstteki çocuk ‘Ağbi koş.’ Diyor. Anlam veremiyorum. Çünkü orada suyun daha da sığ olacağını düşünüyorum. Ama telaşla ‘ Ağbi boğuluyorlar’ deyince bir şey olduğunu hissediyorum. İskelenin diğer tarafına önce yürüyorum. Sonra uzun süreceğini düşünüp yüzerek geçiyorum.

Çocuklardan birinin başının suya dalıp çıktığını görüyorum. Hemen kolundan tutuyorum. Diğeri de ‘Ağbi beni de tut’ diyor. Onu da diğer elimle tutuyorum. Önce tuttuğuma ‘Su yuttun mu?’ diye soruyorum. ‘ Yuttum’ diyor.

O noktanın karaya daha yakın olmasına rağmen iskelenin burnundan daha derin olduğun fark ediyorum. Çocuklar da doğal olarak öyle düşünmüşler ve kontrol etmeden atlamışlar.

İnanır mısınız? 3 çocuk orada boğulacak ve kumsaldaki o kadar insan farkına bile varamayacaktı. İyi ki denizde ben varmışım. Koşarak kumsala gittiler. Korkmuşlardı ama unutmuşlardı bile başlarına geleni. 'Çocuk işte' demiştim içimden. . 

Belediye kumsalı düzeltti. Şemsiyeleri ve yüzmek için bu iskeleyi koydu. Belli ki duşları ve soyunma kabinlerini de düzeltecek. Ama bu konuda da bir şey yapma gereği görülüyor.

Yetkililerden rica ediyorum. Neler yazılır bilmiyorum ama uyarı yazısı olan tabelalara ihtiyaç olduğu görülüyor. Kamu yönetimi böyledir. Yaptıkça yapacağınız bir başka ihtiyaç çıkar.

Bu yazı tüm plajlar için geçerlidir.

ARİF ATILGAN 2024 TEMMUZ

https://atilganblog.blogspot.com/2024/07/yazs-denizde-bogulmalara-dikkat.html

https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/deni%CC%87zde-bo%C4%9Fulmalara-di%CC%87kkat

 

5 Temmuz 2024 Cuma

 Anı-Öykü

Yalova

‘TURNALAR YOĞURDU’ YALOVA’NIN MARKASIDIR

1924 yılında Recep Vardarlı Makedonya’nın Tikveş kasabasından Türkiye’ye gelir. Önce Akhisar’a sonra İstanbul’a yerleşir. Geldiği yerdeki Vardar Nehrinden dolayı soyadını Vardar koyar.

1934 yılında Akif Turna Arnavutluk’un Tetova bölgesinden gelir. Yalova’da askeriye olduğu için burayı ticari olarak uygun görür. Çok gezdiği için Turna soyadını alır.

1943 yılında Recep Vardarlı İstanbul’da yoğurt üretmeye başlar. Markasını TİKVEŞLİ koyarak kendisinin oralı olduğunu belirler.

1948 yılında Akif Turna Yalova’da yoğurt üretmeye başlar. Markasını TURNALAR koyarak ailesini belirler.

Yoğurt Müzesindeki Yoğurt Kutuları

1960 yılında Muzaffer Turna babası Akif Turna’nın ölümü üzerine, Cumhuriyet Caddesi Mera Kuyu Camisi karşısındaki yoğurthaneyi işletmeye başlar. Yoğurthanesinde yaklaşık 200 kişi istihdam eder. Ayrıca onlarca insan da servis ve nakliye araçlarında çalışır.

Her gün köylülerden 40 ton süt toplanır. Önceleri Yalova’nın köyleri yeterken daha sonra komşu illerden de toplanmaya başlanır. Üretilen ürünler önce Yalova ve yakın illere daha sonra uzak illere de satılmaya başlanır. Çok kaliteli üretim yapılır. Muzaffer Turna “Benim ürettiğim yoğurt, bıçakla kesilir, çatalla yenilir.” Diyerek tarif ederdi yapılan yoğurdu.    

1969 yılında Muzaffer Ahmet Turna, Tikveşli Yoğurtlarının kızı olan Nuran Vardarlı ile evlenir. Bu durumda markalar da birleştirilir ve TURNALAR TİKVEŞLİ yoğurtları üretilmeye başlar. 

1978 yılında ayrılık olur ve Turnalar Yalova’nın markası olarak devam eder. Beyaz peynir ile kaşar peynir de yapılmaya başlanır.

O yıllardaki Malzemeler

1982 yılında Sakarya’da da kurulan fabrikada el değmeden üretim başlar.

Bu arada Tikveşli de büyümekte iki güçlü rakip olmaktadırlar.

1986-2002 arasında ailelerde önemli kişiler vefat eder. Bu durum kurumsallaşamayan iki firmanın çöküşünü başlatır.

1998 yılında Tikveşli, Danone-Sabancı (DanoneSA) ortaklığına satılır.

1999 depremine kadar Turnalar yoğurdu sonradan taşındığı Yalova, Bursa Caddesi’nde üretime devam eder. Ancak depremin olumsuzlukları küçülmesine sebep olur. 

2005 yılında Yalova Çiftlikköy’de üretim devam eder.

2010 yılında tam 62 yıl sonra kapanır.

2023 yılında Muzaffer Turna vefat eder.  

 

Muzaffer Turna Masasında

Aslında Tikveşli de Yalova’nın markası sayılabilir. Ama Turnalar öz be öz Yalova’nın markasıdır.

Bu iki marka ama esas olarak Turnalar Yoğurdu benim çok beğendiğim bir lezzetti. Garip bir tesadüf… Hayatım boyunca tattığım en lezzetli yoğurt memleketim Yalova’da üretiliyormuş.

Bu araştırmayı yaparken yaptığım başka bir tespit daha da garip bir tesadüfü ortaya çıkardı. Anlatayım…

1950-1970 yıllarına gidelim. Yalova’ya… Sülalemin Baba tarafına… Önce Hacı Mehmet Köyü’nde daha sonra Kamber Baba’da inekler ve koyunlar akşam otlamaktan geldiklerinde sütleri sağılırdı. Amcam onları ayrı güğümlere koyarak atın semerinin iki yanına yükler ve süthaneye (yoğurthaneye) götürürdü. Zira süt belli bir süre kaynatılmadan beklerse kesilir. Bu bakımdan acele götürülmesi gerekir. Ayrıca sabah ta hayvanlar çayıra çıkmadan önce sağılır ve sütleri yine götürülürdü. Ama esas söylemek istediğim başka... Yaşamım boyunca en beğendiğim yoğurt markasının üretimlerinin içinde meğer bizim sütler de varmış. Gerçekten garip bir tesadüf değil mi? 

Muzaffer Turna “Büyük kartellere karşı mücadelemi kaybettim” demiş. Aslında bu kısa cümle çok şey ifade ediyor. Keşke tüm Türkiye’ye satış yapacağına bölgesinde butik üretim yapsaydı.  

Günümüzün Yalova’sında köylerde hayvan beslenmiyor artık. Köylüler bile marketten alış veriş yapıyor. Yalova keşke o yıllardaki tarım-hayvancılık üretimine yoğunlaşsaydı.

ARİF ATILGAN 04/07/2024

https://atilganblog.blogspot.com/2024/07/yalova-turnalar-yogurdu-yalovanin.html

https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan/single-post/turnalar-yo%C4%9Furdu-yalova-nin-markasidir