4 Haziran 2024 Salı

 Öykü-Anı

BİSİKLET

Bisikletin tarihine bakılırsa 1790’lardan itibaren iki tekerlekli araçlar yapılmaya başlanmış. Ama bugünkünün ilki olan velespit 1860’ta pedal ön tekerlekte olarak yapılmış. Günümüzdeki bisiklet 1885 yılında bir İngiliz tarafından icat edilmiş. Sonraki yıllarda vitesli ve tekerlekleri havalı olanları üretilmiş.

İşte bu araç benim çocukluğumdaki tüm çocukların hayali idi. Daha önce yazmıştım. İlk çocukluk hayalim bir an önce çalışmak ve manavdan kilolarca yeşil erik alabileceğim parayı kazanabilmekti. Biraz daha büyüyünce tüm hayalim bir bisiklet sahibi olabilmek olmuştu.

1950 sonları ile 1960 başları idi. Sokaktaki çocuklara bisiklet alınmaya başlanmıştı. İlk Gürkan, Erkan ve Özkan kardeşlere… Önce Gürkan Ağbi, sonra Erkan ve sonra Özkan bindi o bisiklete. Rus malı XB3 marka 28 1.5 jantlı siyah bir bisikletti. Fiatı 494TL. Üçkardeş te o kadar güzel ve titiz kullanmıştı ki… Gıpta etmiştim. Sonra İlbey’e alındı. Alman malı Möve. O da 28 1.5 jantlı 565TL. Sonra Japon Mehmet’e. O da XB3 yeşil ve 28 1.5 jantlı. Sonra Mete’ye… Onunki Alman Mifa. 26 1.5 jantlı 365TL. Biraz küçüktü o. Sonra yanımızda oturan Turgut’a. Bir de Acıbadem’de oturup Karakolhane Caddesinde Et-Balık Kurumu’nun üstüne taşınan Kurtuluş isimli çocuk. Kısa boyu büyük bisiklette pedala yetmiyordu. Üstteki pedala basıp alt pedalı ayağıyla buluşturuyordu. Arada bir onlarınkilere biniyordum ama bisikletim olmasını çok istiyordum. O yıllarda sokaklarda araba filan yok. Bomboş. Tam  bisiklet için...

                                        Karakolhane Caddesi’nde Bisikleti Çocuk.

Tren yolu köprüsünün yanında oturan kızın bisiklete binmesini yazmadan geçmeyeyim. Eteklikle o kadar usturuplu binerdi ki hiçbir tarafı görünmezdi. Tren köprüsü ile Karakolhane Caddesi arasında gider gelirdi. 

Mete’yle eski Fenerbahçe Stadındaki büyük açık tribünün altına gidip Onun bisikletine sırayla binerdik beton ayakların arasında. Bir tur O. Bir tur Ben. Bir kere tamir gereken kaza yapmış ve söküp takmıştık. Sonra o işi ilerletip oyun haline getirmiştik. Bisikleti parçalayıp tekrar monte ediyorduk.

Her ders yılı başında sınıfı geçersem bisiklet sözüyle okula başlıyorum. Ders yılı sonunda sınıfı geçip bisikletçileri dolaşıyorum. Hatta elden düşmesine de razı oluyorum. Ama babam hepsine bir kulp takıyor ve ‘olmaz’ diyordu.

Babamın maaşı bisiklet parasını biraz geçiyordu. Ama arkadaşlarımın babalarınınki farklı mıydı? Üstelik ağabeyim üniversiteye girdi diye Ona gitar almıştı. İkinci el bisiklet parasıydı fiyatı. Aklım ermiyordu. Ümidi kesmiştim. Kiralık bisikletlerle idare edecektim.

Bir gün Lütfü ile Sabahattin Ağbiden kiraladığımız bisikletlerle Çamlıca’dan Moda’ya kadar her tarafa gittik. Sonunda lastikler patladı. Geç vakit karanlıkta getirdik. Kapının önüne koyduk ve içeride Sabahattin Ağbiye kiralama ücretini ödeyip gittik. Ertesi gün çaktırmadan baktım ki ikisi de onarılmış, zımba gibi kapının önüne konmuş. Allah rahmet eylesin sevgili büyüğümüze… Onlar kahrımızı çekerler ve hiç şikâyetçi olmazlardı.

Bisikletle ilgili her şey aklımdadır. Hepsini tek tek yazabilirim. Baş ağrıtmayayım.

Okul bitti. Para kazanmaya başladım. İlk araba sahibi olanlardanım. Mutlu olmuştum. Ama çocukluk yıllarımda bisiklet sahibi olsam daha çok sevinirdim.

Büyüdüm. Evlendim. Oğlum oldu. Biraz büyüyünce Ona bisiklet aldım. Birkaç yıl sonra gazeteden kuponla yeni bir bisiklet sahibi olmuştuk. Eskisini dükkânımın sokağındaki çocuklardan birine verdim. Şaşırdı. Sevindi... Ben daha çok sevindim.

Torunum oldu. İlk fırsatta Ona da bisiklet aldım ve binmeyi öğrettim.

Daha da büyüdüm. Yarı İstanbul yarı Yalova’da yaşıyorum. Yalova bisiklet için çok müsait bir kent. ‘Bol bol binerim. Yılların acısını çıkarırım.’ Diye düşündüm. Ama binemedim… Top oynarken dizlerimde menüsküs oluşmuştu. Bisiklet yasaktı.

Geçtiğimiz günlerde eşimle bunların sohbetini yapıyorduk. Babamın niye bana bisiklet almadığına aklımın ermediğini söylüyordum. O buldu… Önceki yıllarda anlattığım tornet kazamı anımsattı. Küçük Çamlıca’dan aşağı inerken asfaltın tamir için söküldüğü bir yerinde takla atmıştım. ‘Bisikletle kim bilir başına neler gelirdi? Baban seni düşünmüş belli ki.’ Dedi. Kadınların sonuca yönelik düşünce yapısına hayranım. Kısa ve öz…

Kadere inanırım. Bisiklet benim kaderimde yokmuş…

ARİF ATILGAN 2024 HAZİRAN

 

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder